<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>www.ekotime.net</title>
<link>https://ekotime.net</link>
<description>ekotime.net</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://ekotime.net</copyright>
<image>
<title>https://ekotime.net</title>
<url>
https://ekotime.net/images/genel/logo_1.png
</url>
<link>https://ekotime.net</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Satır Arasındaki Kayıp Nesil</title>
<description><![CDATA[<h2><strong>Satır Arasındaki Kayıp Nesil</strong></h2>

<p> </p>

<p>​Televizyon ekranlarını kuşatan o meşhur "reyting canavarı" aslında sadece bir sonuç; asıl mesele, toplumun ruhuna hangi tohumların serpildiği. Bugün kumandayı elimize aldığımızda karşımıza çıkan manzara hep aynı: <strong>Belinde silahıyla adaleti kendince dağıtan mafya bozuntuları, feodalizmin karanlığını "ihtişam" diye pazarlayan aşiret dizileri ve şiddetin her türlüsünü estetik bir ambalajla sunan yapımlar.</strong></p>

<p> </p>

<p>​</p>

<p>Bize dayatılan gerekçe ise çok basit: "Halk bunu izliyor, reyting alıyor." Oysa bu, sorumluluktan kaçanların arkasına sığındığı koca bir yalan.</p>

<p><strong>​</strong></p>

<p> </p>

<p><strong>Mazinin Aynasından Bugüne Bakmak</strong></p>

<p>​Pek uzağa değil, bir-iki nesil öncesine gidelim. Bu ülkede <strong>"Mahallenin Muhtarları"</strong>, <strong>"Süper Baba"</strong> ya da <strong>"Bizimkiler"</strong> izlenirken sokaklarda kimse birbirine silah çekmiyordu. O dizilerde çatışma yok muydu? Elbette vardı; ama bu çatışmalar esnafın dürüstlük sınavı, komşunun komşuya yardımı, bir babanın evladına karşı merhameti üzerine kuruluydu. <strong>Milyonlar bu dizileri nefes almadan izliyordu.</strong></p>

<p> </p>

<p>​</p>

<p>Demek ki mesele sadece "reyting" değil. Mesele, topluma neyi empoze ettiğinizdir. <strong>Siz ekranları şiddetle, entrikayla ve ahlaki yozlaşmayla doldurursanız; toplumu da o yönde manipüle etmiş olursunuz. </strong>Bir toplumu dönüştürmek istiyorsanız, önce onun hayallerini ve izlediği kahramanları değiştirirsiniz.</p>

<p> </p>

<p>​</p>

<p>Bugün yönetim kademelerinden duyduğumuz en gür seda <strong>"ahlaklı ve imanlı nesil yetiştiriyoruz" sloganı. Ancak bu idealin yansımasını so</strong>kaklarda aradığımızda karşımıza çıkan tablo oldukça düşündürücü. Eğitim sistemini şekillendirenlerin, denetleyici kurumların ve iktidarın sorumluluğu burada devreye giriyor. <strong>Bir ülkeyi yönetmek, sadece ekonomik verilerle veya idari atamalarla sınırlı değildir; o ülkenin kültürel ve ahlaki ikliminden de bizzat sorumlusunuzdur.</strong></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Sokaklara çıktığınızda görüyorsunuz: <strong>Sadece dış görünüşe, yani "vitrine" odaklanmış bir muhafazakarlık anlayışı, ruhu beslemeyi unutmuş durumda. Başörtüsünü veya dini kimliği sadece birer görsel sembol olarak taşıyan, ancak davranışlarında o değerlerin ağırlığını hissetmeyen bir nesil yetişiyor. </strong></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p>Duraklarda, meydanlarda tanık olduğumuz sahneler, ahlakın sadece "şekilcilikten" ibaret görüldüğünün kanıtı gibi. Elbette özgürlükler baki; ancak eleştiri noktamız özgürlük değil, savunulan değerlerle sergilenen eylemler arasındaki o uçurumdur.</p>

<p> </p>

<p><strong>​</strong></p>

<p>​Yöneticileri sadece mezun olduğu okul üzerinden "imanlı" diye nitelemek, öğrencileri sadece giyim kuşamıyla "ahlaklı" saymak, günümüz Türkiye'sinin en büyük yanılgısı haline geldi. <strong>Ahlak; bir insanın iş yapış biçiminde, adaleti gözetmesinde, sokaktaki nezaketinde ve vicdanında gizlidir.</strong> Görselde her şey tamam gibi duruyor olabilir, ancak eylemlere ve yaşanan toplumsal olaylara baktığımızda, o "idealize edilen" neslin nerede olduğunu sormadan edemiyoruz.</p>

<p> </p>

<p>​</p>

<p>Eğer bir toplumda liyakat yerine sadece aidiyet, merhamet yerine güç, dayanışma yerine bireysel menfaat kutsanıyorsa; televizyondaki mafya dizisi de sokaktaki ahlaki aşınma da bunun sadece doğal birer sonucudur. <strong>Bir ülkenin Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Kültür Bakanlığı'na kadar tüm yetkili organları, "Biz nerede hata yaptık?" diye sormadığı sürece, ekranlardaki o kirli sular toplumun kılcal damarlarına sızmaya devam edecektir.</strong></p>

<p> </p>

<p>​</p>

<p>Unutmayalım ki;<strong> bir toplumun geleceği vitrindeki süslerle değil, sokaktaki samimiyet ve vicdanla inşa edilir.</strong></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//satir-arasindaki-kayip-nesil/31/</link>
<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Şansı Kaybetmeyelim!</title>
<description><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><strong>Şenol Yolcu</strong></p>

<p class="isSelectedEnd"><strong>Şansı Kaybetmeyelim</strong></p>

<p class="isSelectedEnd">Ligin sonunu istediği yerde bitirmek isteyen Fırtına, bu akşam oynayacağı RAMS Başakşehir karşılaşması için tüm hazırlıklarını tamamladı ve maç saatini beklemeye başladı. Kritik virajlardan birine girilirken Trabzonspor cephesinde hem teknik ekip hem de oyuncular oldukça motive görünüyor.</p>

<p class="isSelectedEnd">Teknik Direktör Fatih Tekke, son gelişmelerle birlikte daha umutlu. Başakşehir maçı öncesinde Batagov, Muçi ve Onuachu’dan gelen olumlu haberler takımın moralini yukarı çekti. Üç oyuncunun da sahada olması bekleniyor. Bu gelişme, özellikle hücum hattında Trabzonspor’un elini güçlendirecek.</p>

<p class="isSelectedEnd"><strong>İlk 11 ve Beklentiler</strong></p>

<p class="isSelectedEnd">Sahaya Onana, Pina, Saviç, Nwaiwu, Mustafa, Oulai, Ozan, Zubkov, Muçi, Augusto ve Onuachu’dan oluşan bir kadroyla çıkılması bekleniyor. Bu kadro, ligin son 5 haftasına girilirken sahip olduğu tüm potansiyeli sahaya yansıtmak zorunda. Artık telafisi olmayan haftalardayız ve her oyuncunun maksimum performans göstermesi gerekiyor.</p>

<p class="isSelectedEnd"><strong>Takımda Son Durum</strong></p>

<p class="isSelectedEnd">Hafta boyunca yapılan antrenmanlarda adeta maçın provası yapıldı. Özellikle savunmada Wagner Pina’nın performansı dikkat çekti. Taraftarın beklentilerine cevap veren bir görüntü çizdi. Saviç ise her zamanki gibi hem formda hem de liderdi. Defansta Nwaiwu ve Eskihellaç’ın sert ve kararlı oyunu rakiplere gözdağı verdi.</p>

<p class="isSelectedEnd">Orta sahada teknik kapasitesi yüksek isimler, rakip atakları daha başlamadan kesmeye hazır. Hücum hattı ise kazanılan her topu fırsata çevirecek potansiyele sahip. İdmanlarda gördüğümüz tablo, sahaya yansıdığı takdirde Trabzonspor’un etkili bir oyun ortaya koyacağına şüphe yok.</p>

<p class="isSelectedEnd"><strong>Hatalardan Ders Çıkarmak</strong></p>

<p class="isSelectedEnd">Fenerbahçe’nin yaptığı hatalara düşmemek gerekiyor. Alanya’da yapılan bir hata var, evet. Ancak bu, aynı hataların tekrar edileceği anlamına gelmez. Önemli olan ders çıkarabilmek ve aynı yanlışları tekrarlamamaktır.</p>

<p class="isSelectedEnd"><strong>Son Viraj</strong></p>

<p class="isSelectedEnd">Ligin boyu artık iyice kısaldı. Galatasaray hata yapmadı ve Ankara’dan 3 puanla döndü. Bundan sonraki maçlarda da favori konumundalar. Ancak futbolun doğasında hata vardır. Ne zaman, nerede, kimin hata yapacağını kimse bilemez. Trabzonspor’un yapması gereken, rakiplerin puan kaybını beklerken kendi işini kusursuz yapmak.</p>

<p class="isSelectedEnd">Kimse size şampiyonluğu altın tepside sunmaz. Fatih Tekke’nin de dediği gibi: “Koşacaksınız.” Bu bir hayal bile olsa peşinden gitmek zorundasınız.</p>

<p class="isSelectedEnd">Çünkü savaşlar vazgeçildiğinde kaybedilir.</p>

<p class="isSelectedEnd">Sezon başında “Trabzonspor nerede olmalı?” sorusu sorulsaydı, belki de daha mütevazı hedefler konuşulurdu. Ama bugün gelinen noktada takım, şampiyonluk yarışının içinde kalmayı başarmış durumda. Bu bile başlı başına önemli bir başarıdır.</p>

<p class="isSelectedEnd">Avrupa hedefi hâlâ masada. Hatta daha fazlası için umut var.</p>

<p class="isSelectedEnd">Ama artık bir şeyi unutmamak gerekiyor:</p>

<p class="isSelectedEnd">Şans kapıyı çalar ama açmak senin işindir.<br />
Kaybetmekten korkarsan, şansı zaten kaçırmışsındır.</p>

<p class="isSelectedEnd"><strong>Kim Korkar Federasyondan</strong></p>

<p class="isSelectedEnd">Öte yandan Galatasaray derbisinde yaşanan “çirkin ve kötü tezahürat” nedeniyle yaklaşık 35 bin taraftara ceza verilmesine rağmen, tüm bu belirsizliklere karşın Başakşehir maçı biletleri tamamen tükendi.</p>

<p class="isSelectedEnd">Bu da gösteriyor ki; bu şehir, bu takımın peşinden gitmekten asla vazgeçmez.</p>

<p>Duyurulur…</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//sansi-kaybetmeyelim/30/</link>
<pubDate>Sun, 19 Apr 2026 09:40:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>SAĞDUYU ZAMANI</title>
<description><![CDATA[<div>SAĞDUYU ZAMANI</div>

<div> <span style="white-space:pre"> </span>Son günlerde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş merkezli yaşanan olaylar, ne yazık ki karanlık emelleri olan çevrelerin iştahını bir kez daha kabarttı. Toplumu ayrıştırmak, kardeşi kardeşe düşürmek isteyenler ellerini ovuşturmaya başladı bile. Buradan Türk milletine sesleniyorum: Uyanık olma vaktidir! Bizi birbirimize düşürmeye çalışan her türlü provokasyondan ve fitne ateşinden uzak durmalıyız.</div>

<div>Özellikle sendikalara ve sivil toplum kuruluşlarına bir çağrım var: Aldığınız kararları, attığınız adımları tekrar gözden geçirin. Birkaç kendini bilmez, niyeti bozuk öğrencinin çıkardığı olaylar bahane edilerek milyonlarca pırıl pırıl gencin eğitim hakkı gasp edilmemeli. Çocukların okuldan uzaklaştırılması kimin ekmeğine yağ sürüyor? Bu süreçlerin birileri tarafından provoke edilip edilmediğini titizlikle analiz etmeliyiz.</div>

