<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>BÖLGE-İL - Haber Sitesi Yazılımları - Haber Scripti</title>
<link>https://ekotime.net/bolge-il/</link>
<description></description>
<language>tr</language>
<copyright>https://ekotime.net</copyright>
<image>
<title>https://ekotime.net</title>
<url>
https://ekotime.net/images/genel/6c293da2-0af3-4903-9555-1204470fc82d.png
</url>
<link>https://ekotime.net</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Yeni Parti'de Taşlar Yerine Oturuyor: Mustafa Bak, Fark Attı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/yeni-parti-de-taslar-yerine-oturuyor-mustafa-bak-fark-atti.webp" width="250"><br><p>Yeni Parti'de Trabzon İl Başkanlığı Ön Seçiminde 18 ilçede sandıklar kuruldu<br />
TRABZON'DA MUSTAFA BAK FARKLA KAZANDI</p>

<p>Yeni Parti Trabzon İl Başkanlığı için 18 ilçede gerçekleştirilen ön seçimde mevcut İl Başkanı Mustafa Bak, 4 bin 282 oy alarak yeniden başkan seçildi. Rakibi Güzide Önsel Uzun ise bin 730 oyda kaldı. Seçim sonrası birlik ve beraberlik mesajı veren Bak, “Tüm üyelerimizi, tüm yol arkadaşlarımızı kucaklayarak iktidara olan inancımızla mücadelemize devam edeceğiz.” dedi.<br />
Yeni Parti Trabzon İl Başkanlığı tarafından 18 Ekim Pazar günü 18 ilçede gerçekleştirilen il başkanlığı ön seçimi tamamlandı. Parti üyelerinin sandık başına gittiği seçimde, Kurucu İl Başkanı Mustafa Bak ile Güzide Önsel Uzun yarıştı. Sandıklardan çıkan sonuçlara göre Mustafa Bak, 4 bin 282 oy alarak yeniden il başkanlığı görevine seçilirken Güzide Önsel Uzun bin 730 oy aldı. Seçim sürecinin tamamlanmasının ardından açıklamalarda bulunan Bak, demokratik yarışa katkı sunan tüm parti örgütlerine ve üyelere teşekkür ederek yeni dönemde birlik, beraberlik ve iktidar hedefi doğrultusunda çalışacaklarını vurguladı.</p>

<p>Mustafa Bak 4 Bin 282 Oyla Yeniden İl Başkanı Seçildi<br />
Trabzon'un 18 ilçesinde gerçekleştirilen ön seçimde parti üyeleri, yeni dönem il başkanını belirlemek üzere oy kullandı. Kurucu İl Başkanı Mustafa Bak ile Güzide Önsel Uzun'un yarıştığı seçimde toplam 6 bin 12 parti üyesi oy kullandı.<br />
Açıklanan sonuçlara göre Mustafa Bak, oyların yaklaşık yüzde 71,2'sini alarak seçimi kazanırken Güzide Önsel Uzun yüzde 28,8 oranında oy aldı. İki aday arasındaki oy farkı 2 bin 552 olarak kayıtlara geçti.<br />
Seçim sonuçlarının ardından partililere seslenen Mustafa Bak, ön seçim sürecinin parti içi demokrasinin önemli bir örneği olduğunu belirtti.</p>

<p>Parti Örgütlerine ve Üyelere Teşekkür<br />
Seçim sürecinde görev alan ve sandığa giderek iradesini ortaya koyan tüm parti üyelerine teşekkür eden Mustafa Bak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:<br />
“Trabzon İl Kongremiz sürecinde emek veren Genel Merkez yöneticilerimize, Trabzon Divan Kurulumuza, Gençlik Kollarımıza, Kadın Kollarımıza, ilçe örgütlerimize ve ilçe başkanlarımıza, önceki dönem il ve ilçe başkanlığı görevlerinde bulunan tüm yol arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.<br />
Partimize üye olarak bu büyük mücadeleye katkı sunan, sandığa gelerek oy kullanan değerli üyelerimize, bu mücadelenin hazırlayıcısı olan il yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıma ve sandık kurullarında görev alan tüm yol arkadaşlarımıza şükranlarımı sunuyorum.”</p>

<p>“Kırgınlıklara Yer Yok”<br />
Yaklaşık 30 yıldır parti mücadelesinin içerisinde bulunduğunu ve üç yıllık il başkanlığı görevini geride bıraktığını belirten Mustafa Bak, yeni dönemde bütünleştirici bir yönetim anlayışıyla hareket edeceklerini ifade etti.<br />
Bak, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu:<br />
“Yeni Parti, yeni umutlarla yola çıktı. Bizler bugün burada en demokratik yarışları gerçekleştiriyoruz. Ancak bu yarışın hiçbir zaman kaybedeni olmayacak. Kendi iç demokrasisini en iyi şekilde işleten partimiz, iktidar mücadelesine kararlılıkla devam edecektir. Partimizde asla kırgınlıklara, küskünlüklere yer olmayacak. Tüm üyelerimizi, tüm yol arkadaşlarımızı kucaklayarak iktidara olan inancımızla mücadelemize devam edeceğiz. Ne olursa olsun partimden yanayım, mücadeleden yanayım diyerek bu demokratik yarışa katılan, mücadelemizi daha da büyüten çok değerli Güzide Önsel Uzun Başkanıma teşekkür ediyorum.”<br />
Ön seçimin ardından açıklama yapan Başkan Adayı Güzide Önsel Uzun da Yeni Parti'nin iktidar yürüyüşünde omuz omuza olacaklarını ifade ederek "Demokrasinin gereğini yerine getirdik.Silivri'ye selam diyorum. Onlar için her türlü mücadelede varım diyorum. Türkiye'nin kurtuluşu için kanımızın son damlasına kadar mücadele edeceğiz. Hep birlikte bu başarıyı kazanacağız." cümlelerini kurdu.</p>

<p>“Ekrem İmamoğlu'nu Cumhurbaşkanı Yapacağız”<br />
Konuşmasında Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve Genel Başkan Özgür Özel'e de selam gönderen Mustafa Bak, Trabzon örgütünün siyasi hedeflerine ilişkin mesajlar verdi. Bak, “Bizlere bu umudu aşılayan, değişimin öncüsü olan, Silivri'de dimdik ayakta duran Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'na Trabzon'dan bin selam gönderiyorum. Halkın umudunu büyüten, sokağın sesini ve heyecanını yüreğinde hisseden Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'e de Trabzon'dan bin selam gönderiyorum.” dedi.<br />
Yeni dönemde parti örgütleriyle birlikte çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Bak, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:<br />
“Partimizi iktidar, Ekrem İmamoğlu'nu da Cumhurbaşkanı yapacağız. İktidar yürüyüşümüze devam ediyoruz. Yolumuz açık, mücadelemiz kutlu olsun.”<br />
Yeni Parti Trabzon İl Başkanlığı, ön seçim sürecinin tamamlanmasıyla birlikte yeni dönemde örgütsel çalışmalarını birlik ve beraberlik içerisinde sürdüreceğini bildirdi.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yeni-parti-de-taslar-yerine-oturuyor-mustafa-bak-fark-atti/1565/</link>
<pubDate>Tue, 20 Oct 2026 09:52:27 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gümüşhane Tarımında Güneş Devrimi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/gumushane-tariminda-gunes-devrimi.webp" width="250"><br><p>Güneş Enerjisiyle Daha Az Maliyet, Daha Verimli Sulama ve Sürdürülebilir Üretim</p>

<p>Gümüşhane’nin toprağı bereketli, insanı üretken, doğası ise önemli fırsatlar barındırıyor. Dutundan armuduna, kuşburnusundan yem bitkilerine kadar birçok ürünün yetiştirildiği şehrimizde tarım, yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda kırsal yaşamın devamlılığı açısından da büyük önem taşıyor. Ancak bugün üreticimizin önünde giderek büyüyen iki temel sorun var: Suya erişim ve enerji maliyetleri. İklim değişikliğiyle birlikte yağışların düzensizleşmesi, kurak dönemlerin etkisinin artması ve sulama ihtiyacının yükselmesi, bu sorunları daha da görünür hâle getiriyor. Üstelik Gümüşhane’nin engebeli arazi yapısı ve tarım alanlarının dağınık olması, elektrik altyapısının kurulmasını ve sulama sistemlerinin işletilmesini bazı bölgelerde hem zorlaştırıyor hem de maliyetli hâle getiriyor.</p>

<p>Peki, bu sorunlara karşı elimizde değerlendirebileceğimiz bir imkân yok mu? Elbette var. Güneş enerjisi, doğru planlama ve uygun sulama teknolojileriyle birleştirildiğinde Gümüşhane tarımı için önemli bir fırsata dönüşebilir. Çünkü mesele yalnızca elektrik üretmek değil, çiftçimizin üretim maliyetlerini azaltmak, su kaynaklarını korumak ve tarımsal üretimin geleceğini güvence altına almaktır.</p>

<p>Geleneksel sulama yöntemlerinin yerini damla ve yağmurlama gibi daha verimli sistemlere bırakması artık büyük önem taşıyor. Ancak bu sistemlerin çalışması için enerjiye ihtiyaç duyuluyor. Elektrik şebekesinin bulunmadığı veya bağlantı maliyetlerinin yüksek olduğu arazilerde dizel jeneratörler devreye giriyor. Bu durum ise üreticiyi yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalara ve bakım giderlerine bağımlı kılıyor. Oysa güneş enerjisiyle çalışan sulama pompaları, özellikle yaz aylarında yoğunlaşan sulama ihtiyacının karşılanmasında ekonomik bir alternatif sunuyor.</p>

<p>Gümüşhane’nin güneş enerjisi potansiyeli de bu açıdan dikkate değer. Türkiye Güneş Enerjisi Potansiyeli Atlası verilerine dayanan teknik değerlendirmeler, ilimizin güneş enerjili sulama uygulamalarını değerlendirebilecek bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor. Elbette her ilçenin güneşlenme koşulları, arazi yapısı ve su ihtiyacı farklı. Bu nedenle kurulacak sistemlerin de bölgesel özelliklere göre tasarlanması gerekiyor. Kelkit’in geniş tarım alanları, Köse’nin meyve bahçeleri, Şiran’ın tarımsal üretimi, Merkez ilçedeki örtü altı yetiştiricilik faaliyetleri ile Torul ve Kürtün’ün dağınık arazi yapısı birbirinden farklı çözümleri gerekli kılıyor. Önemli olan, her bölgeye aynı yatırımı yapmak değil, her üreticinin ihtiyacına en uygun modeli geliştirmek.</p>

<p>Burada özellikle üzerinde durulması gereken bir konu var: Güneş enerjili sulama sistemlerinde elektriği akülerde depolamak yerine suyu depolamak. Gündüz güneş panellerinden elde edilen enerjiyle çalışan pompalar, suyu bir havuzda veya uygun bir depoda biriktirebilir. Böylece su, ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilir. Arazi yüksekliği ve sulama basıncı elverdiğinde suyun cazibeyle dağıtılması da mümkün olabilir. Bu yaklaşım, uygun koşullarda akü yatırımını ortadan kaldırarak sistem maliyetini azaltabilir. Ancak bunun için su kaynağının kapasitesi, pompanın basma yüksekliği, sulama takvimi ve depolama ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Otuz dönümlük bir araziyi sulamak isteyen bir çiftçimizi düşünelim. Günlük 150 metreküp su ihtiyacı olan, 5 kilowatt gücündeki pompasını günde 6 saat çalıştıran bir üreticinin günlük enerji ihtiyacı yaklaşık bir saatte 30 kilowatt olacaktır. Bu ihtiyacı karşılamak üzere hazırlanacak güneş enerjisi sisteminin kapasitesi, güneşlenme koşulları ve sistem kayıpları dikkate alınarak hesaplanmalıdır. Örnek teknik çalışmada yaklaşık 7 kilowatt’lık bir sistem öngörülüyor. Ancak bu değer, her arazi için doğrudan uygulanabilecek standart bir ölçü değildir; nihai kapasite mutlaka mühendislik hesabıyla belirlenmelidir.</p>

