Özgür Özel, Haymana Belediyesi tarafından düzenlenen Çiftçiler Buluşması İftar Programı’na katıldı. Programda konuşan Özel, Ramazan ayının ortasında olduklarını hatırlatarak tutulan oruçların ve edilen duaların kabul olmasını diledi.
İftar programında çiftçilere ve Haymanalılara hitap eden Özel, Müslüman dünyasında yaşanan savaşların ve acıların sona ermesini temenni ederek Ramazan ayının barış ve huzur getirmesi dileğinde bulundu.“ÇİFTÇİNİN BURADA DA AĞZININ TADI YOK”
“Haymana’da şüphesiz sanayi olsa çok iyi olur, nüfus kaybetmez. Ama sanayiyi doğru yere yapmak lazım. Asla tarım arazilerine dokunmamak lazım. Neden? Çünkü çok verimli, çok değerli tarım arazilerine sahip. Buğdayın, arpanın, neredeyse bu ülkenin ihtiyaç duyduğu çok önemli bir miktarını Haymana en iyi kalitede üretiyor. Ama çiftçinin bütün Türkiye’de olduğu gibi Haymana’da da ağzının tadı yok. Ben bir tarafı köyde olan, yazları köyde geçirmiş, buğday ekmiş, buğday biçmiş, pamuk etmiş, kültivatör çekmiş, üzüm bağlarında çalışmış, bağ bozumu yapmış bir kardeşinizim. 12 yaşından beri traktörün üstündeyim. Şurada resmim var ya, o traktör 1973 model. Benden bir yaş büyük. O traktörün üstüne bindim. ‘Traktör sürecek misin?’ dediler. Dedim ki ‘Sürerim.’ Son model, hidrolik direksiyonlu, kapalı kabin, içinde MP3 çaların olduğu, klimalı bir traktör ayarlamışlar bana. Yozgat’ın en güzel traktörü. Dedim ki ‘Bu traktörü herkes kullanır. 1973 model, benden bir yaş daha yaşlı direksiyonu taş gibi, freni pompalı bir traktör varsa onu kullanayım da görün.’ Geçtim, takviye ikide el gazıyla kaldırdım. Yanımdaki böyle göz ucuyla bakıyor, ‘Nasıl yaptı bu adam bunu?’ diye. O günden beri ben toprağın içindeyim. Eskiden ki Haymanalılar bilir, bütün Türkiye duysun; bir kilo buğday satınca 6 litre mazot alınıyordu. Doğru mu? Şimdi 1 kilo buğday satıyorsun, 1 kilo mazot almıyor. Çiftçinin geldiği durum ortada.”
“ZİRAAT İÇİN KULLANILAN TÜM KREDİLERİN FAİZİNİ SİLECEĞİZ”
“Açlık sınırı ki bunu yabancı değil, TÜRK-İŞ açıklıyor; 32 bin lira. Türkiye’de ortalama çiftçi geliri 19 bin 700 lira. Yani çiftçilerdeki bütün parayı, bir yıllık kazanılan parayı Türkiye’deki çiftçi sayısına bölünce 19 bin 700 lira ediyor. Yani diyoruz ya ‘20 bin lira en düşük emekli maaşı ve bununla geçinilmez’, ondan daha düşüğünü de çiftçi kazanıyor Türkiye’de. Aylık 19 bin 700 lira kazanıyor. Niye böyle oluyor? Çünkü çiftçiye hakkı verilmiyor. Kanun diyor ki ‘Gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i çiftçilere destekleme primi olarak dağıtılır.’ AK Parti hükümetleri kanunda yazmasına rağmen yüzde 1 vermiyor, binde 2 veriyor. Yani yüzde 1’in beşte birini veriyor. Haymanalı çiftçiler beş destekleme hak ediyor, kanuna göre. Ama bir destekleme alıyorlar. Yani 772 milyar lira destekleme alacakken çiftçi bu ülkede bu sene bütçeye 168 milyar lira koydu. Gelecek sene de durum geçen senekinden farklı olmayacak demektir bu. Bu kadar net. Peki biz ne yapacağız? Biz şunu yapacağız. Bir kere çiftçinin borcu var mı? Var. Ama bu borç zirai kredi borcu değil çoğunlukla. Niye? Gidiyorsun Ziraat Bankası’na, zirai krediyi günde iki - üç kişiye ya