<div>Maalesef görüyoruz ki;  bazı siyasi partiler, örgütler ve hatta bazı sendikalar, bu tür toplumsal acıları kendi ajandalarına göre yontmaya çalışıyor. Olaylara adeta bir spor takımı tutar gibi fanatikçe ve ideolojik pencerelerden bakılıyor. Oysa ülkemizde zor şartlar altında yaşayan milyonlarca insanımız var; bu insanların saf ve halisane duygularının kötü emellere alet edilmesi en büyük ihanettir. Bilgi kirliliğinin had safhada olduğu bu dönemde, her duyduğumuza inanmamalı, sosyal medyadaki dezenformasyona karşı zihnimizi korumalıyız.</div>

<div>Asıl sormamız gereken soru şudur: Suça sürüklenen bu çocukları okuldan ve toplumdan dışlayarak yok mu sayacağız, yoksa onları kazanmak için mi uğraşacağız? Eğer bu çocukları sisteme adapte edemiyorsak, onları doğru kanallara yönlendirecek mekanizmalarımız nerede? Okul kapılarına bekçi ya da polis dikmek, ancak geçici bir pansumandır. 10 evladımız gittikten sonra alınan tedbir kalıcı çözüm müdür, yoksa kalıcı çözümler üretebilecek miyiz ,zaman gösterecek !</div>

<div>Bizler müfredatı yetiştirme telaşına düşerken, çocuklarımızın ruhuna "Allah sevgisini", "insan saygısını" ve "hakkaniyeti" nakşedebiliyor muyuz? Sokakta karşılaştığı öğretmeninin hatırını sormak yerine yüzüne sigara dumanı üfleyen bir gençlik yetişiyorsa, öğrenci arkadaşlarına  ve öğretmenine silah doğrultuyorsa verdiğimiz eğitim duvara çarpıyor demektir.</div>

<div>Öğretmene Saygı: Çocuğuna yanlışını söyleyen öğretmene cephe alan veli, aslında çocuğunun geleceğine dinamit koymaktadır. Öncelikli olarak da  çocukların geleceği için veliler eğitilmelidir.</div>

<div>Anne ya da baba odaya girdiğinde çocuk tabletini/telefonunu apar topar kapatıyorsa, orada bir sorun var demektir. Çocuklarımızın dijital dünyada nelerle beslendiğini takip etmek "özel hayat gizliliği" değil, bir ebeveynlik görevidir.</div>

<div>Sonuç Olarak...</div>

<div>Sevginin ve saygının olmadığı bir yerde hiçbir eğitim metodundan verim alınamaz. Bu çocukları dışlamak yerine, daha modern ve kapsayıcı metotlarla topluma kazandırmalıyız. Unutmayalım ki; biz kendi evladımıza sahip çıkmazsak, dış mihraklar ve kötü niyetli yapılar onları kendi amaçları doğrultusunda kullanmakta tereddüt etmeyecektir.</div>

<div>Gelin, birilerinin ekmeğine yağ sürmeyelim. Sağduyulu olalım. Bataklığı kurutmak için eğitimde sevgi ve disiplini yeniden harmanlayalım. Geleceğimizi kurtaralım inşallah.</div>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//sagduyu-zamani/29/</link>
<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Hürriyet</title>
<description><![CDATA[<p style="outline: 0px; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Hürriyet; Arapçadan dilimize giren bir sözcüktür. Bağımsızlık anlamında kullanılmaktadır.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Yakın çağ tarihimizde, bağımsızlık mücadelesini veren aydınların başında, kuşkusuz Namık Kemal gelmektedir. Namık Kemal kısa ömrünün önemli bir kesimini hürriyet uğruna Abdülhamit döneminde, hapislerde geçirmiştir.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Bir ara, biraz gevşeklik görülmüştür hürriyet alanında. Onu da Namık Kemal Hürriyet Kasidesinde:</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">“Ne efsunkâr imişsin ey didarı hürriyet</p>

<div class="ads" style="outline: 0px; margin: 25px 0px 20px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; text-align: center; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;"> </div>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Esiri âşıkın olduk, gerçi kurtulduk esaretten” diyerek değerlendirmiştir.</p>

<div class="ads" style="outline: 0px; margin: 25px 0px 20px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; text-align: center; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;"> </div>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Hürriyet uğruna Avrupalara kaçan, oradan hürriyet çağrıları yapan yalnız Namık Kemal değildi elbette. Örnek göstermek için adını anmak istedim Namık Kemal’in.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Osmanlı İmparatorluğu topraklarının büyük bir bölümü Abdülhamit döneminde kaybedilmiştir. Vesvesesi yüzünden Osmanlı Donanmasını Marmara denizinde gözünün önünde saklamış, çürütmüş ve bu yüzden verilen savaşta büyük kayıplara yol açılmıştır. Bununla birlikte Orta dereceli okulların açılması ve bu konuda büyük çaba gösterilmesi de aynı döneme rastlar. Her ne ise, amacımız Abdülhamit dönemini aktarmak değil. Onu tarihçilere bırakalım.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">1840, 1888 tarihleri arasında yaşayan Namık Kemal, 48 yıllık kısa ömrüne, hürriyet konusunda, yaşamı pahasına, büyük mücadeleler sığdırmış ve kendisinden sonra gelen kuşaklara yol göstermiştir.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Hürriyet mücadelesi, her ülkenin tarihinin her döneminde hür ve bağımsız yaşamak uğruna verilmesi gereken en kutsal mücadeleler arasındadır. Hürriyet mücadelesi, yasal sınırları içinde kalarak, koşullar ne olursa olsun, verilmesi gerekli bir mücadeledir.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Bu mücadelenin en büyüğünü, en değerlisini, Mustafa Kemal, halkın deyimiyle; 7 düvele karşı vererek ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurarak göstermiştir.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Mustafa Kemal, gücünü, doğuştan gelen zeka ve yeteneğinin yanı sıra, ülkeler tarihini okuyarak ve onlardan en iyi dersleri çıkararak göstermiştir. Mustafa Kemal’in örnek aldığı kahramanlardan biri de Namık Kemal’dir.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Namık Kemal kısa ömrünün son günlerini yaşamaktadır. Oğlu, Ali Ekrem Bolayır Soyadı kanunu ile (1934) Bolayır soyadını almıştır Babasının resmini götürerek, altına bir dörtlük yazılmasını istemiştir.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Namık kemal; “Oğlum, öğle ayakkabı ısmarlar gibi şiir ısmarlanmaz, ama bırak git bakalım” demiş ve resminin altına şu dörtlüğü yazmıştır:</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">“Namus ile irfanı yetişmez mi mükâfat</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">“İkbal yolu gerçi Kemal’in kapanıktır</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Çok ak göremezsen de saçında, sakalında</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Elminnetülillah yüzü ak, alnı açıktır”</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Hürriyet mücadelesi şairi Namık Kemal’in kendisinden sonra gelen kuşaklara en güzel armağanıdır bu dörtlük.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//hurriyet/28/</link>
<pubDate>Mon, 13 Apr 2026 18:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Trabzonspor’un Alanya Hikâyesi</title>
<description><![CDATA[<p><strong>Trabzonspor’un Alanya Hikâyesi</strong></p>

<p><strong>Trabzonspor Alanya’da takıldı: Zirve yarışında kritik puan kaybı</strong></p>

<p>Trabzonspor, deplasmanda Alanyaspor ile berabere kalarak şampiyonluk yarışında önemli bir fırsatı kaçırdı. Bordo-mavililerin aldığı bu sonuç, üst sıralardaki yerini güçlendirme hedefi açısından “kaza” olarak yorumlamak doğru yaklaşım olarak kabul edilebilir.</p>

<p>Karadeniz ekibinin puan kaybı, zirve mücadelesini doğrudan etkilerken, yarışta yer alan Fenerbahçe ve Galatasaray cephesinde dengeleri yeniden hareketlendirdi. Haftayı galibiyetle kapatan Fenerbahçe puanını artırırken, Trabzonspor kritik 2 puan bıraktı.</p>

<p>Bana göre bu sonuç, Trabzonspor’u hedeflerinden tamamen uzaklaştırmış değil. Ancak sezon sonunda oluşabilecek puan tablosunda bu tür kayıpların belirleyici olabilir.</p>

<p>Özellikle Galatasaray’ın olası puan kayıplarında Trabzonspor’un bu maçta bıraktığı puanları arayabilir.</p>

<p><strong>Potadayız</strong></p>

<p>Öte yandan Fenerbahçe’nin hata payını minimumda tutmaya çalıştığı ve bu tür fırsatları değerlendirme konusunda daha agresif bir performans sergilediği dikkat çekici gelişmedir. Akıllı, topa sağlam basan, rakibe değil topa sert oyun tavrı ile yükselen grafiğinde en önemli etkendir bence.</p>

<p>Dolaylısı ile ligde kalan haftalara bakıldığında ise üç takımın da fikstürlerinin kağıt üzerinde göründüğü kadar kolay değildir.</p>

<p>Akıllı ve mantıklı oynayan bayrağı alır. Zirve yarışında her puanın altın değerinde olduğu süreçte, alınacak sonuçların şampiyonluk matematiğinde sonu belirleyeceği gibi.</p>

<p><strong>Şampiyonluk 5 Hafta Kadar Yakın</strong></p>

<p>Şampiyonluk yarışı da giderek daha kırılgan bir hal aldığı haftada Fenerbahçe kazandıkça baskıyı artırıyor. Galatasaray ise zaman zaman yaşadığı puan kayıplarıyla yarışın dengesini değiştiriyor. Bu süreçte Trabzonspor’un kaybettiği her puan daha fazla önem kazanıyor. Ancak aynı şekilde rakiplerin de hata yapma ihtimali, yarışın henüz bitmediğini gösteriyor.</p>

<p><strong>Trabzonspor’da Diriliş</strong></p>

<p>Şampiyonluk sadece iyi oyunla değil, aynı zamanda mental dayanıklılık ve kriz yönetimiyle kazanılıyor. Trabzonspor’un bu noktada en büyük avantajı ise yeniden oluşan takım ruhu ve teknik heyet ile tribünler arasındaki güçlü bağ. Kalan haftalarda fikstürlerin zorluğu, deplasman performansları ve sakatlıklar belirleyici olacak.</p>

<p> </p>

<p><strong>Galatasaray Galibiyeti Üst Sıralarda Olmak İçin Belirleyici Oldu</strong></p>

<p>Trabzonspor, geçtiğimiz hafta Galatasaray karşısında aldığı galibiyetle zirve yarışında iddiasını yeniden güçlendirmişti. Bordo-mavililer bu motivasyonla, Alanyaspor deplasmanına mutlak galibiyet parolasıyla çıktı.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarısında hem toplu hem topsuz oyunda kontrol büyük ölçüde Trabzonspor’daydı. Rakibine topu bırakan Alanyaspor ise 5-2-3’e yakın dizilişi ve ceza sahası çevresinde kurduğu derin savunmayla dikkat çekti. Bu oyun planı, bordo-mavilileri set hücumu oynamaya zorladı.</p>

<p>İkinci yarıda da benzer bir oyun senaryosu sahada görülürken, Trabzonspor özellikle kanat organizasyonları ve merkezden delme denemeleriyle gol aradı. Ancak Alanyaspor savunmasının disiplinli duruşu ve kalabalık geri dönüşleri, net pozisyonların oluşmasını zorlaştırdı. Maçın ilerleyen dakikalarında tempo yükselse de aranan gol bir türlü gelmedi.</p>