<p>Ekonomik açıdan bakıldığında da güneş enerjisinin sunduğu fırsat açıkça görülüyor. Örnek maliyet analizinde güneş enerjili, aküsüz bir sistemin ilk yatırım bedeli yaklaşık 220 bin lira olarak hesaplanırken dizel jeneratörlü sistemin on yıllık toplam maliyeti yaklaşık 465 bin liraya ulaşıyor. Şebeke elektriğiyle çalışan sistem için verilen on yıllık maliyet ise yaklaşık 215 bin lira. Bu rakamlar belirli varsayımlara dayanan örnek hesaplamalardır; güncel ekipman fiyatları, elektrik tarifeleri, bakım giderleri, bağlantı koşulları ve finansman maliyetleriyle yeniden değerlendirilmelidir. Dolayısıyla güneş enerjili sistemlerin her koşulda en ucuz seçenek olduğu söylenemez. Bununla birlikte, özellikle şebekeye erişimin zor olduğu ve dizel yakıt kullanılan arazilerde önemli bir ekonomik avantaj oluşturma potansiyeli vardır.</p>

<p>Üstelik kazanım yalnızca enerji giderleriyle sınırlı değil. Basınçlı sulama yöntemlerinin doğru uygulanması, suyun bitkinin ihtiyacına uygun miktarda verilmesini sağlayarak kaynakların daha verimli kullanılmasına yardımcı olabilir. Güneş enerjisiyle sulama ve su tasarrufu sağlayan teknolojiler birlikte değerlendirildiğinde, üreticinin hem enerji hem de su yönetimi açısından daha sürdürülebilir bir modele geçmesi mümkün hâle gelir. Böylece iklim değişikliğinin tarım üzerindeki baskısına karşı daha dirençli bir üretim yapısı oluşturulabilir.</p>

<p>Peki, bu dönüşümü nasıl hızlandırabiliriz? Öncelikle Gümüşhane’de örnek güneş enerjili sulama projeleri hayata geçirilmelidir. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yerel yönetimler, kalkınma kuruluşları ve üretici örgütleri iş birliği yaparak farklı ilçelerde pilot uygulamalar gerçekleştirebilir. Başarılı sonuçlar diğer köylere aktarılabilir. Küçük arazilerde üretim yapan çiftçiler için tarımsal enerji kooperatifleri kurulabilir; ortak yatırım ve ortak kullanım modelleriyle maliyetler paylaşılabilir. Kamu destekleri, uygun finansman imkânları ve teknik danışmanlık hizmetleriyle üreticinin bu sistemlere erişimi kolaylaştırılmalıdır. Su depolarının kurulması ve damla sulama gibi verimli yöntemlerin yaygınlaştırılması da aynı planın parçası olmalıdır.</p>

<p>Gümüşhane’nin tarımsal geleceğini yalnızca bugünün maliyetleri üzerinden değerlendiremeyiz. Köylerde üretimin devam etmesi, gençlerin tarımdan bütünüyle uzaklaşmaması ve kırsal yaşamın korunması için çiftçimizin ekonomik açıdan güçlenmesi gerekiyor. Üretim maliyetlerini düşüren, doğal kaynakları koruyan ve yeni teknolojileri kırsala taşıyan her yatırım, aynı zamanda şehrimizin geleceğine yapılan bir yatırımdır.</p>

<p>Güneş enerjisi tek başına kuraklığı ortadan kaldırmaz, su kaynaklarını kendiliğinden çoğaltmaz ve tarımın bütün sorunlarını çözmez. Ancak doğru mühendislik, verimli sulama, sürdürülebilir su yönetimi ve uygun finansmanla birleştiğinde önemli bir çözümün parçası olabilir. Gümüşhane’nin her ilçesinde ihtiyaca uygun modeller geliştirmek, üreticiyi desteklemek ve bu alandaki potansiyeli somut projelere dönüştürmek artık ertelenmemesi gereken bir adımdır.</p>

<p>Toprağımız var, üretme irademiz var, değerlendirebileceğimiz güneş enerjisi potansiyelimiz var. Şimdi bu imkânları akılcı bir planlamayla bir araya getirme zamanı. Çünkü Gümüşhane’de güneşten yararlanmak, yalnızca elektrik üretmek anlamına gelmiyor; çiftçinin emeğini, suyun değerini, toprağın bereketini ve kırsal yaşamın geleceğini korumak anlamına geliyor.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/gumushane-tariminda-gunes-devrimi/1561/</link>
<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 10:39:58 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ahmet Kaya: Ortahisar'ı Muhtarlarımızla Daha Güzel Geleceğe Taşıyacağız</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/ahmet-kaya-ortahisar-i-muhtarlarimizla-daha-guzel-gelecege-tasiyacagiz.webp" width="250"><br><p>BAŞKAN KAYA: “ORTAHİSAR’IMIZI MUHTARLARIMIZLA DAHA GÜZEL BİR GELECEĞE TAŞIYACAĞIZ”<br />
Belediye Başkanı Ahmet Kaya, 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü kutlayarak “Muhtarlarımız hizmetlerimizin en doğru ve en hızlı şekilde 87 mahallemize ulaştırılmasında hayati bir rol oynamaktadır” dedi.</p>

<p>Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, 19 Ekim Muhtarlar Günü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Muhtarların yerel yönetimlerdeki rolüne dikkat çeken Başkan Kaya, mesajında şu ifadelere yer verdi:<br />
"Yerel demokrasinin ilk halkası ve en sağlam yapı taşı olan muhtarlarımız; mahallelerimizde hizmet ve dayanışmanın teminatıdır. Muhtarlarımız, sadece mahallelerinizin temsilcisi değil; Trabzon’umuza ve Ortahisar’ımıza hizmet yolunda omuz omuza yürüdüğümüz en yakın çalışma arkadaşlarımızdır. Ortahisar Belediyemiz ile halkımız arasında muhtarlarımızla kurduğumuz o güçlü köprü, hizmetlerimizin en doğru ve en hızlı şekilde 87 mahallemize ulaştırılmasında hayati bir rol oynamaktadır."</p>

<p>“TÜM MUHTARLARIMIZA BAŞARILAR DİLİYORUM”<br />
"Muhtarlarımızla birlikte, ortak akılla hareket ettiğimizde Ortahisar’ımızı çok daha yaşanabilir ve güzel bir geleceğe taşıyacağımıza yürekten inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle, başta Ortahisar’ımızda görev yapan değerli mesai arkadaşlarım olmak üzere, ülkemizin dört bir yanındaki tüm muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve başarılarla dolu bir görev süresi diliyorum. Aramızdan ayrılan merhum muhtarlarımızı da rahmet ve minnetle anıyorum."</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/ahmet-kaya-ortahisar-i-muhtarlarimizla-daha-guzel-gelecege-tasiyacagiz/1560/</link>
<pubDate>Mon, 19 Oct 2026 10:22:21 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Raylı Sistem de Son Durum</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/rayli-sistem-de-son-durum.webp" width="250"><br><h1>Trabzon’da Raylı Sistem Çalışmaları Başladı: Gözler Şantiyede</h1>

<p>Trabzon’da kent içi ulaşımı rahatlatması beklenen raylı sistem projesinde yeni bir aşamaya geçildi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nin resmî proje bilgilerine göre, 1 Eylül 2026’da temeli atılan projenin yapım çalışmaları başladı. İlk etap, Akçaabat ilçesindeki Karayolları 10. Bölge Müdürlüğü ile Trabzon Havalimanı arasında uzanacak.</p>

<h2>16,2 kilometrelik hat, 16 istasyon</h2>

<p>Projenin ilk etabında Şehir Hastanesi, Trabzonspor Stadyumu, Beşirli, Tanjant, Atapark, Pazarkapı, Meydan, Terminal, Sanayi, Forum, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve Havalimanı gibi önemli noktaların raylı sistemle birbirine bağlanması planlanıyor.</p>

<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından açıklanan güzergâh bilgilerine göre hat, şehrin doğu-batı ulaşım aksında önemli bir toplu taşıma bağlantısı oluşturacak. Projenin tamamlanmasıyla hastane, üniversite, stadyum ve havalimanına erişimin kolaylaşması hedefleniyor.</p>

<h2>Vatandaşın beklentisi: Daha rahat ulaşım</h2>

<p>Trabzon’da raylı sistemden beklenti yalnızca yeni bir ulaşım hattının kurulması değil. Özellikle yoğun saatlerde yaşanan trafik sıkışıklığının azaltılması, toplu taşıma yolculuklarının daha öngörülebilir hâle gelmesi ve önemli merkezler arasındaki ulaşımın kolaylaşması isteniyor.</p>

<p>Bununla birlikte inşaat sürecinde trafik akışının nasıl düzenleneceği, çalışmaların hangi bölgelerde yoğunlaşacağı ve olası yol daralmalarına karşı hangi önlemlerin alınacağı da vatandaşların yanıt beklediği konular arasında.</p>