kullandırıyor ya kullandırmıyor. Ama para lazım. Mecburen gidiyorsun özel bankalara ya da devlet bankalarına, zirai kredi değil de tüketici kredisi, ıvır zıvır kredisine yönlendiriyorlar. Biz sadece zirai kredilerin değil, çiftçinin ziraat için kullandığı bütün kredilerin geldiğimizde faizlerini bir kereye mahsus tamamen sileceğiz. Ana parayı da beşe böleceğiz ve çiftçilerin hepsine bir nefes alma imkanı yaratacağız. Mazotta yüzde 40 sadece KDV var, üstüne bir de ÖTV var. Biz mazottan ÖTV’yi kaldıracağız ve nasıl AK Parti iktidarı denizdeki gemilere, yatlara, kotralara ÖTV’siz mazot veriyorsa, Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında da mazot pompada bugün olduğu gibi 65 lira değil, mazot çiftçiler için 31-32 lira olacak. Tarımda alım garantili üretim modelini getireceğiz. Sezon başlarken çiftçi ne ekeceğini, ne destekleme alacağını, kaç paraya satacağını ve kime satacağını bilecek. Devlet tarımdaki büyük bir planlama hamlesiyle; doğru çiftçiyi, doğru zamanda, doğru ürüne yönlendirip öngördüğü parayı kazanacak bir düzeni kuracak. Böyle olunca domates, patates, soğan yollara dökülmeyecek.”
“ÇİFTÇİYE, SÜT ÜRETİCİSİNE ALIM GARANTİSİ VERECEĞİZ”
“Haymana’nın süt üretimi açısından geçmişten beri önemini biliyorum. Maalesef Türkiye’de doğru bir süt yem paritesi uygulanmadığı için, sütler bir bakıyorsunuz Haymana’da Ziraat Bankası’nın önüne dökülüyor, bir bakıyorsunuz başka bir yerde başka bir protesto oluyor. Ama görünmeyen yerde daha başka bir şey oluyor. Bu süt - yem paritesi 1,5’in altına düşmeye başlayınca işin tadı kaçar. 1,1’in altına düştüğünde hayvan kesime gider. Neden? Bir hayvan 30 ay bakılmadan verimli süt vermez. 30 ay boyunca beş günde bir çuval yem yer bu hayvan. Oradan geliyorum ben, oradan. Ondan bundan duyduğumu değil, yaşadığımı anlatıyorum. Beş günde bir çuval yem yer mi amcam? Yer. Beş günde bir çuval yem yer, ayda altı çuval yem yer. Yılda 75 çuval yem yer. Bu hayvan tava gelene kadar 180 çuval yem yer. Ondan sonra yemden 1’e 1,6 pariteyle süt satarsan bu iş para kazandırır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin iktidarında yem - süt paritesi 1,6 olarak uygulanacak, bunun altında süt satılmayacak. Fiyat altına düşerse, hani bunlar köprüye geçiş garantisi veriyor ya. Biz sütçüye alım garantisi veriyoruz. Aradaki farkımız bu. İşe bak ya. Adam gidiyor İngiltere’den parayı buluyor. Geliyor Osmangazi Köprüsü’nü ya da otoyolu ya da Yavuz Sultan Köprüsü’nü yapıyor. ‘Kaç paraya geçilecek?’ ‘1000 liraya geçilecek.’ ‘Kaç kişi geçecek?’ ‘Günde şu kadar kişi geçecek.’ ‘Geçmezse farkını devlet olarak ben vereceğim.’ Taahhüde bak. Adamın ihaleyi almış, zengin müteahhidin İngiltere’den bulduğu kredisinin bile garantisi hepimiziz. Ama ben hayvanı alacağım, evladım gibi 30 ay bakacağım. 30 ay sonra süt alıcısı bir numara çekecek. Hayvan yediği fiyat kadar süt bile vermeyecek. Sonra o hayvan kesime gidecek, ben batacağım. Hayvan ölecek. Memleket de dışarıya muhtaç kalacak. Yola, köprüye, havaalanına, hastaneye, hasta, uçuş, geçiş, kaçış garantisi verildiği gibi süt üreticisine de pariteyi tutturma garantisini devlet verecek.”