<p>Son düdükle birlikte sahadan beraberlikle ayrılan Trabzonspor, zirve yarışında önemli bir fırsatı değerlendirememiş oldu. Bu sonuç, hem puan tablosu hem de moral açısından kritik bir kayıp olarak kayıtlara geçerken, bordo-mavililerin şampiyonluk yolunda hata payını daha da azalttı.</p>

<p>Buna rağmen alınan bu beraberlik, sezonun geri kalanında belirleyici olacak mücadelenin ne kadar ince bir çizgide ilerlediğini de bir kez daha gösterdi. Trabzonspor, oyunun genelinde üstün olduğu anları skora yansıtamasa da ortaya koyduğu mücadeleyle yarışın içinde kalmaya devam edeceğinin sinyalini verdi. Kalan haftalarda ise bu tür kırılma anlarının, sezonun kaderini doğrudan belirleyeceği artık daha net görülüyor.</p>

<p><strong>Hayallerine Yaklaşan Trabzonspor</strong></p>

<p>Her ne kadar Trabzonspor’un sezon başındaki dalgalı performansı ve yaşadığı kırılmalar göz önüne alındığında, bugün gelinen nokta önemli bir toparlanmayı işaret ediyor. Bu tabloyu da Fatih Tekke’nin hanesine yazmak gerekiyor. Tekke; Trabzon’un içinden çıkan, kulübün ruhunu bilen, taraftarla bağı güçlü bir isim. Gol krallığı yaşamış, efsaneleşmiş bir figür olarak sahadaki mücadeleye de bu karakteri yansıtıyor.</p>

<p>Başarıyı sadece puan tablosuna indirgememek gerekiyor. Sezonun bitimine 5 hafta kala kaybedilecek sonuçların tüm sorumluluğunu Tekke’ye yüklemek gerçekçi değil. Aksine, takımın yeniden yarışın içine girmesi bile başlı başına bir teknik başarı olarak öne çıkıyor. Bu gerçeğin farkında olan bordo-mavili taraftar da takımını hiçbir maçta yalnız bırakmayarak güçlü bir destek veriyor.</p>

<p>Sonuç olarak, Trabzonspor için şampiyonluk ihtimali hâlâ matematiksel olarak masada. Ancak asıl kazanım, sezon başındaki kopuk görüntüden çıkıp yeniden iddialı bir kimliğe bürünmek oldu. Bu da hem teknik heyetin hem de camianın doğru yolda olduğunu gösteriyor. Kalan haftalar, bu hikâyenin nasıl tamamlanacağını belirleyecek.</p>

<p>Mutlu hafta sonu olması dileğiyle….</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//trabzonspor-un-alanya-hik-yesi/27/</link>
<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Savaş Sanattır </title>
<description><![CDATA[<p><strong>Savaş Sanattır </strong></p>

<p> </p>

<p>Savaş dediğin şey, sadece silah sıkmak, füze atmak, uçaklarla bombardıman yapmak değil.</p>

<p><strong>Akıl işi, sabır işi…</strong> <strong>Biraz da karşı tarafın zaafını kollama işi.</strong></p>

<p> </p>

<p>Daha dün ve önceki gün konuşulan şu senaryoyu düşün:</p>

<p>İran hava sahasında bir Amerikan savaş uçağı düşürülüyor. İçindeki iki pilot sağ olarak yere iniyor ve İran’ın eline geçiyor. Buraya kadar <strong>“klasik bir savaş hikâyesi”</strong> diyebilirsiniz.</p>

<p> </p>

<p>Ama asıl mesele bundan sonra başlıyor.</p>

<p> </p>

<p>İran çıkıp<strong> “pilotlar bizde”</strong> demiyor.</p>

<p>Tam tersine, devlet televizyonundan duyuru yapıyor:</p>

<p><strong>“Bu pilotları bulanlara ödül verilecek.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Şimdi burada durup düşünmek lazım…</p>

<p>Elinde esir var ama yokmuş gibi davranıyorsun.</p>

<p><strong>Niye?</strong></p>

<p> </p>

<p>Çünkü karşı tarafın ne yapacağını biliyorsun.</p>

<p> </p>

<p>ABD de tam beklenen hamleyi yapıyor.</p>

<p><strong>“Demek ki henüz bulamadılar” </strong>deyip arama-kurtarma operasyonu başlatıyor.</p>

<p> </p>

<p>Zaten başlatmak zorunda. <strong>Başlatmazsa kendi pilotuna “senin bir değerin yok” mesajı verir. O zaman yarın hiçbir pilot o kokpite gönül rahatlığıyla oturmaz.</strong></p>

<p> </p>

<p>İşte oyunun en kritik noktası tam da burası.</p>

<p>Arama başlıyor…</p>

<p> </p>

<p>Helikopterler, uçaklar sahaya giriyor. Alan genişliyor. Dikkat dağınık, refleksler aceleci…</p>

<p>Ve tam bu sırada İran devreye giriyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Sonuç?</strong></p>

<p><strong>Arama-kurtarmaya katılan iki helikopter ve bir savaş uçağı daha düşürülüyor.</strong></p>

<p> </p>

<p>Bir hamleyle üç kayıp daha… <strong>Bizim deyimimizle; "bir taşla üç kuş.."</strong></p>

<p> </p>

<p>Bakın, bu yeni bir şey değil aslında.</p>

<p>Bu toprakların, bu coğrafyanın çok eski bir aklı var.</p>

<p> </p>

<p>Eskiden kara savaşlarında buna <strong>“hilal taktiği” </strong>derlerdi.</p>

<p> </p>

<p>Ortadaki kuvvet saldırır, sonra geri çekilir gibi yapar. Düşman “kaçıyorlar” diye gaza gelir, peşine düşer. Ama fark etmez ki aslında çekildiği yer bir tuzaktır. Sağdan soldan çember kapanır, iş biter.</p>

<p> </p>

<p>Aynı mantık…</p>

<p><strong>Sadece yöntem değişmiş.</strong></p>

<p><strong>Eskiden atlı birlik geri çekiliyordu, şimdi “bulamadık” diye haber salınıyor.</strong></p>

<p> </p>

<p>Eskiden merkezdeki kuvvetleri kovalayan düşmana sağdan soldan pusu kuruluyordu, şimdi arama-kurtarma sahaya çekiliyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Ama sonuç değişmiyor:</strong></p>

<p>Düşman kendi ayağıyla tuzağa geliyor.</p>

<p>Ve işin bir de görünmeyen tarafı var…</p>

<p>Bu kayıpların ardından Washington’da dengeler sarsılıyor.</p>

<p> </p>

<p>Masadaki haritalar, planlar bir anda hesap sormaya dönüşüyor.</p>

<p> </p>

<p>Trump çıldırıyor.</p>

<p><strong>“Böyle bir hatayı nasıl yaparsınız?” </strong></p>

<p>Sanırım; <strong>"salak olan benim, ben bile böyle bir salaklık yapmam" </strong>diyerek savunma bürokrasisine yükleniyor.</p>

<p> </p>

<p>Ardından <strong>Kara Kuvvetleri Komutanı ve iki general görevden alınıyor.</strong></p>

<p> </p>

<p>Çünkü mesele artık sadece kayıp değil…</p>

<p><strong>İtibar meselesi.</strong></p>

<p> </p>

<p>Daha da önemlisi şu:</p>

<p>Karşındaki sana sadece kayıp verdirmiyor…</p>

<p>Seni kendi hatalarınla yüzleştiriyor.</p>

<p> </p>

<p>Şunu da görmezden gelmeyelim...</p>

<p><strong>İran dediğimiz ülkenin nüfusunun ciddi bir kısmı Türk kökenli. Yani bu coğrafyanın savaş hafızası, refleksi, kurnazlığı öyle kolay silinmiş şeyler değil. Bu, genetikten çok birikim meselesi.</strong></p>

<p> </p>

<p>Savaşta bazen en büyük darbe, tetiği çeken değildir…</p>

<p>Karşı tarafa o tetiği ne zaman çekeceğini senin belirlediğin andır.</p>

<p> </p>

<p>Ve o an geldiğinde…</p>

<p>Artık geri dönüş yoktur.</p>

<p> </p>

<p><strong>Çünkü o savaş, sahada değil...</strong></p>

<p><strong>Zihinde kaybedilmiştir.</strong></p>

<p> </p>

<p><strong>Ve zihinde kaybedilen bir savaşın sonucu her zaman ağır olur.</strong></p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//savas-sanattir/26/</link>
<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 11:49:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türkiye İhracatta Yol Ayrımında mı?</title>
<description><![CDATA[<p><strong>Türkiye İhracatta Hedefe Koşuyor: Geleceği Parlak </strong></p>

<p>Maalesef ki bulunduğumuz savaş atmosferine rağmen Türkiye, ihracatta geri adım atmıyor. Döviz kazancı sağlayan, ekonomiyi büyüten ve istihdam yaratan ihracat, ülkemizi uluslararası rekabette güçlendiren alternatif olmaya devam ediyor.</p>

<p>Türkiye ekonomisinin en önemli göstergelerinden biri olan <strong>ihracat</strong>, son yıllarda genel olarak artış gösterse de dönemsel dalgalanmalar dikkat çekiyor. Küresel gelişmeler, kur politikaları ve üretim maliyetleri bu değişimde belirleyici rol oynuyor. Ülkemiz savaşın ortasında olmasa da küresel yansımalar tüm dünyayı ve bizi etkiliyor.</p>

<p><strong>Hedefler İddialı</strong></p>

<p>Türkiye, 2025 yılı için <strong>390 milyar dolarlık ihracat hedefi</strong> belirledi. Bu hedef, zorlu ekonomik koşullara rağmen oldukça iddialıydı. Peki bu hedef gerçekleşti mi? Evet, Türkiye hedefe yaklaşmayı başardı.</p>

<p><strong>Sürdürülebilir Bir İhracatçı mıyız?</strong></p>

<p>Türkiye, ihracatta sürdürülebilir bir ülke olma potansiyeline yüksek derecede sahip. Güçlü yanlarımız şöyle özetlenebilir:</p>

<ul>
	<li>Geniş üretim kapasitesi: otomotiv, tekstil, makine, beyaz eşya</li>
	<li>Genç ve dinamik iş gücü</li>
	<li>Hükümet destekleri: teşvikler ve ihracat kredileri</li>
</ul>

<p>Karşılaştığımız bazı zorluklar da mevcut:</p>

<ul>
	<li>Yüksek enerji ve üretim maliyetleri</li>
	<li>Düşük katma değerli üretime bağımlılık</li>
	<li>Küresel rekabet ve döviz dalgalanmaları</li>
</ul>

<p>Buna rağmen Türkiye, ihtiyaç duyulan ürünleri ihraç ederek pozitif bir yolda ilerliyor. İşte ihracat yaptığımız bazı ülkeler ve ihraç ettiğimiz ürünler: <strong>Almanya’ya:</strong> otomotiv, makine, tekstil, <strong>ABD’ye</strong> makine, kimya, gıda, <strong>İtalya’ya, Fransa’ya ve İngiltere’ye</strong> tekstil, otomotiv, beyaz eşya, <strong>Irak ve BAE’ye</strong> gıda, inşaat malzemeleri, <strong>Rusya ve Çin’e</strong> enerji ve sanayi ürünleri.</p>