<p>Raylı sistemin Trabzon’a sağlayacağı gerçek katkı, yalnızca hattın tamamlanmasıyla değil; sefer sıklığı, istasyonlara erişim, diğer toplu taşıma araçlarıyla bağlantı ve işletme planlamasının başarısıyla da belirlenecek.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/rayli-sistem-de-son-durum/1556/</link>
<pubDate>Sun, 18 Oct 2026 10:41:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kutuplaşmanın Yakıtı:  Sosyal Medyadaki Yalanlar..!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/kutuplasmanin-yakiti-sosyal-medyadaki-yalanlar.webp" width="250"><br><p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ülkemizde yaşadığımız kutuplaşmanın, huzursuzluğun ve toplumsal gerilimin sorumlusu yalnızca siyasiler değil. <strong>Bu tablonun oluşmasında, sorgulamadan inandığı bilgileri gerçek sanan ve bunları başkalarına da yayan vatandaşların payını da görmemiz gerekiyor.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Eskiden de yanlı yayınlar vardı. Sağcı gazeteler sağın, solcu gazeteler solun görüşlerini savunurdu. Ancak insanların farklı yayınları karşılaştırma, farklı görüşleri görme imkânı vardı. Üstelik basının hukuki sorumluluğu bulunuyordu. <strong>Yanlış haberler için tekzip mekanizması vardı; mahkeme kararlarıyla düzeltme yayımlanabiliyordu.</strong> Elbette o dönem de kusursuz değildi ama bugün sosyal medyada karşılaştığımız denetimsiz bilgi kirliliğinin ulaştığı boyutlar çok daha farklı. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Eskiden herkes gazeteye ulaşamıyordu, bu kadar fazla televizyon seyredilmiyordu ve çok kanalda yoktu. <strong>Dolayısıyla vatandaşlar bu derece manipülasyona açık değildi. İnsanların birçoğunu "aptallaştıran" akıllı telefonlar da yoktu. </strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bugün ise <strong>birçok insanın haber kaynağı birkaç Facebook sayfasından, kimliği belirsiz hesaplardan ve trol ağlarından ibaret.</strong> Haberin kaynağına bakmıyor, doğruluğunu araştırmıyor, başka bir yerden teyit etmiyor. Ekranında gördüğü bir paylaşımı, sanki güvenilir bir gazetenin manşetini okuyormuş gibi doğru kabul ediyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki, <strong>bu bilgi kirliliği nasıl bu kadar etkili oluyor?</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bir düşünün… <strong>Parkta, kahvehanede, otobüste ya da bir bankta oturan insan, telefonunu eline alıyor ve başparmağıyla ekranı yukarıya doğru kaydırıyor. Önüne ne çıkarsa okuyor, hoşuna gideni beğeniyor, inandığını paylaşıyor.</strong> Ama o bilginin nereden geldiğini, kimin hazırladığını, hangi amaçla yayıldığını sorgulamıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Üstelik sosyal medya algoritmaları, insanların ilgisini çeken ve etkileşim gösterdiği içerikleri daha fazla önlerine çıkarabiliyor. <strong>Muhalif bir vatandaşın karşısına çoğunlukla muhalif içerikler, iktidar yanlısı bir vatandaşın karşısına ise iktidarı destekleyen içerikler çıkabiliyor. </strong>Böylece insan, kendi düşüncesini doğrulayan haberlerin arasında yaşamaya başlıyor. Karşıt görüşleri görmedikçe de kendi düşüncesinin tartışılmaz bir gerçek olduğuna inanıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İşte asıl tehlike burada başlıyor: <strong>İnsan, bir süre sonra yalnızca yanlış bilgiye inanmıyor; yanlışını kimliğinin bir parçası hâline getiriyor.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Siyasilerin ve onları destekleyen trol ağlarının bu durumdan yararlanmadığını kim söyleyebilir? Kutuplaşma üzerinden siyasi kazanç sağlayanlar, kendi tabanlarını konsolide etmek için bu mecraları etkili biçimde kullanabiliyor. <strong>Organize hesaplar, yanıltıcı paylaşımlar ve kasıtlı manipülasyonlar, insanların öfkesini besleyebiliyor.</strong> Çünkü öfkeli insan daha kolay tepki veriyor, tepki veren insan daha çok paylaşıyor, paylaşılan içerik de daha fazla insana ulaşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Böylece yalan, gerçeklerden daha hızlı yayılıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Üstelik mesele yalnızca yanlış bilgiyle sınırlı kalmıyor. <strong>İnsanlar, kendi siyasi görüşünden olmayanları farklı düşünen vatandaşlar olarak görmekten çıkıp düşman olarak görmeye başlıyor.</strong> Aynı mahallede yaşayan, aynı pazardan alışveriş yapan, aynı ekonomik sıkıntıları çeken insanlar; siyasi tercihler yüzünden birbirine bileniyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Oysa sağda da solda da aynı sorun var. Bir tarafın yalanına inanmayı eleştirip kendi tarafının yalanına sarılmak, gerçeği aramak değil, tarafını savunmaktır. <strong>İnsanların kendi düşüncelerini sorgulamadığı yerde, siyaset sorgulanamaz hâle gelir.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İşin en zor tarafı da şu: Yanlış bilgi tekrarlandıkça tanıdık hâle geliyor; tanıdık hâle geldikçe doğruymuş gibi algılanabiliyor. İnsan, yıllardır inandığı bir düşüncenin yanlış olabileceğini kabul etmekte zorlanıyor. Çünkü artık yalnızca bir haberi değil, kendi kimliğini de savunuyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki, <strong>bu kısır döngüden nasıl çıkacağız?</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Öncelikle <strong>her gördüğümüz paylaşımın haber olmadığını, her yazılanın bilgi sayılamayacağını öğreneceğiz. </strong>Kaynağına bakacağız, başka kaynaklardan teyit edeceğiz, karşıt görüşleri de okuyacağız. <strong>Hoşumuza giden bir haberin bile yanlış olabileceğini kabul edeceğiz. En önemlisi, siyasi aidiyetimizi aklımızın ve vicdanımızın önüne koymayacağız.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Unutmayalım: Siyasetçiler toplumu kutuplaştırabilir ama bu kutuplaşmanın kalıcı hâle gelmesi, vatandaşın sorgulamaktan vazgeçmesiyle mümkün olur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü <strong>sorgulamayan insan, başkasının düşüncesini kendi düşüncesi sanır.</strong> Başkasının öfkesini kendi öfkesi, başkasının düşmanlığını kendi düşmanlığı olarak benimser.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sonunda da kendisini yönlendirenlerin değil, aynı sokakta yaşadığı insanların karşısına dikilir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Oysa <strong>bize düşen, her duyduğumuza inanmak değil; doğruyu yanlıştan ayırmak, aklımızı kullanmak </strong>ve birbirimize düşman olmadan yaşayabilmektir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü bir ülkeyi yalnızca yanlış yönetenler değil, yanlış yönlendirildiği hâlde bunu sorgulamayanlar da çıkmaza sürükler.</span></span></span></p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/kutuplasmanin-yakiti-sosyal-medyadaki-yalanlar/1553/</link>
<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 10:42:42 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İlk Kutlama Erbil'den!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/ilk-kutlama-erbil-den.webp" width="250"><br><p>TRABZON-ERBİL İLİŞKİLERİ DAHA GÜÇLENECEK</p>

<p>Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkan seçimlerini önemli bir farkla yeniden kazanarak dört yıl daha görevine devam edecek TTSO Başkanı Erkut Çelebi'ye yurt dışından ilk kutlama Irak Erbil'den geldi..&nbsp;</p>

<p><br />
Dini Oluşumlardan Sorumlu Türkmen Bakan Aydın Maruf ile birlikte Erbil Ticaret Odası Başkan Geylan Haci Sait ve Başkan Yardımcısı Kameran Salah Saeed Ala göreve yeniden seçilen TTSO Başkanı Erkut Çelebi'yi kutladı..Erbil Ticaret Odası Başkan Geylan Haci Sait Erkut başkan ve ekibini en kısa zamanda Erbil'de ağırlamak istediğini ifade etti..</p>

<p>TTSO Başkanı Erkut Çelebi de Türkmen Bakan Aydın Maruf ile Erbil Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Geylan Haci Sait ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür ederek Erbil ve Trabzon arasında kurulan ticaret kültür turizm ve ekonomi iş birliğinin devam etmesi gönül köprülerinin kurulması noktasında her türlü gayreti göstereceklerini ifade etti..</p>

<p>Şubat ayında Erbil Ticaret ve Sanayi Odasından 30 kişilik heyet TTSO nun misafiri olarak Trabzon'a gelmiş 4 gün boyunca çeşitli ziyaretler gerçekleştirip işbirliği protokolü imzalanmıştı..</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/ilk-kutlama-erbil-den/1552/</link>
<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 10:32:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Uzungöl'e Devlet Eli</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/uzungol-e-devlet-eli.webp" width="250"><br><p>Uzungöl’e Devlet Eli: Bakan Uraloğlu’ndan Dev Festivale Tam Destek!<br />
Trabzon’un göz bebeği, doğa harikası Uzungöl’de düzenlenecek festival öncesinde Ankara’da kritik bir buluşma gerçekleşti. Uzungöl Festival Derneği Başkanı Yavuz İnan, Festival Koordinatörü Erhan Eroğlu, Uzungöl Muhtarı Selman Dilek, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ersen Küçük ve Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Yetkin İnan’dan oluşan heyet, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nu makamında ziyaret etti.<br />
Yaklaşan festival hazırlıklarının ve Uzungöl’ün turizm potansiyelinin masaya yatırıldığı görüşmede, heyet festival süreciyle ilgili Bakan Uraloğlu’na detaylı bir sunum yaparak destek talebinde bulundu.<br />
"Uzungöl Sadece Trabzon’un Değil, Türkiye’nin Markasıdır"<br />
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Uzungöl’ün bölge ve ülke turizmi için taşıdığı stratejik öneme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:&nbsp;<br />
"Uzungöl, sadece Trabzon’umuzun ve Karadeniz’in değil, tüm Türkiye’nin dünyadaki en önemli turizm markalarından biridir. Bölge kültürünün, doğasının ve misafirperverliğinin tanıtılmasına katkı sağlayacak bu festival, Trabzon’umuzun marka değerini daha da yukarılara taşıyacaktır. Bakanlık olarak bölgenin ulaşımından altyapısına kadar her alanda olduğu gibi, bu tür kıymetli organizasyonlarda da hemşehrilerimizin ve organizasyon komitemizin arkasındayız. Üzerimize düşen her türlü desteği vermeye hazırız. Emek veren tüm ekibe şimdiden başarılar diliyorum."<br />
Hazırlıklar Tüm Hızıyla Devam Ediyor<br />
Bakan Uraloğlu’nun samimi yaklaşımı ve güçlü desteğinden büyük mutluluk duyduklarını belirten heyet üyeleri, ziyaretin ardından yaptıkları açıklamada festivalin Uzungöl’ün şanına yakışır bir coşkuyla gerçekleşeceğini vurguladı.<br />
Ankara temaslarının ardından moral depolayan heyet, bölgeye yakışır uluslararası düzeyde bir organizasyon sunmak adına festival çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/uzungol-e-devlet-eli/1551/</link>
<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 10:25:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>2050’ye Doğru Issızlaşan Anayurt</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/2050-ye-dogru-issizlasan-anayurt.webp" width="250"><br><p>Gümüşhane’in Sessiz Nüfus Krizi: 2050’ye Doğru Issızlaşan Anayurt</p>

<p>Doğum oranları hızla düşerken gençler köylerinden göç ediyor, oysa kırsal yaşarsa Gümüşhane’nin geleceği de yaşar.</p>

<p>Bir şehrin geleceğini nasıl ölçersiniz? Yollarıyla, binalarıyla mı? Elbette bunlar önemlidir. Ancak bütün bu yatırımları anlamlı kılan asıl unsur insandır. Çocuk seslerinin azaldığı, gençlerin başka şehirlere göç ettiği, evliliklerin ve doğumların gerilediği bir yerde, fiziki yatırımların tek başına kalkınmayı sağlaması mümkün müdür?</p>

<p>TÜİK verilerine göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2001’de kadın başına 2,38 çocukken 2024’te 1,48’e geriledi. Nüfusun kendini yenileyebilmesi için kabul edilen 2,10 seviyesinin altındaki bu oran, uzun vadeli nüfus yapısı açısından ciddi bir uyarıdır. Bugün doğan çocukların yirmi yıl sonra iş gücüne katılacağını düşünürsek işte o zaman meselenin önemi daha iyi anlaşılır.</p>

<p>Bu demografik dönüşüm artık sadece büyükşehirlerin değil, Anadolu’nun kılcal damarlarının da varoluşsal krizine dönüştü. Peki genç nesil nerede? Bu sorunun cevabını istatistiklerde değil, kırsalımızda aramalıyız. Geçtiğimiz sene Gümüşhane’nin 55 farklı köy ve mahallesine ulaşarak yaptığım "2025 Gümüşhane Köylerimizin Sorunları ve Çözüm Önerileri Anket Çalışması" tam da bu tabloyu gözler önüne seriyor. 87 kişinin katıldığı bu çalışma, kırsalda yaşamayı sürdürmenin önündeki engelleri anlamak açısından önemli bir yerel veri kaynağıdır.</p>

<p>Köylerimizden yükselen çığlık çok net: Nüfus politikaları kâğıt üzerinde kaldığı sürece gençleri doğdukları topraklarda tutmak imkânsız… Anket sonuçlarına göre katılımcıların %47’si göç ve işsizliği en önemli sorun olarak görüyor. İçme suyu sorunları, bozuk yollar, ulaşım yetersizliği, internet eksikliği, istihdam sınırlılığı, tarım ve hayvancılığın sıkıntıları ile tapu-imar problemleri birbirinden bağımsız değil; kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini birlikte etkileyen faktörlerdir.</p>

<p>Babuş Köyü’nden bir hemşehrimizin "Yıl olmuş 2025 kovalarla banyo yapıyoruz" veya Kirazlık Köyü'nden "60-70 yaşındaki büyüklerimiz sırtında bidonla su taşıyor" yakarışı, hangi gencin o köyde yuva kurup çocuk yetiştirmesini sağlayabilir? Beydere Köyü’nden bir katılımcı, gençlerin internet çekmediği için köye geldiklerinde geri döndüğünü ifade ediyor. Yukarı Akcalı Köyü’nden bir katılımcı ise hisseli tapu sorunları nedeniyle gençlerin köye dönemediğini belirtiyor.</p>