<p><strong>Geleceğimiz Parlak</strong></p>

<p>İhracatı tek kelime ile özetlemek gerekirse; Türkiye için <strong>hem ekonomik hem stratejik bir fırsattır. </strong>Doğru politikalar ve yatırım stratejileriyle uzun vadede ülkenin refahını arttırabilir. Kısa vadede Türkiye’nin ihracatının artmasını sağlamak. Özellikle <strong>AB ve Orta Doğu pazarları</strong> büyüme potansiyeli taşıyor. Savaşa rağmen. Orta ve uzun vadede ise Türkiye’nin <strong>güçlü ve sürdürülebilir bir ihracat ülkesi</strong> olabilmesi için: Katma değerli üretime yatırım, Teknoloji odaklı üretim, İhracat çeşitliliğinin artırılması stratejik önemdedir. Uzmanlar, Türkiye’nin bu alanlarda stratejik planlama, maliyet yönetimi ve yenilikçi üretim politikalarıyla ihracatta sadece miktar değil, <strong>kalite ve değer açısından da global rekabette söz sahibi olabileceğini</strong> düşünmemiz gerekiyor.</p>

<p><strong>Sadece Döviz Kazancı Olarak Görmemeliyiz</strong></p>

<p>Türkiye için ihracat, yalnızca bir ekonomik faaliyet değil; <strong>döviz kazancı sağlayan, istihdam yaratan ve uluslararası rekabette Türkiye’yi güçlendiren hayati bir stratejik ürünler topluluğudur.</strong> Gelecekte sürdürülebilir bir büyüme için hedefler net olmalı, planlar stratejik olmalı ve teknoloji ile katma değerli üretimle dünyada dikkat çekmeliyiz. Çünkü dünya henüz Türkiye’yi tam anlamıyla tanımadı.</p>

<p><strong>Savaş Biterse</strong></p>

<p>Savaşın bitmesi durumunda Türkiye’nin ihracatı, küresel pazarlarda rekabet avantajını artırarak <strong>hızlı büyüme ve çeşitlenme potansiyeline sahip olabilir.</strong></p>

<p>Gelecek yazımızda Trabzon’un ihracat potansiyelini incelemeye çalışacağız.</p>

<p>Kalın sağlıcalıkla…</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//turkiye-ihracatta-yol-ayriminda-mi/25/</link>
<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 13:09:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İşte Taraftar İşte Maç</title>
<description><![CDATA[<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(shadow-height) has-data-writing-block:pt-(shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto scroll-mt-(header-height)" data-scroll-anchor="false" data-testid="conversation-turn-3" data-turn="user" data-turn-id="265db49c-bca6-4e46-b8ed-ca8f0d558d0a" dir="auto"> </section>

<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(shadow-height) has-data-writing-block:pt-(shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto scroll-mt-[calc(var(header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" data-scroll-anchor="true" data-testid="conversation-turn-4" data-turn="assistant" data-turn-id="request-WEB:2f7cf3a0-9764-4d5f-906e-45147a5e2c3b-1" dir="auto">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [thread-content-margin:var(thread-content-margin-xs,calc(var(spacing)*4))] @w-sm/main:[thread-content-margin:var(thread-content-margin-sm,calc(var(spacing)*6))] @w-lg/main:[thread-content-margin:var(thread-content-margin-lg,calc(var(spacing)*16))] px-(thread-content-margin)">
<div class="[thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" data-message-author-role="assistant" data-message-id="20c9283a-b159-4013-8c70-e82f8db34e73" data-message-model-slug="gpt-5-3" data-turn-start-message="true" dir="auto" tabindex="0">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word light markdown-new-styling">
<p data-end="69" data-start="0"><strong data-end="69" data-start="0">TRABZON’DA DERBİ ATEŞİ: TRABZONSPOR–GALATASARAY MAÇINA BÜYÜK İLGİ</strong></p>

<p data-end="388" data-start="71">Trendyol Süper Lig’de heyecan doruğa çıkarken, <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Trabzonspor</span> ile <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Galatasaray</span> arasında oynanacak kritik mücadeleye ilgi her geçen gün artıyor. 5 Nisan’da <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Papara Park</span>’ta oynanacak karşılaşma öncesinde şehir adeta derbi havasına girmiş durumda.</p>

<p data-end="662" data-start="390">Ligde aldığı başarılı sonuçlarla üst sıralardaki yerini sağlamlaştıran Trabzonspor, liderle arasındaki puan farkını kapatmaya yaklaşmışken bu kritik viraja giriyor. Bordo-mavililer için Galatasaray karşılaşması, sezonun en önemli dönüm noktalarından biri olarak görülüyor.</p>

<h3 data-end="709" data-section-id="1u5tcuv" data-start="664">Galatasaray’da düşüş ve kritik sakatlık</h3>

<p data-end="1004" data-start="710">Sarı-kırmızılı ekipte son haftalarda yaşanan performans düşüşü dikkat çekerken, takımın önemli gol ayağı <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Victor Osimhen</span>’in sakatlığı moralleri bozdu. Yıldız forvetin yaklaşık 5 hafta sahalardan uzak kalacak olması, zirve yarışındaki rakiplerin iştahını kabartmış durumda.</p>

<p data-end="1267" data-start="1006">Bu gelişme sadece Trabzonspor cephesinde değil, zirve takibini sürdüren <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Fenerbahçe</span> açısından da kritik bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Ligin ilk üç sırasında yaşanacak rekabetin önümüzdeki haftalarda daha da kızışması bekleniyor.</p>

<h3 data-end="1320" data-section-id="1ecgef9" data-start="1269">Trabzonspor’da iç dinamikler ve Tekke faktörü</h3>

<p data-end="1573" data-start="1321">Sezon başında beklenen transfer hamlelerini gerçekleştiremeyen Trabzonspor, yoluna mevcut kadrosuyla devam ediyor. Bu durum taraftarlar başta olmak üzere camianın bazı kesimlerinde eleştirilere yol açsa da, yönetim cephesinde farklı bir yaklaşım hakim.</p>

<p data-end="1865" data-start="1575">Teknik direktör <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Fatih Tekke</span> ise takım içindeki rekabeti artırarak oyunculardan maksimum verim almayı hedefliyor. Trabzonspor ruhunu sahaya yansıtma konusunda tecrübeli teknik adamın motivasyon gücü, kritik derbi öncesinde en önemli kozlardan biri olarak görülüyor.</p>

<h3 data-end="1906" data-section-id="11x5uyn" data-start="1867">Şehir hazır, biletler kapış kapış</h3>

<p data-end="2244" data-start="1907">Karşılaşmanın biletleri satışa çıkar çıkmaz yoğun ilgi görürken, Trabzon’da futbol atmosferi şimdiden zirveye ulaştı. En düşük bilet fiyatının 1.750 TL olarak belirlenmesi, kulübün bu maçtan yüksek bir gelir elde edeceğini gösteriyor. Daha önce Fenerbahçe maçında elde edilen gişe başarısının bu karşılaşmada da tekrarlanması bekleniyor.</p>

<h3 data-end="2264" data-section-id="fll1om" data-start="2246">Kritik viraj</h3>

<p data-end="2477" data-start="2265">Trabzonspor için Galatasaray karşılaşması sadece bir derbi değil, aynı zamanda sezonun kaderini belirleyebilecek bir eşik. Alınacak olası bir galibiyet, bordo-mavililer adına yeni bir serinin başlangıcı olabilir.</p>

<p data-end="2612" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="2479">Futbolseverleri nefes kesen bir mücadele beklerken, gözler 5 Nisan’da Papara Park’ta oynanacak bu dev karşılaşmaya çevrilmiş durumda.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</section>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//iste-taraftar-iste-mac/24/</link>
<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 07:59:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Asıl Soruyu Sormayanlar</title>
<description><![CDATA[<p><strong>Asıl Soruyu Sormayanlar</strong></p>

<p> </p>

<p>Haçlı Seferleri sırasında İslam dünyası tek bir güç değildi; birbirleriyle çekişen, parçalanmış devletlerden oluşuyordu. <strong>Ortak bir duruş sergilenemediği için</strong>, dışarıdan gelen güçler bu dağınıklığı kolayca avantaja çevirdi.</p>

<p> </p>

<p>Tarih bize şunu açıkça gösteriyor: <strong>İçeride birlik yoksa, dışarıdan gelen tehdit sadece sonucu hızlandırır.</strong></p>

<p> </p>

<p>Bugün anlatılanlara baktığımızda, değişen pek bir şey olmadığını görüyoruz.</p>

<p>Arap ülkeleri neden İran’ı kınıyor sorusuna verilen cevap hep aynı: <strong>“İran onların topraklarına füze attı.”</strong></p>

<p> </p>

<p>İyi de kimse dönüp şu soruyu sormuyor: <strong>O topraklardaki Amerikan üslerinden İran neden vuruluyor? O üsler orada ne arıyor?</strong></p>

<p> </p>

<p>Asıl konuşulması gereken yer burası ama nedense herkes bu kısmı sessizce geçiyor.</p>

<p>Mesele sadece atılan füze değil; o füzeyi doğuran şartlar. <strong>Ama biz sonucu tartışıp sebebi görmezden geliyoruz.</strong></p>

<p> </p>

<p>Türkiye tarafına baktığımızda da benzer bir tablo var. <strong>Kürecik’teki radarların İran’dan kalkan füzeleri takip ettiği, savunma sistemlerine veri sağladığı konuşuluyor ama bu da açık açık dile getirilmiyor. </strong>Sonra Türkiye’nin de içinde olduğu İslam ülkelerinin İran’ı kınaması “gayet normal” diye anlatılıyor.</p>

<p> </p>

<p>Daha da ilginci, bu söylemi en çok savunanların bir kısmı Türkiye’deki sosyal medya kullanıcıları… Özellikle <strong>iktidarı destekleyen bazı çevreler, ne olursa olsun mevcut politikayı savunmak için her türlü gerekçeyi üretiyor.</strong></p>

<p> </p>

<p>İsrail ile ticaret mi eleştiriliyor? Hemen hazır cevaplar: <strong>“Uluslararası hukuk”, “transit geçiş”, “Filistin’e yardım.”</strong></p>

<p>Sanki o yardımlar gerçekten Filistin’e ulaşıyormuş gibi bir tablo çiziliyor.</p>

<p> </p>

<p>Ama iş Amerika’ya gelince…</p>

<p>İş değişiyor.</p>

<p><strong>Binlerce kilometre öteden gelip başka bir ülkeyi vuran bir güce “Bu uluslararası hukuka aykırıdır” demek nedense zorlaşıyor.</strong></p>

<p>Derin bir sessizlik başlıyor.</p>

<p> </p>

<p>Oysa mesele çok açık:</p>

<p><strong>Zulme rıza göstermek de, zulüm karşısında sessiz kalmak da insanı zalimin safına yaklaştırır. </strong></p>

<p> </p>

<p>Bu sadece inancın değil, vicdanın da gereğidir.</p>

<p>Bugün daha tehlikeli bir noktadayız:</p>

<p><strong>Yanlış yapanı değil, yanlışı ortaya çıkaranı sorguluyoruz.</strong></p>

<p> </p>

<p>Hırsızlık varsa “kim yaptı?” yerine “<strong>kim ortaya çıkardı</strong>?” diye soruluyor.</p>

<p> </p>

<p>Yolsuzluk konuşulunca suç, yapanın değil, konuşanın üzerine yıkılıyor.</p>

<p> </p>

<p>Ve en düşündürücü tarafı şu:</p>

<p><strong>Bunu yapanların önemli bir kısmı kendini dindar, hassas, vicdanlı olarak tanımlayan insanlar.</strong></p>

<p>Oysa hak ve hukuk, kişiye göre eğilip bükülecek bir şey değildir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Kendi tarafına gelince savunulan, karşı tarafa gelince unutulan bir adalet, adalet değildir.</strong></p>