<p>Bu ifadeler bize önemli bir gerçeği gösteriyor: İnsanların bir yerde yaşamaya devam etmesi için yalnızca o yere bağlılık duyması yetmez. Geçimini sağlayabilmesi, ev kurabilmesi, çocuklarını okutabilmesi ve geleceğini güvenle planlayabilmesi gerekir. Bir genç, köyünde iş bulamıyorsa; ev yapmak istediğinde tapu engeline takılıyorsa; ailesiyle yaşamak istediğinde internet, sağlık ve ulaşım hizmetlerine erişemiyorsa başka bir şehirde hayat kurmayı tercih edebilir.</p>

<p>Anket sonuçları bu tabloyu doğruluyor. Katılımcıların büyük çoğunluğu 36 yaş ve üzeri. 18-25 yaş arası katılım sadece %8. Yani köylerde genç yok. Bu tablo, kırsalın yaşlanmakta olduğunu ve genç neslin kopmuş olduğunu gösteriyor.</p>

<p>TÜİK’in 2023-2100 nüfus projeksiyonları, demografik değişimin uzun vadeli etkilerini ortaya koyuyor. Ancak Türkiye için hazırlanan 2050 projeksiyonları, Gümüşhane’nin gelecekteki nüfusunu doğrudan göstermez. Gümüşhane için sağlıklı bir öngörü oluşturmak adına ilin yaş gruplarına göre nüfusu, doğum ve ölüm sayıları, göç hareketleri ve ilçelerin nüfus eğilimleri birlikte değerlendirilmelidir. Asıl mesele de budur: 2050’de kaç kişi olacağımızdan çok, o nüfusun kaçı çalışma çağında olacak? Köylerde kaç aile yaşamaya devam edecek?</p>

<p>Peki çözüm ne? Eğer 2050’de hayalet köylerden oluşan bir harita istemiyorsak; nüfus politikalarını doğrudan kırsal kalkınma hamlesiyle birleştirmek zorundayız. Öncelikle genç istihdamı güçlendirilmeli; tarım ve hayvancılık modern yöntemlerle desteklenmeli, yöresel ürünlerin işlenmesi ve pazarlanması için kooperatifler teşvik edilmelidir. Yem, mazot, gübre yükü altında ezilen köylüye alım garantili üretim desteği verilmelidir.</p>

<p>İkinci olarak kırsal yaşamın temel sorunları çözülmelidir. İçme suyu, güvenli ulaşım, internet, sağlık hizmetleri ve eğitim imkânları lüks değil, yaşanabilirliğin asgari şartlarıdır. Su Master Planları devreye sokulmalı, uçurum kenarlarındaki köy yolları güvenli hale getirilmeli ve en ücra noktaya dahi iletişim altyapısı götürülmelidir. Özellikle hisseli tapu sorunu çözülmeli; gençlerin köyde ev yapması önündeki engeller kaldırılmalıdır.</p>

<p>Üçüncü olarak genç aileleri destekleyen bütüncül uygulamalar geliştirilmelidir. Erişilebilir konut, kreş ve çocuk bakım hizmetleri, ebeveynlere yönelik sosyal destekler ve iş güvencesi bu yaklaşımın temel parçaları olmalıdır. Gençlerin köyde yaşayabilmesi için sosyal alanlar yapılmalıdır. Ankette “köy konağı yok, gençler ayrışıyor” diyen Oylumdere Köyü sakinleri haklı.</p>

<p>Memleketimizin insanı sorunun parçası olmadığı gibi, çözümün de en büyük aktörüdür. Anketimize katılan hemşehrilerimizin %70’ten fazlasının "Çözüm sürecinde her türlü göreve hazırız" diyerek elini taşın altına koyması, toplumsal iradenin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor.</p>

<p>2050 uzak bir tarih gibi görünebilir. Oysa bugün eğitim çağında olan çocuklar, o tarihte çalışma hayatının önemli bir bölümünü oluşturacak. Bugün köyünde geçim imkânı bulamayan bir genç, yarın başka bir şehirde kalıcı bir hayat kurabilir. Bu nedenle nüfus meselesini yalnızca doğum sayıları üzerinden tartışmak yeterli değildir. Doğum oranlarını yükseltmek istiyorsak ailelerin geleceğe güvenle bakabildiği bir düzen kurmalı; genç nüfusu korumak istiyorsak gençlere yaşayabilecekleri, çalışabilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri bir Gümüşhane sunmalıyız.</p>

<p>Gümüşhane’nin önünde iki seçenek var: Ya nüfus kaybını kaçınılmaz bir kader gibi kabul edeceğiz ya da bu gidişatı değiştirmek için bugünden harekete geçeceğiz. Köylerimiz sadece birer yerleşim yeri değil; kültürümüzün, tarihimizin ve geleceğimizin teminatıdır. Köylerimizin sesine kulak verin; çünkü kırsal yaşarsa, gelecek de yaşar.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/2050-ye-dogru-issizlasan-anayurt/1550/</link>
<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 10:11:03 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yeni Dönem Yeni İsimler: Trabzon Yeni Döneme Hazır mı?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/yeni-donem-yeni-isimler-trabzon-yeni-doneme-hazir-mi.webp" width="250"><br><h1>TTSO’da Yeni Dönem Başlıyor: Trabzon Ekonomisini Neler Bekliyor?</h1>

<p><strong>ekotime.net</strong></p>

<p><strong>Trabzon son yıllada ki en hareketli günlerinden birini geçtiğimiz hafta sonu yaşadı.</strong></p>

<p><strong>Trabzon'un ekonomide-ticarette-turizmde gelecek 4 yılının yeniden yapılandırılacağı Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yapıldı.</strong></p>

<p><strong>Seçime 4 aday girdi. Ancak önceki dönem başkanı ve başkan adayı Erkut Çelebi ipi göğüsleyen işadamı olduç</strong></p>

<p><strong>Şimdi seçim bitti. Sıra geldi Trabzon ekonomisini yönetecek isimlerin görev dağılımın yapılacağı güne.&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Oda bugün bu kararı vermek için sabah saatlerinde toplandı.</strong></p>

<p><strong>Trabzon Yeni Döneme Hazır</strong></p>

<p><strong>Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nda (TTSO) yeniden başkanlığa seçilen Erkut Çelebi’nin bugün yönetim kadrosuyla ilgili görev dağılımını yapması bekleniyor. Yeni dönemde gözler; sanayi yatırımlarından ihracata, turizmden istihdama kadar Trabzon ekonomisine yön verecek çalışmalara çevrildi.</strong></p>

<p>Trabzon iş dünyasında seçim süreci geride kaldı, şimdi sıra yeni dönemin yol haritasında. Erkut Çelebi’nin yeniden TTSO Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilmesinin ardından bugün oluşturulacak görev dağılımı, odanın önümüzdeki dönemde hangi alanlara ağırlık vereceği açısından önem taşıyor.</p>

<p>TTSO’da görev üstlenecek yönetim kurulu üyelerini yalnızca oda çalışmalarını yürütmek değil, aynı zamanda Trabzon’un ekonomik gelişimine katkı sağlayacak projelerin takipçisi olmak da bekliyor.</p>

<h2>GÖZLER SANAYİ, İHRACAT VE YATIRIMLARDA</h2>

<p>Trabzon ekonomisinin önündeki en önemli başlıklardan biri, üretim kapasitesinin artırılması ve yeni yatırımların şehre kazandırılması. Yatırım Adası Endüstri Bölgesi başta olmak üzere sanayi yatırımlarının ilerletilmesi, işletmelerin finansmana erişimi ve yeni istihdam alanlarının oluşturulması yeni dönemin öncelikleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Doğu Karadeniz’in ihracat merkezlerinden biri olan Trabzon’da dış pazarlara açılımın güçlendirilmesi, ihracatçıların sorunlarının çözülmesi ve firmaların rekabet gücünün artırılması da yönetimin önündeki önemli görevlerden olacak.</p>

<h2>TURİZMDE SAYI DEĞİL, KATMA DEĞER ZAMANI</h2>

<p>Trabzon turizmi de yeni yönetimden beklentilerin yoğunlaştığı alanlardan biri. Turist sayısının yanı sıra kentte geçirilen sürenin uzatılması, kişi başına harcamanın artırılması, turizmin 12 aya yayılması ve şehrin uluslararası pazarlarda daha güçlü tanıtılması önem taşıyor.</p>

<p>Turizm işletmeleri, seyahat acenteleri ve diğer sektör temsilcileri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi, Trabzon’un turizm gelirlerinin ticarete ve istihdama daha fazla katkı sağlamasına yardımcı olabilir.</p>

<h2>TRABZON NE BEKLİYOR?</h2>

<p>Yeni dönemde TTSO yönetiminin başarısı, yalnızca gerçekleştirilen toplantılarla veya açıklanan projelerle değil, bunların şehir ekonomisine sağladığı somut sonuçlarla ölçülecek.</p>

<p>Esnaf ve işletmelerin sorunlarına çözüm üretilmesi, gençlere yeni iş olanakları oluşturulması, üreticinin desteklenmesi ve Trabzon’un yatırım çekme kapasitesinin artırılması iş dünyasının temel beklentileri arasında bulunuyor.</p>

<p>Bugün yapılacak görev dağılımıyla birlikte yönetim kurulu üyelerinin hangi alanlarda sorumluluk üstleneceği de önem kazanacak. Her bir görev alanının belirli hedeflerle çalışması, projelerin takibinin yapılması ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılması yeni dönemin verimliliğini artırabilir.</p>

<p>Trabzon’un ekonomik potansiyeli yüksek; ancak bu potansiyelin daha fazla üretime, ihracata, yatırıma ve istihdama dönüşmesi gerekiyor. Yeni TTSO yönetimini önümüzdeki dönemde zorlu ama önemli bir çalışma süreci bekliyor.</p>

<p><strong>Trabzon’un beklentisi açık: Daha fazla yatırım, daha güçlü ticaret, sürdürülebilir turizm ve gençlere yeni iş kapıları. Şimdi gözler, yeni yönetimin bu beklentileri hangi somut adımlarla karşılayacağında.</strong></p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/yeni-donem-yeni-isimler-trabzon-yeni-doneme-hazir-mi/1549/</link>
<pubDate>Fri, 16 Oct 2026 09:23:57 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çelebi ve Hacısalihoğlu'ndan birlik ve beraberlik vurgusu</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/celebi-ve-hacisalihoglu-ndan-birlik-ve-beraberlik-vurgusu.webp" width="250"><br><p>Hacısalihoğlu ve Çelebi’den Net Mesaj: Turuncu Hareket’te Birliktelik Sürecek</p>

<p>Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nda (TTSO) geçen hafta gerçekleştirilen meslek komitesi seçimlerini &nbsp;kazanan Turuncu hareket, yarın yapılacak Meclis Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Başkanlığı seçimleri öncesinde bir araya geldi. Meclis Başkan adayı Suat Hacısalihoğlu ve mevcut Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi, birlik ve beraberlik mesajı vererek seçimlerin ardından da aynı kararlılıkla yola devam edeceklerini vurguladı.</p>

<p>Hacısalihoğlu: ‘’aynı kararlılıkla devam ediyoruz”</p>

<p>Yarın yapılacak seçimlerin Trabzon’a hayırlı olmasını dileyen Meclis Başkan adayı Suat Hacısalihoğlu, kendilerine destek veren herkese teşekkür ederek şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Bize teveccüh gösteren herkese çok teşekkür ediyoruz. Seçimlerden önce Erkut Bey’le birlikte Turuncu Hareket olarak yola çıktık, bugün de aynı şekilde yolumuza devam ediyoruz. Komite seçimlerinde önemli bir başarı elde ettik. Yarın da Yönetim Kurulu Başkanımızı ve Meclis Başkanımızı seçerek Trabzon’a yakışır şekilde seçim sürecini tamamlayacağız.</p>