<p> </p>

<p>İsrail’e karşı birkaç cılız söz…</p>

<p>Ama Amerika söz konusu olunca derin bir sessizlik…</p>

<p>Bu denge değil, bu açık bir çekinme.</p>

<p><strong>Bölgede birçok yönetim için mesele halk değil, koltuk.</strong></p>

<p> </p>

<p>Güçlü olana ses çıkaramayıp zayıf gördüğüne yüklenmek en kolay yol.</p>

<p>Ama asıl tehlikeli olan, bunu sorgulamadan kabul eden zihinler.</p>

<p> </p>

<p>Boşuna dememişler:</p>

<p><strong>“Çobanın dünyası koyunun kuyruğu kadardır.”</strong></p>

<p>İnsan ne kadarını görmeye razıysa, hakikat de ona o kadar görünür.</p>

<p> </p>

<p>Ve bu bakış açısı değişmedikçe…</p>

<p><strong>Ne ülkemizde ne bu coğrafyada ne de dünyada gerçek anlamda bir düzelme mümkün görünmüyor.</strong></p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//asil-soruyu-sormayanlar/23/</link>
<pubDate>Tue, 24 Mar 2026 10:28:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tükenmişlik Sendromu</title>
<description><![CDATA[<p>Trump: Eğer İran 48 saat içinde Hürmüz Boğazı'nı açmazsa, enerji santrallerini imha edeceğiz.</p>

<p>ABD Başkanı: İran'ın liderlerini öldürdük ve deniz ve hava kuvvetlerini yok ettik, artık hiçbir savunmaları yok.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, bugün, 2 Nisan Pazar günü, Hürmüz Boğazı'nın önümüzdeki 48 saat içinde uluslararası gemi trafiğine tamamen açılmaması halinde İran'ın en büyük enerji altyapısını bombalayıp yok edeceği tehdidinde bulundu. Hadi oradan  şimdi de masum insanlarının  yaşam hakları ile  mi  İran'ı tehdit ediyorsun. Sen zaten  kalleşlikten başka bir şeyden anladığın yok.</p>

<p>Trump, "Truth Social" adlı sosyal ağ üzerinden İranlı yetkililere bir süre sınırı koydu ve bu hayati su yoluna yönelik tehditlerin devam etmesi halinde ABD'nin en büyükleri de dahil olmak üzere çeşitli İran enerji tesislerine saldırmaya hazır olduğunu vurguladı. Kendi başına  karar verip kendi başına uyguluyorsun .Yanında Nato yok  Avrupa  yok  .Oturup da bir düşün ben nerede yanlış yapıyorum .</p>

<p>Trump mesajında şunları yazdı: "Eğer İran, herhangi bir tehdit olmaksızın, bundan sonraki 48 saat içinde Hürmüz Boğazı'nı tamamen açmazsa, Amerika Birleşik Devletleri en büyüğünden başlayarak çeşitli enerji tesislerine saldırıp onları yok edecektir."<br />
Trump ayrıca, ABD'nin İran'ı tamamen yok ettiğini ve ülkesinin hedeflerine planlanandan önce ulaştığını vurguladı.  Ana işin aslı  öyle değil . O zaman neden  enerji kaynaklarını vurmakla tehdit ediyorsun.</p>

<p>ABD Başkanı, Truth Social adlı sosyal ağda yaptığı bir paylaşımda, New York Times gazetesinde dile getirilen eleştirilere yanıt olarak şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri İran'ı tamamen yok etti, ancak zayıf analistleri David Sanger, hedeflerime ulaşamadığımı söylüyor. Evet, hedeflerime planlanandan haftalar önce bile ulaştım."<br />
Sözlerine şöyle devam etti: "Liderleri öldürüldü, donanmaları ve hava kuvvetleri yok edildi, savunma güçleri kalmadı ve bir anlaşmaya varmak istiyorlar. Ama ben istemiyorum." Senin ne istediğini  tüm dünya  biliyor. Kan emicilik sende , insan eti yemek sende , çocuklara neler yaşattığın sende. Bizim bir şey bilmemize gerek yok.</p>

<p>"Planlanandan birkaç hafta öndeyiz," dedi Trump. "Başarısız New York Times her zaman yanılıyor, tıpkı benim hakkımdaki beceriksiz haberlerinde olduğu gibi."</p>

<p>Amerika ve İsrail ,İran ile  baş edemeyeceğini anlayınca   Natoyu  göreve çağırdı.  Türkiye’ye yi  nereden geldiği belli olmayan  füzeler ile İran’a karşı savaşa sokmaya çalıştı . Yetmedi ABD ve İsrail İran’ da ki  balistik füzelerin menzillerinin Avrupa’ yı vuracak    nitelikte olduğunu söyleyerek  onları da savaşa ortak etmeye çalışıyor. Yetmedi Çin  ve Ukrayna’dan destek istedi . ABD senatosu  savaş harcamalarına   tepki  gösterdi  . Şimdi de ABD  İran’da ki enerji santrallerini vurmakla tehdit ediyor. Bu tükenmişlik sendromudur .</p>

<p>ABD  ,İran ‘nın   kendisi gibi  ülkesini savunmak için  ,savunma sanayilerini güçlendirdiğini biliyor. ABD ,İNGİLTERE, FRANSA.İSRAİL,ALMANYA  bu konuda  ne yapıyorsa İRAN ‘da onu yapıyor.  ABD ‘nin asıl amacı  İRAN petrollerinin    ÇİN’e  onun para birimi ( YUAN) üzerinden satış yapması ile  ilgilidir. ABD doların  tek başına dünya ekonomisine hakim olmasını istiyor . Olan  Ortadoğu halkın  oluyor. ABD,  Çin ‘in enerji kaynaklarını  İran Üzerinden  zayıflatmak istiyor .  Böylece   ,Dünya ticaretinin  %28 ni elinde tutan Çin’e bu şekilde darbe vurmanın  hesaplarını yapıyor.  Venezüella   da yaşananlarda bunun bir parçasıdır.  Bunun   bir diğer ucu  da Türkiye'ye  dokunuyor .ABD  komşundan  petrol alımına bile  ambargo  koydu. ABD 'nin ekonomik çıkarları için   bölge ülkelerini    her  şeyine alet ediyor.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//tukenmislik-sendromu/22/</link>
<pubDate>Mon, 23 Mar 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ya benim olacaksın ya da toprağın!”</title>
<description><![CDATA[<p style="outline: 0px; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Kadınları öldürenler, başlıktaki ifadeyi ileri sürerek öldürüyorlar. Böyle bir mantık, böyle bir hak, böyle bir insanlık var mı?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Elbette yok. ABD’nin bugünkü başkanı da, pek çok ülkeye böyle diyor: “Ya, yeraltı, yerüstü varlıklarınızla Amerika’nın olacaksınız ya da yok olacaksınız!</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">ABD, belirlediği ülkelere karşı savaş açınca, hangi bahaneyi ileri sürerse sürsün, sonuç, “bizim olacaksınız” gerçeğine çıkıyor.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Bugüne kadar, savaşı başlattığı ülkelerin kimilerinden eli boş döndüğü de oldu. Ama ne Amerikan başkanları vaz geçti bu haksız ve hukuksuz isteklerinden ne de dünyadaki ülkeler ders çıkardı ABD’nin bu davranışlarından.</p>

<div class="ads" style="outline: 0px; margin: 25px 0px 20px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; text-align: center; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;"> </div>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">“Ben güçlüyüm, benim her dediğim olacak!” gibi bir düşünce geçerli olabilir mi?</p>

<div class="ads" style="outline: 0px; margin: 25px 0px 20px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; text-align: center; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;"> </div>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Bu düşünce, uluslar arasında olduğu gibi, bireyler arasında da geçerli olsa, yeryüzünde rahat, huzur kalır mı?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Amerika, 2003 yılının Mart’ında, Irak’a hangi gerekçe ile saldırmıştı?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">“Irak Başkanı Saddam Hüseyin’in elinde, kimya imha silahları var. Hem komşu ülkeleri bu tehditten kurtaracağız, hem de Irak’a demokrasi getireceğiz!”</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Böyle dememişler miydi?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Ne oldu?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Bir milyondan çok Iraklıyı öldürdüler. Kukla bir mahkeme kurdurarak Saddam Hüseyin’i idam ettiler. Irak’ta kimya imha silahları bulundu mu? Irak’a demokrasi geldi mi?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Hiçbiri olmadı. Param parça oldu Irak. Amerika’nın tüm dünya ülkeleri için istediği bu. Kendilerini tehdit edebilecek hiçbir güce ulaşmasın ülkeler. Yalnız kendileri için değil, dünyanın başına bela olmakta direnen İsrail için de ayrı düşünceyi taşıyor Amerikalılar.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Kendini çok güçlü gösteren Amerika, her zaman kuyruğuna taktığı İsrail’le birlikte, öğle 4 günde, 8 günde, aylarca ortadan kaldıramayacağını anladığı İran’la baş edebilmek için, Arap ülkelerinin tümünü, İngiltere’yi ve Avrupa ülkelerini de, İran’a vurmaya çağırıyor.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Arap ülkeleri ve Avrupa ülkelerinden şimdilik, savaşa doğrudan karışan olmadığı gibi, ülkesindeki üstleri kullandırmayacağını açık açık söyleyen tek bir ülke çıktı, bu mertliği gösteren; o da İspanya. Arap ülkelerinden bu mertliği beklemiyoruz ama, Avrupa ülkeleri İspanya’yı örnek almalıdır bu konuda.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Tüm ülkeler, dünyadaki ülkelerin ve o ülkelerde yaşayan insanların selameti için, gerekirse yanmayı bile göze almalıdır.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Aksi halde, Nazım Hikmet’in söylediği gibi:</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">“Sen yanmazsan, ben yanmazsam, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?”</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//ya-benim-olacaksin-ya-da-topragin/21/</link>
<pubDate>Sat, 21 Mar 2026 17:04:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kahramanların Yazdığı Destan</title>
<description><![CDATA[<p><strong>Kahramanların Yazdığı Destan</strong></p>

<p><strong>Çanakkale…</strong></p>

<p>Adı anıldığında bile yüreklerde bir sızı, gözlerde bir gurur belirir. Çünkü orası sadece bir savaşın değil, bir milletin yeniden dirilişinin adıdır. <strong>O topraklarda süngüyle yazılmış bir destan, kanla sulanmış bir tarih ve dualarla yükselmiş bir zafer saklıdır.</strong></p>

<p> </p>

<p>Çanakkale’yi anlamak için bazen büyük tarih kitaplarına değil, cepheden yazılmış bir askerin mektubuna bakmak yeterlidir. <strong>Muallim Hasan Ethem’in annesine yazdığı satırlar, </strong>o cephedeki ruh hâlini bütün samimiyetiyle anlatır:</p>

<p> </p>

<p><strong>“Valideciğim… Nasihatamiz mektubunu, ortasından dere geçen yemyeşil bir ovanın ortasında, bir armut ağacının altında otururken aldım. Yeşil ekinlerin rüzgârda eğilişi sanki annemden gelen mektubu selamlıyor gibiydi… Hepsi bana doğru eğilip kalkıyor, mektup geldi diyerek beni tebrik ediyordu.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Cephede kan ve barut kokusu vardır ama Hasan Ethem’in satırlarında aynı zamanda tabiatın huzuru ve iman dolu bir ruh da vardır. O, etrafına bakarken doğayı bile kendisiyle sevinir gibi anlatır:</p>