<p>Artık bizim işimiz gücümüz bu şehrin ticaretini yükseltmek, birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirmek olacak. Erkut Bey’le birlikteliğimiz devam ediyor. İnşallah seçimlerin ardından birlikte çok daha güzel işlere imza atacağız.”</p>

<p>Çelebi’den birlik ve beraberlik vurgusu</p>

<p>TTSO Yönetim Kurulu Başkanı Erkut Çelebi de yarın gerçekleştirilecek Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Meclis Başkanlığı seçimlerinin Trabzon’a hayırlı olmasını temenni etti.</p>

<p>Çelebi, Suat Hacısalihoğlu ve kendilerine destek veren meclis üyeleriyle birlikte birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaya devam edeceklerini belirterek, Trabzon’un ticaretini ve sanayisini daha ileriye taşımak için ortak hedefler doğrultusunda hareket edeceklerini ifade etti.</p>

<p>Turuncu Hareket’ten seçim öncesi net mesaj</p>

<p>Komite seçimlerinde elde edilen başarının ardından bir araya gelen Turuncu Hareket, yarınki seçimler öncesinde birlikteliğini perçinleştirdi. Suat Hacısalihoğlu ve Erkut Çelebi, seçim sürecinin tamamlanmasının ardından oda çalışmalarına odaklanarak Trabzon iş dünyası için yeni projeler ve ortak hedefler doğrultusunda çalışmayı sürdüreceklerini ortaya koydu.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/celebi-ve-hacisalihoglu-ndan-birlik-ve-beraberlik-vurgusu/1547/</link>
<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 22:22:17 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Herkes "Ekmeğinin Peşinde"...!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/herkes-ekmeginin-pesinde.webp" width="250"><br><p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:20.0pt">HERKES “EKMEĞİNİN PEŞİNDE”..!</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sosyal medyada bazı insanlar vardır; söyledikleriyle kimi zaman düşündürür, kimi zaman sinir uçlarına dokunur. Bazen oldukça sert ve agresif, bazen de son derece naif paylaşımlar yaparlar. Benim de yakından tanıdığım, sözü eğip bükmeden söyleyen, kimseden çekinmeden düşüncesini dile getiren böyle bir kadın arkadaşımız var. Zaman zaman kendisine özelden gönderilen mesajları da paylaşarak bazı erkekleri ifşa eder.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Geçen gün sayfasında şöyle bir paylaşım yaptı:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“<strong>Ne kadar işsiz, güçsüz, boş, gereksiz erkek varsa, sanal âlemde kadın peşine düşmüş...</strong>”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Paylaşımın altına erkek takipçilerinden biri şu yorumu yazmış:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“<strong>Herkes ekmeğinin peşinde...</strong>”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Gülümsedim ve...</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bu yorum bana yıllar önce yaşadığım bir olayı hatırlattı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Bir gün mahalle arasında aracımla ilerlerken bir kedinin kaçtığını, başka bir kedinin de onu kovaladığını gördüm. Duruma bakılırsa kaçan dişi, kovalayan ise erkek kediydi. Tam o sırada yaklaşan aracımı fark ettiler. Erkek kedi, pençeleriyle dişi kediyi yakalamıştı. Aracın geldiğini görünce onu bırakmadı ama kendisini kaldırıma atarak güvenliğini sağladı. Dişi kediyi ise yolun üzerinde bıraktı. Üstelik pençeleri hâlâ onun ensesindeydi.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">O an düşündüm: Bu kedi için karşısındaki, belki de yalnızca kendi ihtiyacını gidermenin bir aracıydı. Araba gelip onu ezse ne olacaktı? Kendisi kaldırımdaydı, güvendeydi. Dişi kedi ezilirse ezilsin! Yeter ki kendisine bir şey olmasın. Araç geçtikten sonra da dişi kedi yaşıyorsa kaldığı yerden devam edebilirdi. Dikiz aynasından baktığımda da aynen öyle olduğunu gördüm. Duruma bakılırsa dişi kedi de cilve yapmak için kaçar gibi davranıyordu.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Elbette bir hayvanın davranışını insanın ahlakıyla birebir kıyaslayamayız. Ancak o gün gördüğüm manzara, insan ilişkileri üzerine düşündüğümde zihnimde bir benzetmeye dönüştü.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Acaba bazı erkekler de kadınlara böyle mi bakıyordu? <strong>Güzel, çekici bir kadın gördüğünde karşısında bir insan olduğunu unutup onu yalnızca cinsel arzularını tatmin edecek bir nesne olarak mı görüyordu?</strong> Onunla arkadaş olmayı, dostluk kurmayı, bir hayatı paylaşmayı, sevgili olmayı ya da evlenmeyi düşünmeden, yalnızca kendi hevesinin peşinden mi koşuyordu?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Sosyal medyadaki o yorumu okuduğumda aklımdan bunlar geçti:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“<strong>Herkes ‘ekmeğinin peşinde’..!</strong>”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Asıl mesele burada başlıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Toplum olarak ahlaki ve insani ilişkilerimizde yol alamamamızın nedenlerinden biri de bu anlayış değil mi? Bazı erkekler kadını yalnızca cinsel bir nesne olarak görüyor, bazı kadınlar da erkeği tabiri caizse yolunacak bir kaz olarak değerlendiriyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Elbette bu, bütün erkeklere ya da bütün kadınlara mal edilebilecek bir durum değil. Ancak varlığını inkâr edemeyeceğimiz bir anlayıştan söz ediyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İnsan, karşısındakini insan olarak göremediğinde ilişki de kuramıyor. <strong>Arkadaşlık, dostluk, sevgi, saygı ve güven gibi kavramların yerini çıkar, heves ve beklenti alıyor.</strong> Herkesin bir hesabı var ama kimsenin karşısındakini gerçekten anlamaya niyeti yok.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Böyle bir anlayışla toplum olarak bir adım ileri gidebilir miyiz?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Geçenlerde bir düğüne katıldım. Genç ve orta yaşlı kadınların önemli bir kısmının oldukça dekolte kıyafetlerle ortada rahatça oynadığını gördüm. Bazı görüntüler beni rahatsız etti. Düğünün gerilerinde arkadaşlarla sohbet ediyorduk. Trabzon'un tanınmış iş adamlarından bir arkadaşımız da oradaydı.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bir ara bana dönerek:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“Ya Mustafa, baksana!” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“Neye bakayım?” diye sordum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“Ben şimdiye kadar kadınların sütyen takmadan dolaşmasını sadece sosyal medyada, magazin sayfalarında görüyordum. Burada da görüyorum!” dedi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Yüzüne baktım, bir şey söylemedim. Sadece gülümsedim. Çünkü o an verecek bir cevabım yoktu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Orada bulunan başka bir kadın arkadaşımızın yorumu ise farklıydı:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“<strong>Peki, bunlar kime beğenilmeye çalışıyor? Eşlerine değil, sevgililerine değil... Herkese mi beğenilmeye çalışıyorlar?</strong>”</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">“Bilmiyorum,” dedim.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Aslında bu soruların üzerinde düşünmek gerekiyor. İnsan beğenilmek ister. Beğenilmek, takdir edilmek, fark edilmek hepimizin hoşuna gidebilir. Bunda yadırganacak bir şey yok. Ancak insanın kendisini nasıl ortaya koyduğu, neyle dikkat çekmeye çalıştığı da üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Burada bir ayrımı özellikle yapmak gerekiyor: Bir kadının nasıl giyineceğine elbette kendisi karar verir. <strong>Kıyafeti üzerinden kimsenin ahlakını ölçemeyiz. Mesele, bir kadının dekolte giyinmesi ya da bir erkeğin bundan rahatsızlık duyması veya aç gözlerle ona bakmasıyla sınırlı değil. Mesele, insanın değerini neye göre belirlediğimiz ve başkalarının gözünde nasıl bir değer kazanmaya çalıştığımızdır.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü aynı anlayışın başka bir yüzünü erkeklerde de görüyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kimi altındaki arabayla, kimi giydiği marka ayakkabıyla, kimi gittiği lüks restoranlarla, kimi de sahip olduğu parayla, makam veya mevkiyle kendisini göstermeye çalışıyor. Kadın da erkek de çoğu zaman dış görünüşüyle, sahip olduklarıyla, başkalarında uyandırdığı etkiyle değer kazanmaya uğraşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Peki, kaç kişi aklıyla, fikriyle, bilgisiyle, kültürüyle, karakteriyle ve insanlığıyla kendisini ortaya koymaya çalışıyor?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Kaç kişi bir insanı tanırken ne giydiğine, ne kadar güzel ya da yakışıklı olduğuna, hangi arabaya bindiğine, ne kadar para kazandığına değil; nasıl düşündüğüne, nasıl davrandığına, sözüne ne kadar sadık olduğuna, zor zamanda nasıl bir insan olduğuna bakıyor?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">İşte asıl meselemiz burada.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Birbirimizi tanımadan sahip olduklarımıza, görünüşümüze ve bize sağlayabileceğimiz faydaya göre değerlendiriyoruz. Kadınıyla erkeğiyle insanı bir bütün olarak görmek yerine, işimize yarayan yönüyle değerlendiriyoruz. Sonra da adına aşk, sevgi, dostluk, arkadaşlık diyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Oysa insan, bir başkasının ihtiyacını giderecek bir nesne değildir. Ne kadın erkeğin hevesini tatmin etmek için vardır ne de erkek kadının lüks ihtiyaçlarını finanse etmek için. İnsan ilişkileri, karşılıklı çıkar hesabından ibaret değildir. Olmamalıdır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü mesele yalnızca sosyal medyada kadınların peşine düşen erkekler, dış görünüşüyle dikkat çekmeye çalışan kadınlar ya da arabasıyla, parasıyla gösteriş yapan erkekler değil.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Mesele, insanı insan olarak görebilmek.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Karşımızdakine bir beden, bir cüzdan, bir makam, bir imkân ya da geçici bir hevesin aracı olarak bakmaktan vazgeçebilmek...</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Bunu başaramadığımız sürece ne ilişkilerimizde gerçek bir samimiyet kurabiliriz ne de toplum olarak ahlaki anlamda ileriye gidebiliriz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-size:16.0pt">Ve dönüp dolaşıp aynı soruyla karşı karşıya kalırız:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Herkes “ekmeğinin peşinde” de, kaç kişi insanlığının peşinde?</span></strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/herkes-ekmeginin-pesinde/1544/</link>
<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:39:27 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>"Bunun Altından Da Kalkarız" </title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/bunun-altindan-da-kalkariz.webp" width="250"><br><p>Sevgili okurlar, her gün gelen zamların hayatımıza etkisi giderek sıradanlaşıyor. Eskiden tepki gösterdiğimiz fiyat artışlarını bugün “Şuna da mı zam gelmiş, aman!” deyip geçiştiriyoruz. Şimdi de dolmuş zamlarıyla bu sınavın karşısındayız.</p>

<p>Elbette zamların bir gerekçesi var. Dünya savaşların gölgesinde. Hürmüz Boğazı, Karadeniz ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin ekonomik faturası dönüp dolaşıp Türkiye’ye de dokunuyor. Akaryakıttan bakıma, personel giderlerinden işletme maliyetlerine kadar her kalemde artış var. Peki, bunun bedelini kim ödeyecek?</p>

<p>Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Ömer Hakan Usta ile yaptığım görüşmede, dolmuş esnafının yaşadığı sıkıntıları dinledim. Usta, Şubat 2026’dan bu yana zam talebiyle vatandaşın karşısına çıkmadıklarını belirterek, yapılan artışın tüm beklentilerin altında kaldığını savundu.</p>

<p>Büyükşehir Belediye Meclisi’nde onaylanan ve yürürlüğe giren yüzde 25’lik ara zamla, şehir içindeki en kısa mesafe dolmuş ücreti 32 TL’den 40 TL’ye yükseldi. Oysa dolmuş esnafının beklentisi 45-55 TL arasındaydı.</p>