<p> </p>

<p><strong>“Başımı kaldırdım, gölgesinde oturduğum ağacın yaprakları raks eder gibi sallanıyordu. Bir bülbül tatlı sesiyle sanki sevincime iştirak ediyordu. Cığıl cığıl akan dere ise validemden gelen mektuptan dolayı gülüyor, oynuyor, köpürüyordu.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Bir süre sonra hizmet eri ona sütlü çay getirir. Hasan Ethem şaşırır:</p>

<p> </p>

<p><strong>“Mustafa, bu sütü nereden aldın?</strong></p>

<p><strong>—Şu derenin kenarında yayılan sürünün çobanından aldım efendim, 10 paraya…</strong></p>

<p><strong>Valideciğim, 10 paraya yüz dirhem süt, hem de su katılmamış… Koyundan şimdi sağılmış… Aldım ve içtim.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Fakat o sırada cephede başka bir manzara vardır. Dere kenarında askerler çamaşır yıkamaktadır. İçlerinden biri ezan okumaya başlar. Hasan Ethem o anı şöyle anlatır:</p>

<p> </p>

<p><strong>“O güzel çayın yeşil bir tarafında çamaşır yıkayan askerlerim saf saf dizilmişlerdi. İçlerinden biri öyle güzel bir sesle ezan okuyordu ki… Ben de ellerimi kaldırdım ve şöyle dua ettim:</strong></p>

<p><strong>‘Ey Rabbim! Bu kahraman askerlerin bütün dileği, senin yüce adını İngilizlere ve Fransızlara tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği nasip eyle. Süngülerimizi keskin kıl…”</strong></p>

<p> </p>

<p>İşte Çanakkale’nin ruhu budur.</p>

<p>Orada sadece süngüler çarpışmadı; dualar da göklere yükseldi.</p>

<p> </p>

<p>Mektubunun sonunda Hasan Ethem annesine şöyle seslenir:</p>

<p><strong>“Anneciğim… Dünyanın en güzel yerleri burasıymış. Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor. İnşallah düşman asker çıkarır da bizi de götürürler, bir düğün yaparız…”</strong></p>

<p> </p>

<p>O “<strong>düğün</strong>” dedikleri şey aslında <strong>şehadetti</strong>.</p>

<p> </p>

<p>Bugün bizlere düşen görev, o kahramanların hatırasını sadece törenlerde anmak değil; onların bize bıraktığı vatanın kıymetini bilmektir.</p>

<p> </p>

<p>Çünkü Çanakkale’de dünya bir şeyi gördü:</p>

<p> </p>

<p><strong>Bu milletin karşısına çelik zırhlı ordular çıkabilir, ama karşılarında iman dolu göğüsler varsa o millet asla yenilmez.</strong></p>

<p> </p>

<p>Çanakkale yalnızca bir zafer değildir.</p>

<p><strong>Bir milletin imanının, haysiyetinin ve fedakârlığının tarihe kazınmış en büyük nişanesidir.</strong></p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//kahramanlarin-yazdigi-destan/20/</link>
<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 08:22:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title> Süper Lig’de Kartlar Yeniden Dağıtılıyor</title>
<description><![CDATA[<p><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Süper Lig</span>’de <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Mehmet Ali Yılmaz</span> sezonu ilerledikçe dengeler değişmeye başladı. Ligde üst sıralarla alt sıralar arasındaki puan farkının giderek kapanması, bu sezon rekabetin her zamankinden daha sert geçeceğinin sinyalini veriyor. Milyonlarca euroluk transfer bütçelerine sahip kulüpler ile daha mütevazı imkanlarla mücadele eden takımlar arasındaki farkın sahaya eskisi kadar yansımadığı dikkat çekiyor.</p>

<article class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(shadow-height) has-data-writing-block:pt-(shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto scroll-mt-[calc(var(header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" data-scroll-anchor="true" data-testid="conversation-turn-4" data-turn="assistant" data-turn-id="request-WEB:98cb3cf2-3785-41a5-9263-17d09c1fb1dc-1" dir="auto" tabindex="-1">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [thread-content-margin:var(thread-content-margin-xs,calc(var(spacing)*4))] @w-sm/main:[thread-content-margin:var(thread-content-margin-sm,calc(var(spacing)*6))] @w-lg/main:[thread-content-margin:var(thread-content-margin-lg,calc(var(spacing)*16))] px-(thread-content-margin)">
<div class="[thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" tabindex="-1">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal [.text-message+&amp;]:mt-1" data-message-author-role="assistant" data-message-id="b7415ed2-d393-4a0d-80b5-3191c69a4afb" data-message-model-slug="gpt-5-3" dir="auto">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word light markdown-new-styling">
<p data-end="812" data-start="499">Son dört sezonun şampiyonu olan <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Galatasaray</span>, mevcut tabloya bakıldığında bu sezon da şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olarak öne çıkıyor. Sarı-kırmızılıların sezonu zirvede tamamlaması halinde Türkiye’yi yeniden <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">UEFA Şampiyonlar Ligi</span>’nde temsil etmesi bekleniyor.</p>

<p data-end="1146" data-start="814">Öte yandan ligde asıl rekabet, Şampiyonlar Ligi bileti için yaşanıyor. Bu yarışta önemli bir çıkış yakalayan takımlardan biri ise <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Trabzonspor</span> oldu. Sezona istediği başlangıcı yapamayan bordo-mavililer, haftalar ilerledikçe form grafiğini yükselterek kendisini bir anda üst sıraların hesapları içinde buldu.</p>

<h3 data-end="1183" data-section-id="5tcpg9" data-start="1148">Fenerbahçe’de Form Dalgalanması</h3>

<p data-end="1572" data-start="1185">Ligde uzun süre ikinci sırayı koruyan <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Fenerbahçe</span> ise son haftalarda aldığı beklenmedik sonuçlar nedeniyle yerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Domenico Tedesco</span> yönetiminde önemli bir çıkış yakalayan sarı-lacivertliler, sezon boyunca yalnızca bir mağlubiyet yaşamış olsa da son haftalardaki puan kayıpları dengeleri değiştirdi.</p>

<h3 data-end="1609" data-section-id="1nptrqi" data-start="1574">Trabzonspor’un Sessiz Yükselişi</h3>

<p data-end="2013" data-start="1611">Bordo-mavili ekip ise hem iç sahada hem deplasmanda aldığı sonuçlarla dikkat çekiyor. Takımın performansı, büyük transfer hamleleri yapılmadan da istikrarlı bir başarı yakalanabileceğini gösteriyor. Üstelik Trabzonspor’un bu süreçte “transfer yapamadık” ya da “eksiklerimiz var” gibi mazeretlerin arkasına sığınmadan, sahada işini en iyi şekilde yapmaya odaklanması önemli bir avantaj olarak görülüyor.</p>

<p data-end="2379" data-start="2015">Ancak asıl soru bundan sonra başlayacak: Trabzonspor bu yükselişi nasıl sürdürecek? Bordo-mavililerin öncelikle şampiyonluk hesaplarından çok maç maç ilerlemeye odaklanması gerektiği yorumları yapılıyor. Rakiplerin sonuçlarına bakmadan her karşılaşmayı kazanma hedefiyle sahaya çıkmak, hem taraftarı memnun edecek hem de takımı hedeflerine adım adım yaklaştıracak.</p>

<p data-end="2488" data-start="2381">Sahada uygulanacak “kazan-kazan” anlayışı, sezon sonunda Trabzonspor’u beklemediği bir noktaya taşıyabilir.</p>

<p data-end="2512" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="2490">Mutlu hafta sonları</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</article>
<body id="cke_pastebin" style="position: absolute; top: -10px; width: 1px; height: 180px; overflow: hidden; margin: 0px; padding: 0px; left: -1000px;">
<p><span style="font-size: 15.21px;">Süper Lig’de Kartlar Yeniden Dağıtılıyor</span></p>
</body>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//super-lig-de-kartlar-yeniden-dagitiliyor/19/</link>
<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 17:06:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÜÇ ZARF HİKÂYESİ</title>
<description><![CDATA[<p>Son yıllarda dikkat ediyor musunuz bilmiyorum...</p>

<p> </p>

<p>Televizyonu açıyorsun, bir bakan konuşuyor:</p>

<p><strong>“Eskiden şu yoktu.”</strong></p>

<p><strong>“Eskiden bu yapılmamıştı.”</strong></p>

<p><strong>“Biz gelince düzeldi.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Bir başkası çıkıyor:</p>

<p><strong>“Geçmişte yanlış yapılmış.”</strong></p>

<p><strong>“Biz şimdi toparlıyoruz.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Yeni gelen bir yönetici konuşuyor:</p>

<p><strong>“Öncekiler hatalı iş yapmış.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Bu durum sadece siyasette de değil.</p>

<p>Belediyelerde, kurumlarda, hatta bazı kamu dairelerinde bile aynı dil kullanılıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Yeni gelen, eskiyi suçluyor.</strong></p>

<p><strong>Eski giden, daha eskisini suçluyor.</strong></p>

<p> </p>

<p>Ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor:</p>

<p>Sanki memlekette herkes yeni göreve başlamış gibi konuşuyor.</p>

<p> </p>

<p>Mesela son günlerde Milli Eğitim Bakanı’nın bir açıklaması gündemde:</p>

<p> </p>

<p><strong>“2001’den önce okullarda tuvalet yoktu.” </strong>diyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Haklısınız Sayın Bakan…</strong></p>

<p><strong>Biz de zaten evde bezlenip okula öyle gidiyorduk.</strong></p>

<p> </p>

<p>İnsan bunları duyunca ister istemez gülümsüyor.</p>

<p>Ama işin düşündüren tarafı şu:</p>

<p> </p>

<p><strong>Geçmişi kötülemek artık neredeyse hazır bir konuşma kalıbı haline geldi.</strong></p>

<p> </p>

<p>İşte bu manzarayı gördükçe benim aklıma hep eski bir hikâye gelir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Rivayete göre bir sadrazam görevini devredip ayrılırken, yerine gelecek olan sadrazamın masasının üzerine üç kapalı zarf bırakır.</strong></p>

<p>Yanına da küçük bir not iliştirir:</p>

<p> </p>

<p><strong>“Başın sıkışırsa birinci zarfı aç.</strong></p>

<p><strong>Biraz daha sıkışırsan ikinciyi aç.</strong></p>

<p><strong>Çok çaresiz kalırsan üçüncüyü aç.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Yeni sadrazam göreve başlar.</p>

<p>İlk zamanlar işler iyi gider.</p>

<p>Fakat bir süre sonra memlekette işler bozulmaya başlar. Halkın şikâyeti artar, homurtular yükselir.</p>

<p> </p>

<p>Sadrazam ne yapacağını düşünürken aklına masadaki zarflar gelir.</p>

<p><strong>Birinci zarfı açar.</strong></p>

<p> </p>

<p>İçinden çıkan notta şu yazmaktadır:</p>

<p><strong>“Yapamayacak olsan bile bol bol vaatte bulun ve senden öncekileri kötüle.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Sadrazam hemen işe koyulur.</p>

<p>Her fırsatta geçmiş yönetimi eleştirmeye başlar.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Memleketi bu hale onlar getirdi.”</strong></p>

<p><strong>“Biz şimdi toparlamaya çalışıyoruz.”</strong></p>

<p> </p>

<p><strong>Vaatler de peş peşe gelir.</strong></p>

<p><strong>Halk bir süre bu sözlerle oyalanır.</strong></p>

<p><strong>Ama memlekette işler yine düzelmez.</strong></p>

<p> </p>

<p>Şikâyetler yeniden artınca sadrazam ikinci zarfı açar.</p>

<p> </p>

<p>Zarfın içinden çıkan pusulada şu yazılıdır:</p>

<p><strong>“Bu defa etrafındakileri kötüle.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Sadrazam bu kez çevresindekileri hedef almaya başlar.</p>