<p>Başkan Usta, “Yapılan yüzde 25’lik zam kesinlikle yeterli değildir. Bana sorarsanız devede kulak misalidir” derken, mevcut artışın esnafın beklentisinin altında kaldığına dikkat çekti.</p>

<p>Usta, Trabzon halkının duyarlılığına vurgu yaparak, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in hem vatandaşı hem de dolmuş esnafını gözeten bir karar aldığını belirtti ve “Ne şiş yandı ne kebap” değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Evet sevgili okurlar, mesele yalnızca dolmuş ücretlerinin 40 TL’ye çıkması değil. Bir tarafta artan maliyetlerle ayakta kalmaya çalışan esnaf, diğer tarafta her kuruşun hesabını yapan vatandaşın hali var.</p>

<p><strong>Karşısında ise artan maliyetler karşısında çaresiz kalan esnaf.</strong></p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/bunun-altindan-da-kalkariz/1542/</link>
<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:18:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İYİ Parti Trabzon Teşkilatından TBMM Çıkarması</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/iyi-parti-trabzon-teskilatindan-tbmm-cikarmasi.webp" width="250"><br><p>İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’ndan “7 Kasım’da Trabzon’a Geliyorum” Mesajı</p>

<p>İYİ Parti Trabzon teşkilatları, Türkiye Büyük Millet Meclisinde geniş katılımlı bir program gerçekleştirdi. İYİ Parti Trabzon İl Başkanlığının organizasyonuyla tüm ilçe başkanlıklarından çok sayıda teşkilat mensubu Ankara’ya giderek Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’la birlikte İYİ Parti TBMM Grup Toplantısı’na katıldı.</p>

<p>İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun konuştuğu grup toplantısında Trabzon teşkilatının coşkulu katılımı dikkat çekti. İl ve ilçe teşkilatlarının Ankara’daki buluşması, grup toplantısına da güçlü şekilde yansıdı.</p>

<p>“Trabzon Seninle Gurur Duyuyor”</p>

<p>Grup toplantısı sırasında Trabzon teşkilatı mensupları tarafından “Trabzon seninle gurur duyuyor” sloganları atıldı. Sloganlara kürsüden karşılık veren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Trabzon heyetine teşekkür ederek 7 Kasım’da Trabzon’a geleceğini açıkladı.</p>

<p>Dervişoğlu, “Siz neden zahmet edip buraya geldiniz? Ben 7 Kasım’da sizin yanınıza geliyorum. Hoş geldiniz, sefa geldiniz, şeref verdiniz. Allah hepinizden razı olsun. 7 Kasım 2026 günü bayrağı Trabzon’da açmaya geliyorum.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>“Bize Her Yer İktidar”</p>

<p>Dervişoğlu’nun Trabzon ziyareti açıklaması salonda büyük coşku oluştururken Trabzon teşkilatı mensupları bu kez “Bize her yer iktidar” sloganı attı. Dervişoğlu ise sloganlara “İnşallah” diyerek karşılık verdi.</p>

<p>Aydın: “Trabzon’un Birlikteliği Ankara’ya Yansıdı”</p>

<p>İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın da Trabzon teşkilatlarının TBMM’deki buluşmasına ilişkin değerlendirmede bulundu. Trabzon’un tüm ilçelerinden gelen teşkilat mensuplarının ortaya koyduğu birlik ve beraberliğin Ankara’ya güçlü şekilde yansıdığını belirten Aydın “Bugün Trabzon’un birlikteliği, heyecanı ve mücadele azmi Ankara’ya yansıdı. İl Başkanımız Muhammet Erkan başkanlığında İl Başkanlığımızdan ilçe teşkilatlarımıza kadar büyük bir aile olarak Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu’nun yanında olduk. Trabzon’dan yükselen bu güçlü iradeyi hep birlikte büyütmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Milletvekili Aydın, 7 Kasım’da gerçekleştirilecek Trabzon programının da teşkilatlar ve vatandaşlar açısından önemli bir buluşma olacağını belirtti.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/iyi-parti-trabzon-teskilatindan-tbmm-cikarmasi/1541/</link>
<pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:07:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kelkit Hayvan Pazarı Tedbir Amaçlı Kapatıldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/kelkit-hayvan-pazari-tedbir-amacli-kapatildi.webp" width="250"><br><h1>Kelkit Hayvan Pazarı Tedbir Amaçlı Kapatıldı</h1>

<p><strong>Gümüşhane’nin önemli hayvancılık merkezlerinden Kelkit’te canlı hayvan pazarı, çevre illerde görülen şap hastalığına karşı önlem amacıyla geçici olarak kapatıldı. Pazar, ikinci bir duyuruya kadar hayvan alım satımına kapalı kalacak.</strong></p>

<p>Kelkit Hayvan Pazarı’nın kapatılması kararı, Kelkit İlçe Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu tarafından 12 Ekim 2026 tarihinde alındı. Kararla birlikte, hayvan hastalıklarının yayılmasını önlemek ve ilçedeki hayvan varlığını korumak amacıyla pazardaki ticari faaliyetlere geçici süreyle ara verildi.</p>

<h2>Gümüşhane’de şap vakası yok</h2>

<p>Alınan kararın, Gümüşhane’de tespit edilmiş bir şap hastalığı vakasından kaynaklanmadığı, çevre illerde görülen vakaların oluşturduğu risk nedeniyle uygulandığı bildirildi. İlde hastalığa karşı aşılama çalışmalarının sürdüğü belirtildi.</p>

<h2>Üreticiler açılış duyurusunu bekliyor</h2>

<p>Bölgenin önemli hayvan ticareti noktalarından biri olan Kelkit Hayvan Pazarı, ilçedeki yetiştiricilerin yanı sıra çevre illerden gelen alıcı ve satıcıları da bir araya getiriyor. Kapatma kararı, hayvan ticaretiyle uğraşan üretici ve besicileri yakından ilgilendiriyor.</p>

<p>Pazarın yeniden açılacağı tarihe ilişkin henüz açıklama yapılmadı. Faaliyetlerin, yetkili kurumların değerlendirmesi ve yeni duyuru doğrultusunda başlaması bekleniyor.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/kelkit-hayvan-pazari-tedbir-amacli-kapatildi/1540/</link>
<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 14:23:33 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Aydın: Açılış Neden Ertelendi?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/aydin-acilis-neden-ertelendi.webp" width="250"><br><p>İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın’dan Şehir Hastanesi Çıkışı: “Açılış Erteleniyor, Sorularımız Hâlâ Cevapsız”</p>

<p>İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, Trabzon Şehir Hastanesinin açılış tarihinin ertelenmesini eleştirerek hastanenin inşa edildiği Akyazı dolgu alanının güvenliğine ilişkin 11 Mart 2026 tarihinde Sağlık Bakanlığına yönelttiği soruların hâlâ cevaplandırılmadığını belirtti. Açılışın ertelenmesiyle birlikte kamuoyundaki soru işaretlerinin daha da arttığını ifade eden Aydın, “Sağlık Bakanlığı aylar önce sorduğumuz zemin güvenliği sorularına neden cevap vermemiştir? Açılıştaki gecikmenin bu meselelerle herhangi bir ilgisi var mıdır?” diye sordu.</p>

<p>Kasım Ayında Açılması Bekleniyordu</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından kasım ayı sonunda hasta kabulüne başlaması planlanan Trabzon Şehir Hastanesinin açılışının ertelendiği kamuoyuna yansıdı. İktidar partisinin temsilcileri, bazı ihalelerde yaşanan gecikmeler nedeniyle açılış takviminin aksadığını ve hastanenin hizmete girişinin gelecek yıla sarkabileceğini açıkladı.</p>

<p>Açılış tarihindeki değişiklik, hastanenin bulunduğu Akyazı dolgu alanına ilişkin daha önce gündeme gelen zemin güvenliği tartışmalarını da yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>11 Mart’ta Sağlık Bakanına Sormuştu</p>

<p>İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın, 11 Mart 2026 tarihinde Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun cevaplandırması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Trabzon Şehir Hastanesi ve stadyumun bulunduğu Akyazı dolgu alanının jeoteknik güvenliğini gündeme getirmişti. Önergede, dolgu alanında kayma bulunup bulunmadığı, zemin etüdü ve kıyı mühendisliği raporlarının ne zaman hazırlandığı, hastanenin temel sisteminin nasıl oluşturulduğu ve uzun vadeli zemin hareketlerinin izlenip izlenmediği sorulmuştu.</p>

<p>Milletvekili Aydın, aradan geçen süreye rağmen Sağlık Bakanlığından bu sorulara cevap verilmediğini belirterek Bakanlığın sessizliğinin açıklanması gerektiğini söyledi.</p>

<p>“Açılış Neden Ertelendi, Hangi İhaleler Gecikti?”<br />
Hastanenin açılışının ertelenmesi üzerine açıklama yapan Aydın, gecikmenin bütün ayrıntılarıyla kamuoyuna açıklanmasını istedi.</p>

<p>Aydın, “Konuyla ilgili resmî sorumluluğu bile olmayan bazı iktidar partisi yetkilileri, ihalelerin geciktiğini söylüyor. Hangi ihaleler gecikmiştir? Hastanenin bugün itibarıyla hangi fiziki, teknik veya idari eksiklikleri bulunmaktadır? Yeni açılış tarihi nedir? Bunların Trabzon kamuoyundan saklanmasının hiçbir gerekçesi olamaz. Ayrıca bir bakan, devlet adına bir söz ve tarih verirken bunu neye dayanarak söylüyor? Böylesi ciddiyetsiz bir durum olabilir mi? Bu, milletin aklıyla alay etmektir.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının daha önce yöneltilen zemin güvenliği sorularını da cevapsız bırakmasının yeni tartışmalar doğurduğunu belirten Aydın “Biz mart ayında dolgu alanında kayma olup olmadığını, zemin etütlerini, temel sistemini ve olası oturma ya da hareketlerin izlenip izlenmediğini sorduk. Bugün hastanenin açılışı erteleniyor ama o sorularımız hâlâ cevapsız. Bu iki durum arasında herhangi bir bağlantı yoksa Bakanlık çıkıp bunu açıkça söylemelidir.” dedi.</p>

<p>“Güncel Zemin Verileri Kamuoyuyla Paylaşılmalıdır”</p>

<p>Dolgu zemindeki oturma ve hareketliliklerin sürekli izlenmesi gerektiğine ilişkin uyarıları da hatırlatan Aydın, kamu yatırımlarında en küçük güvenlik şüphesinin dahi şeffaf biçimde giderilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Aydın, Akyazı bölgesine ilişkin güncel zemin verileri, jeoteknik raporlar ve varsa izleme sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması çağrısında bulundu.</p>

<p>Şehir Hastanesinde Bir Diğer Sorun: Trafik</p>

<p>Trabzon Şehir Hastanesiyle ilgili yalnızca zemin ve açılış takviminin değil, bölgedeki trafik probleminin de uzun süredir tartışıldığını belirten Aydın, konuyu daha önce Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına taşıdıklarını hatırlattı.</p>

<p>Bakanlığın kendilerine bölgede kavşak düzenlemesi yapıldığını bildirdiğini ifade eden Aydın, “Mevcut kavşak gerçekten Şehir Hastanesi hizmete girdiğinde oluşacak trafik yükünü çözmüşse amenna. Ancak hastane henüz açılmadan dahi Akyazı’daki trafik sorunu ortadadır. Hastane tam kapasiteyle çalışmaya başladığında bu yükün nasıl karşılanacağı açıklanmalıdır.” dedi.</p>