<p> </p>

<p><strong>Memleketteki aksaklıkların sebebini onların hatalarında arar.</strong></p>

<p> </p>

<p>Bir süre daha böyle idare edilir.</p>

<p>Ama zaman geçtikçe işler daha da ağırlaşır.</p>

<p><strong>Şikâyetler yine dinmeyince sadrazam son zarfı açar.</strong></p>

<p> </p>

<p>Üçüncü zarfın içinden çıkan notta ise sadece şu yazmaktadır:</p>

<p><strong>“Kendinden sonra gelecek kişi için sen de üç zarf hazırla.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Bugün etrafımıza bakınca insan ister istemez bu hikâyeyi hatırlıyor.</p>

<p> </p>

<p>Çünkü neredeyse her konuşmada aynı cümleler duyuluyor:</p>

<p> </p>

<p><strong>“Eskiden şu yoktu.”</strong></p>

<p><strong>“Eskiden bu yapılmadı.”</strong></p>

<p><strong>“Eskiden her şey kötüydü.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Geçmiş eksik gedik anlatılıyor, geçmiş eleştiriliyor...</p>

<p> </p>

<p>Ama bugünün sorunları hâlâ yerinde duruyor.</p>

<p>İşin en düşündüren tarafı da şu:</p>

<p> </p>

<p><strong>Bir ülkede yönetenler sürekli geçmişi anlatıyorsa, orada çözüm üretmekten çok mazeret üretme dönemi başlamış demektir.</strong></p>

<p> </p>

<p>Bu hikâyeyi çoğumuz biliriz.</p>

<p> </p>

<p>Ama galiba bazı yöneticiler sadece ilk iki zarfı okuyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Üçüncü zarfa ise dokunmuyorlar.</strong></p>

<p> </p>

<p>Ama görünen o ki…</p>

<p> </p>

<p><strong>Artık son zarfı açmanın ve yeni üç zarf hazırlamanın zamanı geliyor…</strong> hatta geçiyor bile.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//uc-zarf-hik-yesi/18/</link>
<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:32:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Trabzonspor Kayseri Deplasmanında: Zorlu Mücadele Öncesi Tüm Detaylar</title>
<description><![CDATA[<p data-end="401" data-start="74"><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Trabzonspor</span>, <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Kayserispor</span> deplasmanına konuk oluyor. <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Süper Lig</span>'in 25. haftasında oynanacak kritik mücadele, iki takım açısından da büyük önem taşıyor. Karşılaşma bu akşam Kayseri’de oynanacak ve futbolseverler için tempolu bir mücadele vaat ediyor.</p>

<p data-end="708" data-start="403">Bordo-mavililer, güçlü kadrosuyla sahaya çıkmaya hazırlanırken ev sahibi Kayserispor ise taraftarının desteğiyle puan ya da puanlar almak istiyor. Ligde üst sıraları hedefleyen Trabzonspor ile sürpriz yapmak isteyen Kayserispor arasındaki mücadele, haftanın dikkat çeken maçlarından biri olarak görülüyor.</p>

<h2 data-end="755" data-section-id="o5cn73" data-start="715">Trabzonspor’un Kamp Kadrosu Açıklandı</h2>

<p data-end="970" data-start="757">Trabzonspor’un Kayserispor deplasmanı için belirlenen kamp kadrosu oldukça geniş ve dikkat çekici isimlerden oluşuyor. Teknik ekibin tercih ettiği kafilede hem tecrübeli futbolcular hem de genç isimler yer alıyor.</p>

<p data-end="1027" data-start="972"><strong data-end="1027" data-start="972">Trabzonspor’un kamp kadrosu şu isimlerden oluşuyor:</strong></p>

<ul data-end="1429" data-start="1029">
	<li data-end="1044" data-section-id="54bo9n" data-start="1029">
	<p data-end="1044" data-start="1031">Andre Onana</p>
	</li>
	<li data-end="1065" data-section-id="1x4kqe9" data-start="1045">
	<p data-end="1065" data-start="1047">Onuralp Çevikkan</p>
	</li>
	<li data-end="1090" data-section-id="pqdw8p" data-start="1066">
	<p data-end="1090" data-start="1068">Ahmet Doğan Yıldırım</p>
	</li>
	<li data-end="1110" data-section-id="tvdcl7" data-start="1091">
	<p data-end="1110" data-start="1093">Arseniy Batagov</p>
	</li>
	<li data-end="1127" data-section-id="h4ueh9" data-start="1111">
	<p data-end="1127" data-start="1113">Stefan Savic</p>
	</li>
	<li data-end="1147" data-section-id="vxyybt" data-start="1128">
	<p data-end="1147" data-start="1130">Chibuike Nwaiwu</p>
	</li>
	<li data-end="1166" data-section-id="lapwpf" data-start="1148">
	<p data-end="1166" data-start="1150">Taha Emre İnce</p>
	</li>
	<li data-end="1182" data-section-id="j7htbq" data-start="1167">
	<p data-end="1182" data-start="1169">Wagner Pina</p>
	</li>
	<li data-end="1205" data-section-id="1v415vy" data-start="1183">
	<p data-end="1205" data-start="1185">Mustafa Eskihellaç</p>
	</li>
	<li data-end="1223" data-section-id="1xy8e8k" data-start="1206">
	<p data-end="1223" data-start="1208">Mathias Lovik</p>
	</li>
	<li data-end="1240" data-section-id="1j5jgm2" data-start="1224">
	<p data-end="1240" data-start="1226">Okay Yokuşlu</p>
	</li>
	<li data-end="1261" data-section-id="14es9p9" data-start="1241">
	<p data-end="1261" data-start="1243">Salih Malkoçoğlu</p>
	</li>
	<li data-end="1283" data-section-id="ggedoo" data-start="1262">
	<p data-end="1283" data-start="1264">Christ Inao Oulai</p>
	</li>
	<li data-end="1298" data-section-id="y8564a" data-start="1284">
	<p data-end="1298" data-start="1286">Ozan Tufan</p>
	</li>
	<li data-end="1320" data-section-id="2v8b6c" data-start="1299">
	<p data-end="1320" data-start="1301">Onuralp Çakıroğlu</p>
	</li>
	<li data-end="1341" data-section-id="hxq518" data-start="1321">
	<p data-end="1341" data-start="1323">Anthony Nwakaeme</p>
	</li>
	<li data-end="1357" data-section-id="ryw9ut" data-start="1342">
	<p data-end="1357" data-start="1344">Ernest Muçi</p>
	</li>
	<li data-end="1378" data-section-id="1midlyo" data-start="1358">
	<p data-end="1378" data-start="1360">Oleksandr Zubkov</p>
	</li>
	<li data-end="1397" data-section-id="1x4c585" data-start="1379">
	<p data-end="1397" data-start="1381">Felipe Augusto</p>
	</li>
	<li data-end="1412" data-section-id="r7ifzw" data-start="1398">
	<p data-end="1412" data-start="1400">Umut Nayir</p>
	</li>
	<li data-end="1429" data-section-id="p1w4q3" data-start="1413">
	<p data-end="1429" data-start="1415">Paul Onuachu</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="1623" data-start="1431">Kadronun özellikle hücum hattında güçlü seçenekler barındırması dikkat çekiyor. Nwakaeme, Onuachu, Umut Nayir ve Zubkov gibi oyuncular Trabzonspor’un gol yollarındaki en önemli kozları olacak.</p>

<h2 data-end="1661" data-section-id="141xzsy" data-start="1630">İki Takım Arasındaki Rekabet</h2>

<p data-end="1843" data-start="1663">Trabzonspor ile Kayserispor arasında yıllardır süren rekabette bordo-mavili ekibin belirgin bir üstünlüğü bulunuyor. İki takım Süper Lig tarihinde <strong data-end="1840" data-start="1810">57 kez karşı karşıya geldi</strong>.</p>

<ul data-end="1938" data-start="1845">
	<li data-end="1878" data-section-id="kbp2d1" data-start="1845">
	<p data-end="1878" data-start="1847">Trabzonspor: <strong data-end="1876" data-start="1860">34 galibiyet</strong></p>
	</li>
	<li data-end="1911" data-section-id="1n654sr" data-start="1879">
	<p data-end="1911" data-start="1881">Kayserispor: <strong data-end="1909" data-start="1894">9 galibiyet</strong></p>
	</li>
	<li data-end="1938" data-section-id="bgztdf" data-start="1912">
	<p data-end="1938" data-start="1914">Beraberlik: <strong data-end="1936" data-start="1926">14 maç</strong></p>
	</li>
</ul>

<p data-end="2083" data-start="1940">Trabzonspor bu maçlarda rakip fileleri <strong data-end="1990" data-start="1979">107 kez</strong> havalandırırken Kayserispor ise <strong data-end="2033" data-start="2023">60 gol</strong> kaydetti.</p>

<p data-end="2295" data-start="2085">Özellikle son yıllarda Trabzonspor’un Kayseri deplasmanında önemli bir üstünlüğü bulunuyor. Karadeniz ekibi, Kayseri’de oynadığı son 11 lig maçında mağlubiyet yüzü görmedi.</p>

<h2 data-end="2341" data-section-id="tyv1ep" data-start="2302">Takımların Avantaj ve Dezavantajları</h2>

<h3 data-end="2373" data-section-id="s8ahql" data-start="2343">Trabzonspor’un Avantajları</h3>

<ul data-end="2557" data-start="2374">
	<li data-end="2415" data-section-id="y2s74m" data-start="2374">
	<p data-end="2415" data-start="2376">Kadro kalitesi ve tecrübeli oyuncular</p>
	</li>
	<li data-end="2456" data-section-id="1s4atu" data-start="2416">
	<p data-end="2456" data-start="2418">Hücum hattında çok sayıda alternatif</p>
	</li>
	<li data-end="2516" data-section-id="15rh51l" data-start="2457">
	<p data-end="2516" data-start="2459">Kayseri deplasmanındaki son yıllardaki üstün performans</p>
	</li>
	<li data-end="2557" data-section-id="173gwry" data-start="2517">
	<p data-end="2557" data-start="2519">Fizik gücü yüksek orta saha oyuncuları</p>
	</li>
</ul>

<h3 data-end="2592" data-section-id="ghc12u" data-start="2559">Trabzonspor’un Dikkat Etmesi Gereken Yönler</h3>

<ul data-end="2674" data-start="2593">
	<li data-end="2614" data-section-id="g3jp7x" data-start="2593">
	<p data-end="2614" data-start="2595">Deplasman baskısı</p>
	</li>
	<li data-end="2674" data-section-id="1at6dhd" data-start="2615">
	<p data-end="2674" data-start="2617">Kayserispor’un hızlı kontra ataklarına açık olma ihtimali</p>
	</li>
</ul>

<h3 data-end="2706" data-section-id="ttnql" data-start="2676">Kayserispor’un Avantajları</h3>

<ul data-end="2835" data-start="2707">
	<li data-end="2738" data-section-id="1121iud" data-start="2707">
	<p data-end="2738" data-start="2709">İç saha ve taraftar desteği</p>
	</li>
	<li data-end="2771" data-section-id="1jqu0fv" data-start="2739">
	<p data-end="2771" data-start="2741">Hızlı hücum organizasyonları</p>
	</li>
	<li data-end="2835" data-section-id="12tt7x4" data-start="2772">
	<p data-end="2835" data-start="2774">Büyük takımlara karşı zaman zaman sürpriz sonuçlar alabilmesi</p>
	</li>
</ul>

<h3 data-end="2870" data-section-id="1cc94ra" data-start="2837">Kayserispor’un Dikkat Etmesi Gereken Yönler</h3>

<ul data-end="2966" data-start="2871">
	<li data-end="2926" data-section-id="1bwblnp" data-start="2871">
	<p data-end="2926" data-start="2873">Kadro derinliğinin Trabzonspor kadar güçlü olmaması</p>
	</li>
	<li data-end="2966" data-section-id="1hr8i13" data-start="2927">
	<p data-end="2966" data-start="2929">Savunmada zaman zaman yapılan hatalar</p>
	</li>
</ul>

<h2 data-end="3005" data-section-id="1b5xly0" data-start="2973">Maçın Atmosferi Nasıl Olacak?</h2>

<p data-end="3281" data-start="3007">Kayseri’de oynanacak mücadelede tribünlerin büyük ölçüde dolması bekleniyor. Kayserispor taraftarı, özellikle büyük takımlara karşı oynanan maçlarda takımlarına güçlü bir destek veriyor. Bu nedenle karşılaşmanın <strong data-end="3269" data-start="3219">yüksek tempolu ve sert mücadeleye sahne olması</strong> bekleniyor.</p>

<p data-end="3487" data-start="3283">Trabzonspor ise deplasmanda soğukkanlı bir oyun planıyla sahaya çıkmayı hedefliyor. Bordo-mavililerin özellikle ilk dakikalarda topa sahip olarak oyunun kontrolünü ele geçirmek isteyeceği tahmin ediliyor.</p>

<h2 data-end="3517" data-section-id="13unyg7" data-start="3494">Maç İçin Genel Yorum</h2>

<p data-end="3699" data-start="3519">Kağıt üzerinde Trabzonspor kadro kalitesi ve geçmiş istatistikler açısından bir adım önde görünüyor. Ancak Kayserispor’un iç saha direnci bu maçın kolay geçmeyeceğini gösteriyor.</p>

<p data-end="3804" data-start="3701">Bu nedenle futbolseverleri <strong data-end="3794" data-start="3728">tempolu, bol pozisyonlu ve mücadele gücü yüksek bir karşılaşma</strong> bekliyor.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//trabzonspor-kayseri-deplasmaninda-zorlu-mucadele-oncesi-tum-detaylar/17/</link>
<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 16:56:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>8 Mart Dünya Kadınlar Günü</title>
<description><![CDATA[<p style="outline: 0px; margin: 0px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">1921 yılından bu yana, “Emekçi Kadınlar Günü” tüm dünyada kutlanmaktaydı. 1975 yılından sonra da özel bir gün olarak algılanmaya başlandı.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Kadınlar Günü, ülkemizde ise 1984 tarihinden bu yana kutlanmaktadır.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Kadınlar Gününü kutluyoruz de ne oluyor?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Kadına saygıyı mı artırıyoruz? Kadını, her alanda erkeklerle aynı seviyede mi görüyoruz? Kadın cinayetlerinin önünü mü alıyoruz?</p>

<div class="ads" style="outline: 0px; margin: 25px 0px 20px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; text-align: center; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;"> </div>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Yılda bir gün, anmanın ötesinde, hiçbir şey yaptığımız yok kadınlar için. Kadını, ikinci sınıf bir yurttaş gibi gördüğümüzden, kadın cinayetlerini önleyemiyoruz.</p>

<div class="ads" style="outline: 0px; margin: 25px 0px 20px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; text-align: center; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;"> </div>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Büyük Atatürk; batılı ülkelerden önce, 1934 yılında kadınlara da seçme-seçilme hakkını verdi ama Atatürk’ten sonra, kadın hakları konusunda, biz bir ilerleme sağlayamadık.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Analarını, eşlerini, bacılarını, kızlarını kaybedenler, kadın hakları konusunda, ne kadar büyük bir boşluğa düşüldüğünü daha iyi anlıyorlar. Kadınların, evin direği olduğu apaçık meydana çıkıyor.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Anasız, eşsiz ev, saygı duyulacak ev olmanın ötesine geçiyor… Anasız ve eşsiz evlerde aile bağları da gevşiyor. Aile huzuru yeniden sağlanamıyor.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Cahit Sıtkı Tarancı şiirinin bir dizesinde, ölüm ötesi için, daha doğrusu kabir için “Ha olmuş, ha olmamış penceremiz” diyor ya. Anasız ve eşsiz aile de, ha olmuş, ha olmamış gibidir. Erkekleri eve bağlayan, analardır, eşlerdir. Ne yazık ki, bu acı gerçeği, onları kaybettikten sonra tüm çıplaklığıyla hissediyorsunuz. Ve anlıyorsunuz ki, ana ve eş, aileyi bir arada tutan en güçlü bağ imiş.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Kadınlar Gününü, kutladığımız günde bile, kadın cinayetlerinin önünü alamadıktan sonra, günü kutlamışsın, ne yazar?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Kadınlar günü dündü. Bugün unuttuk gitti kadınlar gününü. Dün, Kadınlar için söylenen güzel sözleri, bugün kaç kişi anımsıyor?</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Kadınların hiçbir alanda erkeklerden geri kalmamalarına karşın, ikisi arasında ne eşitliği sağlayabildik, ne hakkı, ne de hukuku.</p>

<p style="outline: 0px; margin: 25px 0px 10px; padding: 0px; vertical-align: bottom; box-sizing: border-box; color: rgb(0, 0, 0); font-family: proxima-nova, sans-serif; font-size: 17px;">Dün öldürülüyor kadınlar, bugün unutuluyor. Hiçbir somut eylem yok ortada.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//8-mart-dunya-kadinlar-gunu/16/</link>
<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>ÜÇ ZARF HİKÂYESİ</title>
<description><![CDATA[<p>Son yıllarda dikkat ediyor musunuz bilmiyorum...</p>

<p> </p>

<p>Televizyonu açıyorsun, bir bakan konuşuyor:</p>

<p><strong>“Eskiden şu yoktu.”</strong></p>

<p><strong>“Eskiden bu yapılmamıştı.”</strong></p>

<p><strong>“Biz gelince düzeldi.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Bir başkası çıkıyor:</p>

<p><strong>“Geçmişte yanlış yapılmış.”</strong></p>

<p><strong>“Biz şimdi toparlıyoruz.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Yeni gelen bir yönetici konuşuyor:</p>

<p><strong>“Öncekiler hatalı iş yapmış.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Bu durum sadece siyasette de değil.</p>

<p>Belediyelerde, kurumlarda, hatta bazı kamu dairelerinde bile aynı dil kullanılıyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Yeni gelen, eskiyi suçluyor.</strong></p>

<p><strong>Eski giden, daha eskisini suçluyor.</strong></p>

<p> </p>

<p>Ortaya tuhaf bir tablo çıkıyor:</p>

<p>Sanki memlekette herkes yeni göreve başlamış gibi konuşuyor.</p>

<p> </p>

<p>Mesela son günlerde Milli Eğitim Bakanı’nın bir açıklaması gündemde:</p>

<p> </p>

<p><strong>“2001’den önce okullarda tuvalet yoktu.” </strong>diyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Haklısınız Sayın Bakan…</strong></p>

<p><strong>Biz de zaten evde bezlenip okula öyle gidiyorduk.</strong></p>

<p> </p>

<p>İnsan bunları duyunca ister istemez gülümsüyor.</p>

<p>Ama işin düşündüren tarafı şu:</p>

<p> </p>

<p><strong>Geçmişi kötülemek artık neredeyse hazır bir konuşma kalıbı haline geldi.</strong></p>

<p> </p>

<p>İşte bu manzarayı gördükçe benim aklıma hep eski bir hikâye gelir.</p>

<p> </p>

<p><strong>Rivayete göre bir sadrazam görevini devredip ayrılırken, yerine gelecek olan sadrazamın masasının üzerine üç kapalı zarf bırakır.</strong></p>

<p>Yanına da küçük bir not iliştirir:</p>

<p> </p>

<p><strong>“Başın sıkışırsa birinci zarfı aç.</strong></p>

<p><strong>Biraz daha sıkışırsan ikinciyi aç.</strong></p>

<p><strong>Çok çaresiz kalırsan üçüncüyü aç.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Yeni sadrazam göreve başlar.</p>

<p>İlk zamanlar işler iyi gider.</p>

<p>Fakat bir süre sonra memlekette işler bozulmaya başlar. Halkın şikâyeti artar, homurtular yükselir.</p>

<p> </p>

<p>Sadrazam ne yapacağını düşünürken aklına masadaki zarflar gelir.</p>

<p><strong>Birinci zarfı açar.</strong></p>

<p> </p>

<p>İçinden çıkan notta şu yazmaktadır:</p>

<p><strong>“Yapamayacak olsan bile bol bol vaatte bulun ve senden öncekileri kötüle.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Sadrazam hemen işe koyulur.</p>

<p>Her fırsatta geçmiş yönetimi eleştirmeye başlar.</p>

<p> </p>

<p><strong>“Memleketi bu hale onlar getirdi.”</strong></p>

<p><strong>“Biz şimdi toparlamaya çalışıyoruz.”</strong></p>

<p> </p>

<p><strong>Vaatler de peş peşe gelir.</strong></p>

<p><strong>Halk bir süre bu sözlerle oyalanır.</strong></p>

<p><strong>Ama memlekette işler yine düzelmez.</strong></p>

<p> </p>

<p>Şikâyetler yeniden artınca sadrazam ikinci zarfı açar.</p>

<p> </p>

<p>Zarfın içinden çıkan pusulada şu yazılıdır:</p>

<p><strong>“Bu defa etrafındakileri kötüle.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Sadrazam bu kez çevresindekileri hedef almaya başlar.</p>

<p> </p>

<p><strong>Memleketteki aksaklıkların sebebini onların hatalarında arar.</strong></p>

<p> </p>

<p>Bir süre daha böyle idare edilir.</p>

<p>Ama zaman geçtikçe işler daha da ağırlaşır.</p>

<p><strong>Şikâyetler yine dinmeyince sadrazam son zarfı açar.</strong></p>

<p> </p>

<p>Üçüncü zarfın içinden çıkan notta ise sadece şu yazmaktadır:</p>

<p><strong>“Kendinden sonra gelecek kişi için sen de üç zarf hazırla.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Bugün etrafımıza bakınca insan ister istemez bu hikâyeyi hatırlıyor.</p>

<p> </p>

<p>Çünkü neredeyse her konuşmada aynı cümleler duyuluyor:</p>

<p> </p>

<p><strong>“Eskiden şu yoktu.”</strong></p>

<p><strong>“Eskiden bu yapılmadı.”</strong></p>

<p><strong>“Eskiden her şey kötüydü.”</strong></p>

<p> </p>

<p>Geçmiş eksik gedik anlatılıyor, geçmiş eleştiriliyor...</p>

<p> </p>

<p>Ama bugünün sorunları hâlâ yerinde duruyor.</p>

<p>İşin en düşündüren tarafı da şu:</p>

<p> </p>

<p><strong>Bir ülkede yönetenler sürekli geçmişi anlatıyorsa, orada çözüm üretmekten çok mazeret üretme dönemi başlamış demektir.</strong></p>

<p> </p>

<p>Bu hikâyeyi çoğumuz biliriz.</p>

<p> </p>

<p>Ama galiba bazı yöneticiler sadece ilk iki zarfı okuyor.</p>

<p> </p>

<p><strong>Üçüncü zarfa ise dokunmuyorlar.</strong></p>

<p> </p>

<p>Ama görünen o ki…</p>

<p> </p>

<p><strong>Artık son zarfı açmanın ve yeni üç zarf hazırlamanın zamanı geliyor…</strong> hatta geçiyor bile.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yazarlar//uc-zarf-hik-yesi/15/</link>
<pubDate>Mon, 09 Mar 2026 16:52:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>