<p>“İşte ‘Ben Yaptım Oldu’ Zihniyetinin Sonucu”</p>

<p>Trabzon Şehir Hastanesinin planlama sürecini eleştiren Aydın, milyarlarca liralık kamu yatırımlarında ulaşım, zemin güvenliği ve işletmeye alma süreçlerinin yatırım tamamlanmadan çözülmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Milletvekili Aydın, “Önce deniz dolgusu üzerine dev bir hastane yapacaksınız, sonra zemin güvenliğini, trafik yükünü, bağlantı yollarını ve açılış için yetişmeyen işleri tartışacaksınız. İşte iktidarın yıllardır Trabzon’a dayattığı ‘ben yaptım, oldu’ zihniyeti tam olarak budur.” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aydın, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na çağrıda bulunarak hastanenin neden açılamadığının, yeni hizmete giriş tarihinin, zemin güvenliğine ilişkin teknik sonuçların ve ulaşım planının gecikmeksizin Trabzon kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/aydin-acilis-neden-ertelendi/1539/</link>
<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 13:59:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Dün Kardeşimizdi, Bugün Hain mi Oldu?</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/dun-kardesimizdi-bugun-hain-mi-oldu.webp" width="250"><br><h1><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Sosyal medyada öyle bir kitle var ki ne söylediğini, neye göre karar verdiğini anlamak mümkün değil. Üstelik mesele yalnızca iktidar yanlısı ya da muhalefet yanlısı olmak da değil. Özellikle muhafazakâr kesimde sıkça karşılaştığımız bu anlayışın temel sorunu, <strong>düşüncelerini ilkelere göre değil, duygularına ve bağlılıklarına göre şekillendirmesi.</strong></span></span></span></h1>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Daha birkaç ay öncesine kadar Azerbaycan'ı ve İlham Aliyev'i göklere çıkaranlar kimlerdi? “Kardeşimiz” diyorlardı. “İki devlet, bir millet” diyerek alkış tutuyor, Azerbaycan'la Türkiye'nin birlikteliğinden büyük bir güç doğacağını anlatıyorlardı. Aliyev'e övgüler diziliyor, Azerbaycan adeta eleştirilemez bir ülke olarak görülüyordu.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Peki, ne oldu da birdenbire her şey değişti?</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Azerbaycan'ın laiklik konusundaki uygulamaları, Başörtülü öğrencilerin okullara alınmamasına yönelik uygulamalar ve tartışmalar, Amerika Birleşik Devletleri'yle yaptığı ticari anlaşmalar gündeme gelince, dün yere göğe sığdıramadıkları Aliyev'i bugün hain, düşman, hatta siyonist ilan etmeye başladılar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Dün kardeş dediklerine bugün düşman diyorlar. Dün alkışladıklarını bugün lanetliyorlar.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">İyi de dün mü yanılıyorlardı, bugün mü?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">İşte asıl sorulması gereken soru budur.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Elbette Azerbaycan'ın politikaları eleştirilebilir. Aliyev'in kararları da sorgulanabilir. Hiçbir ülke, hiçbir lider eleştiriden muaf değildir. Ancak eleştirinin de bir ölçüsü, bir tutarlılığı ve bir ilkesi olmalı. <strong>Bir lideri dün göklere çıkarıp bugün yerin dibine batırmak, eğer arada değişen şey yalnızca kendi beklentilerimizse, fikir sahibi olmak değil, savrulmaktır.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Bizim asıl problemimiz, insanları ve olayları ilkelerimize göre değerlendirmek yerine, ilkelerimizi sevdiğimiz insanlara göre değiştirmemizdir.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Bu anlayışın adı düşünmek değil, biat etmektir.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Çünkü düşünen insan, sevdiğini de eleştirir; karşı çıktığı insanın doğru yaptığını da teslim eder. Adalet duygusu gelişmiş insan, kendi tarafının yanlışını da yanlış görür. <strong>Biat eden ise önce tarafını belirler, sonra o tarafın her yaptığını doğru, karşı tarafın her yaptığını yanlış ilan eder.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Böyle bir anlayışın ne siyasette ne toplumsal hayatta ne de dinî düşüncede tutarlılık sağlaması mümkün değildir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Üstelik kendisini İslam'ın savunucusu olarak gören bu kitlenin çelişkisi çok daha derindir. İslam'ı çoğu zaman başörtüsüyle, namazla, oruçla ve görünür dinî sembollerle anlatıyorlar. Fakat iş adalete, ahlaka, liyakate ve vicdana geldiğinde aynı hassasiyeti göremiyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Oysa din, yalnızca görünüşten ve ritüellerden ibaret değildir. <strong>Adalet yoksa, ahlak yoksa, hakkaniyet yoksa, insan kendi tarafının yanlışına göz yumuyorsa orada ciddi bir muhasebe sorunu var demektir.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">İslam'ı savunduğunu söylemek başka, İslam'ın adalet ve ahlak ölçülerine göre yaşamak başkadır.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Burada kimsenin inancını sorgulamak değil, inanç adına sergilenen çelişkileri sorgulamak gerekir. Çünkü bir insanın dinî hassasiyetlerini dile getirmesi, onun her davranışını doğru yapmaz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Peygamberimize atfedilen şu güzel öğüt tam da bu noktada hatırlanmaya değer:</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">“Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün düşmanın olur. Nefret ettiğine de ölçülü davran, belki bir gün dostun olur.”</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Ne var ki sözünü ettiğimiz kitle için <strong>ölçünün de bir ölçüsü kalmamış durumda.</strong> Fırtınalı denizde sağa sola savrulan bir gemi gibi, bugün bir yana, yarın öbür yana yatıyorlar. Bir gün alkışladıklarına ertesi gün hakaret ediyor, dün savunduklarını bugün düşman ilan ediyorlar.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Üstelik bu savrulmayı bir düşünce değişikliği olarak da göremeyiz. Çünkü <strong>düşünce değişikliği, yeni bilgiyle, akılla ve muhasebeyle gerçekleşir.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Peki, böyle bir toplumla nereye varabiliriz?</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Kendi ilkeleri olmayan, kararlarını akıl ve bilgiyle değil, kalabalıkların coşkusuyla veren toplumlar, <strong>başkalarının yönlendirmesine açık hâle gelirler.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Türkiye'nin önemli sorunlarından biri de budur. Siyasette, dinde ve toplumsal meselelerde sorgulamadan bağlanan; kendi mahallesinin yanlışlarını görmezden gelen; <strong>eleştirmeyi düşmanlık, itiraz etmeyi ihanet sayan</strong> bir anlayışla karşı karşıyayız.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Bundan kurtulmanın yolu, bir tarafı bırakıp başka bir tarafa körü körüne bağlanmak değildir. <strong>Asıl mesele, tarafların üzerinde bir ahlak ve adalet ölçüsü oluşturabilmektir.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Bize önce adalet duygusu lazım. Ahlak lazım. İnsaf lazım.</span></strong><span style="font-size:16.0pt"> Her duyduğuna inanmayan, her alkışlayana katılmayan, <strong>kendi aklını başkasına kiraya vermeyen insanlar lazım.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Kur'an'ın da insanı düşünmeye, akletmeye ve sorgulamaya çağırdığını unutmamak gerekir. <strong>İnandığını söyleyen insanın aklını kullanmaktan vazgeçmesi, savunduğu değerlerle çelişmesidir.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Bütün bunların yolu ise eğitimden geçiyor. Ancak eğitimden kastımız yalnızca diploma almak, sınav kazanmak veya bir meslek sahibi olmak değil. İnsanlara düşünmeyi, sorgulamayı, farklı fikirlere tahammül etmeyi, doğruyla yanlışı birbirinden ayırmayı ve gerektiğinde kendi yanlışını kabul etmeyi öğreten bir eğitimden söz ediyorum.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Ne yazık ki eğitimin bugünkü durumunu da hepimiz biliyoruz.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:16.0pt">Sonuç olarak mesele Aliyev'in dün kardeş, bugün hain ilan edilmesinden ibaret değil. <strong>Mesele, dün söylediğiyle bugün söylediği arasında bir ilke bağı kuramayan insanın nasıl bu kadar rahat savrulabildiğidir.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Bizim ihtiyacımız daha fazla slogan değil, daha fazla akıl; daha fazla taraftarlık değil, daha fazla adalet; daha fazla dinî gösteri değil, daha fazla ahlak.</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:16.0pt">Çünkü insanı da toplumu da ayakta tutan, kimin yanında durduğu değil, haklı olanın yanında durabilmesidir.</span></strong></span></span></p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/dun-kardesimizdi-bugun-hain-mi-oldu/1538/</link>
<pubDate>Tue, 13 Oct 2026 09:45:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>GTSO Proje Üretmeye Devam Ediyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/gtso-proje-uretmeye-devam-ediyor.webp" width="250"><br><p>‘Gümüşhane Öncelikli Yöresel Ürünlerinin Değer Zinciri Analizi ve Ticarileşme Yol<br />
Haritası çıkarılacak’<br />
Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası (GTSO) tarafından hazırlanarak, Doğu Karadeniz<br />
Kalkınma Ajansına sunulan ve desteklenmeye uygun bulunan projede ‘’Gümüşhane Öncelikli<br />
Yöresel Ürünlerinin Değer Zinciri Analizi, Deneyim Ekonomisi ve Ticarileşme Yol Haritası’’<br />
çıkarılacak.<br />
Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansının 2026 Yılı Yöresel Ürünlerde Markalaşma ve<br />
Ticarileşme Teknik Destek Programı kapsamında Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası<br />
tarafından hazırlanan ve desteklenmeye uygun bulunan proje için sözleşme imzalandı.<br />
Projede yerel ürünlerin değer zinciri yaklaşımıyla geliştirilmesi, tasarım, markalaşma,<br />
deneyim geliştirme ve pazara erişim kapasitelerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.<br />
YÖRESEL ÜRÜNLERİN TURİZM İLE ENTEGRASYONU GÜÇLENDİRME<br />
HEDEFLENİYOR<br />
Proje öncelikleri arasında Kadın kooperatiflerinin kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi,<br />
Yöresel ürünlere yönelik tasarım, hikayeleştirme ve marka geliştirme kapasitesinin<br />
güçlendirilmesi, Yöresel ürünlerin deneyim ekonomisi ve turizmle entegrasyonunun<br />
güçlendirilmesi, Yöresel ürünlerin değer zinciri temelli analizi ve ticarileşme fırsatlarının<br />
belirlenmesi ve Yöresel ürünlerin pazarlama, tanıtım ve görünürlüğünün artırılması gibi<br />
öncelikleri sahip olan projede Gümüşhane ilinde ekonomik, kültürel ve turistik açıdan öncelik<br />
taşıyan yöresel ürünlerin değer zincirinin analiz edilmesi; markalaşma, ticarileşme, pazara<br />
erişim, görünürlük ve deneyim ekonomisi potansiyellerinin güçlendirilmesi hedefleniyor.<br />
2026 Yılı Teknik Destek Programı Kapsamında Yürütülecek<br />
Yöresel Ürünlerde Markalaşma ve Ticarileşme Teknik Destek Programı kapsamında<br />
desteklenen proje için destek sözleşmesi düzenlendi. Proje kapsamında ihtiyaç duyulacak<br />
hizmetin DOKA tarafından gerçekleştirilecek hizmet alımı yoluyla karşılanması<br />
öngörülürken, eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinin organizasyonuna ilişkin gerekli çalışma<br />
materyalleri ile diğer bazı gereklilikler Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası tarafından<br />
karşılanacak. Faaliyetlerin sözleşmenin imzalanmasını müteakip en fazla 6 ay içerisinde<br />
tamamlanması planlanıyor.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/gtso-proje-uretmeye-devam-ediyor/1534/</link>
<pubDate>Mon, 12 Oct 2026 11:06:56 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gümüşhane'ye Doğadan Enerji Gelecek</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/gumushane-ye-dogadan-enerji-gelecek.webp" width="250"><br><p>Gümüşhane'de Çatı GES: Ev ve İşletmelere Tasarruf İmkanı</p>

<p>Gümüşhane'de Çatı Tipi Güneş Enerjisi Santralleri Evler ve İşletmeler İçin Tasarruf İmkanı</p>

<p>Sayfaları karıştırırken ya da televizyon haberlerini izlerken sıkça duymuşsunuzdur: "Yeşil dönüşüm", "karbon nötr gelecek", "enerji bağımsızlığı"...</p>

<p>Birçok kişiye kulak tırmalayan bu teknik terimler, aslında ay sonunda kapımıza dayanan elektrik faturalarını doğrudan ilgilendiriyor.</p>

<p>Dünyada devasa bir dönüşüm var. Almanya'dan Avustralya'ya, Kaliforniya'dan Çin'e kadar milyonlarca insan, elektriğini şebekeden satın almak yerine kendi çatısında üretmenin yollarını arıyor. Almanya, 2024'te yürürlüğe giren "Solarpaket I" ile çatı ihalelerini ve kiracı elektriği modelini basitleştirdi; 2026 itibarıyla yıllık 22 GWp güneş kurulumu hedefliyor. Kaliforniya'da NEM 3.0 sistemi, şebekeye satışı perakende fiyat yerine saatlik maliyete bağlayarak öz tüketimi ve batarya kullanımını ön plana çıkardı. Avustralya ise 4 milyondan fazla evin çatısını küçük birer elektrik santraline dönüştürdü; sanal enerji santrali düzenlemeleriyle bataryaların piyasa entegrasyonunu hızlandırdı. Küresel eğilim net, öz tüketimi artıran teknolojiler ve çok kullanıcılı binalarda PV erişimini kolaylaştıran düzenlemeler.</p>

<p>Peki, bu küresel hikâyede bizim memleket nerede duruyor? Daha da spesifik soralım: Doğu Karadeniz'in dik yamaçlı, sert kışlı şehri Gümüşhane bu dönüşümün neresinde?</p>

<p>İlk bakışta "Canım Gümüşhane'de kış uzun sürer, güneş ne arasın?" diye düşünebilirsiniz. Ama rakamlar ve mühendislik gerçekleri hiç de öyle demiyor. Gümüşhane, yüksek rakımı ve yıllık ortalama 2.200 saatlik güneşlenme süresiyle aslında Avrupa'daki pek çok şehirden çok daha şanslı. İşin ilginç ve pek bilinmeyen teknik tarafı ise şu, Güneş panelleri aşırı sıcakta verim kaybeder, soğuk ve açık havalarda ise adeta performans rekoru kırar. Yani Gümüşhane'nin o dondurucu ama pırıl pırıl kış günleri, elektrik üretimi için mükemmel bir zemin sunuyor. İyi yönlendirilmiş bir çatı PV sisteminin özgül üretimi bu koşullarda 1.200-1.450 kWh/kWp·yıl aralığında bekleniyor.</p>

<p>Elbette çatıya panel koyup geçmekle iş bitmiyor. Kar yükü ve dondurucu soğuklar ciddi bir mühendislik yaklaşımı gerektiriyor. Çatı eğimini 30-35 derecede tutarak karın kaymasını sağlamak, kaliteli kiremit ve metal ankrajlarıyla sızdırmazlığı garantilemek şart. Elektriksel tasarımda ise en düşük ortam sıcaklığında açık devre geriliminin inverter sınırını aşmaması için string hesapları dikkatle yapılmalı; DC/AC oranı 1,1-1,3 arasında tutulmalı. MLPE (optimizör/mikroinverter) teknolojileri gölge ve kısmi arıza riskini azaltırken, parafudr koruması, eşpotansiyel topraklama ve izleme sistemleri entegre edilmeli. Doğru bir tasarımla Gümüşhane çatılarında harikalar yaratmak işten bile değil.</p>

<p>Gelelim en merak edilen konuya: Bu yatırım kendini kaç yılda öder? Bugün Türkiye'de çatı güneş enerjisi santralleri, Lisanssız Elektrik Üretimi Yönetmeliği kapsamında aylık mahsuplaşma esasına göre çalışıyor. İhtiyaç fazlası enerji YEKDEM ve uzlaştırma kurallarına göre değerlendiriliyor. Örnek olarak, 2025 yılı tarifelerine göre meskenlerde tek zamanlı fiyatlandırma vergiler dahil yaklaşık 2,55 TL/kWh (ilk kademede) ve 3,83 TL/kWh (üst kademede) iken ticarethane tarifeleri daha yüksek. Bu nedenle çatı GES yatırımlarında ana değer, şebekeye satıştan ziyade öz tüketimden elde edilen tasarruf. Özellikle ticari tüketiciler için yüksek birim fiyatlar geri ödeme süresini hızlandırıyor.</p>

<p>Gümüşhane'de mühendislik hesaplamalarına baktığımızda tablo oldukça net. Konutlar için 4-8 kWp kapasite aralığında planlama yapılıyor. 5 kWp gücünde ortalama bir çatı sistemi yıllık yaklaşık 6.500 kWh elektrik üretir. Bataryasız öz tüketim %45 seviyesinde gerçekleşirken yıllık tasarruf 7.500-11.200 TL bandında kalıyor. Ortalama 105.000 TL'lik yatırım maliyetiyle geri ödeme süresi 9-13 yıl iken; sisteme batarya ekleyip öz tüketimi %65'e çıkarırsanız geri ödeme 6-9 yıla düşüyor. Doğru yönlendirme ve yük optimizasyonuyla %40-55 öz tüketim oranına ulaşmak mümkün; elektrikli araç veya ısı pompası kullanımında batarya entegrasyonu ile bu oran %70'e çıkabiliyor.</p>

<p>İşte asıl büyük fırsat KOBİ'lerde. Ticarethane elektrik tarifeleri konutlara göre çok daha yüksek olduğu için yatırım kendini ışık hızında amorti ediyor. KOBİ'ler için 20-250 kWp kapasite aralığında sistemler planlanıyor. 50 kWp'lik bir sistem kuran bir dükkan veya imalathane, yıllık yaklaşık 65.000 kWh üretim ve %70 öz tüketimle yıllık 230.000-285.000 TL tasarruf sağlıyor. Yaklaşık 900.000 TL'lik bir yatırımın geri dönüş süresi ise sadece 3,5-4,5 yıl! 30-100 kWp arası sistemlerde öz tüketim %70'in üzerinde gerçekleşiyor ve geri ödeme 3-5 yıl aralığına iniyor. 3,5 yılda kendini ödeyen ve sonraki 20-22 yıl boyunca bedava elektrik üreten bir sistemden bahsediyoruz. Hangi finansal yatırım aracı bugün böyle bir getiri sunabilir ki?</p>

<p>Uygulama aşamasında en kritik adımlar gölge analizi, çatı statik kontrolü ve inverter seçimiyle başlıyor. AG-OG bağlantılarında harmonik ve gerilim sınırları kontrol edilmeli, kar ve rüzgâr yüküne karşı tasarım yönetmeliklere uygun yapılmalı. Riskleri azaltmak için kar bariyerleri, çatı kenarı emniyet önlemleri, parafudr, kaliteli kablolama ve yangın güvenliği unsurları standart olarak uygulanmalı. Garanti koşullarında Tier-1 paneller, en az 12 yıl ürün ve 25 yıl performans garantisi, inverterlerde 5-10 yıl genişletilebilir garanti tercih edilmeli.</p>

<p>Çok konutlu binalarda ortak sayaçlı çözümler Türkiye'de pratik bir model olarak öne çıkarken, Almanya'daki Mieterstrom benzeri kiracıya elektrik satışı için hukuki altyapının gelişmesi bekleniyor. Gelecekte bataryaların sanal enerji santrali entegrasyonu ve talep yönetimi uygulamalarıyla ek gelir modelleri oluşabilir. Politika ve tarife değişkenliği, yatırım planlamasında öz tüketimi temel alan senaryolarla yönetilmeli.</p>

<p>Aylık mahsuplaşma sistemi, teknolojik gelişmeler ve batarya maliyetlerinin düşmesiyle birlikte çatı GES'ler artık bir lüks veya heves değil; işletmeler için hayati bir rekabet avantajı, evler için ise ciddi bir aile bütçesi desteğidir. Doğru gölge analizi, statik kontrol, yetkin mühendislik uygulamaları ve uzun vadeli garantilere sahip kaliteli ekipmanlar tercih edildiğinde; Gümüşhane çatılarında kendi elektriğini üreten yüzlerce bina görmek işten bile değil.</p>

<p>Sonuç olarak, Gümüşhane'nin iklim koşullarına uygun, teknik açıdan optimize edilmiş ve öz tüketimi maksimize eden çatı GES yatırımları; hem enerji maliyetlerini düşürmek hem de karbon nötr bir gelecek için yerel düzeyde güçlü bir katkı sağlamak adına stratejik bir fırsat oluşturuyor. Gümüşhane'nin soğuk ama bereketli güneşi çatılarımızda parlamayı bekliyor. Hem kendi cebimizi korumak hem de şehrimizin geleceğine yeşil bir imza atmak elimizde.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/gumushane-ye-dogadan-enerji-gelecek/1532/</link>
<pubDate>Sun, 11 Oct 2026 11:59:57 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Havaalanına Lütfü Doğan Önerisi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/havaalanina-lutfu-dogan-onerisi.webp" width="250"><br><h1>Gümüşhane-Bayburt Havalimanı İçin Lütfü Doğan Önerisi</h1>

<p><strong>Saadet Partisi İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya, yapımı devam eden Gümüşhane-Bayburt Havalimanı’na eski Diyanet İşleri Başkanı ve siyasetçi Lütfü Doğan’ın adının verilmesini önerdi.</strong></p>

<p>TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Mustafa Kaya, Gümüşhane’nin Köse ilçesinde doğan Lütfü Doğan’ın bölgenin yetiştirdiği önemli isimlerden biri olduğunu belirtti.</p>

<p>Doğan’ın 1968-1972 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı, 1973-1980 yılları arasında senatörlük ve 1991-2002 yılları arasında milletvekilliği yaptığını hatırlatan Kaya, havalimanına adının verilmesinin anlamlı bir vefa örneği olacağını ifade etti.</p>

<p>Havalimanının bu yıl hizmete açılmasının beklendiğine yönelik açıklamaları hatırlatan Kaya, projenin tamamlanarak hizmete sunulmasını temenni etti. Kaya, Gümüşhane ve Bayburt’un ortak kanaati olarak dile getirdiği isim önerisinin yetkililer tarafından değerlendirilmesini istedi.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/havaalanina-lutfu-dogan-onerisi/1528/</link>
<pubDate>Sun, 11 Oct 2026 08:16:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Volkan Mansız: Kelkit OSB, Bölgemizin Geleceği İçin Hayati Önem Taşıyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://ekotime.net/images/haberler/volkan-mansiz-kelkit-osb-bolgemizin-gelecegi-icin-hayati-onem-tasiyor.webp" width="250"><br><h1>&nbsp;</h1>

<p><strong>Kelkit Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Volkan Mansız, ilçenin ekonomik sorunlarına dikkat çekerek Organize Sanayi Bölgesi’nin (OSB) bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Mansız, “OSB sadece Kelkit’in değil, Şiran ve Köse’nin de istihdam kapısı olacak” dedi.</strong></p>

<p>Kelkit Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Volkan Mansız, bölgeyi adım adım gezerek esnafın, üreticinin ve vatandaşların ekonomik sorunlarını dinlediğini belirtti. Sahada edindiği izlenimlerin bölgedeki ekonomik sıkıntıların boyutunu ortaya koyduğunu ifade eden Mansız, sorunların çözümü için alternatifler geliştirilmesi ve ilgili kurumlarla istişare yürütülmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Yaşanan ekonomik sıkıntıların yalnızca Kelkit’e özgü olmadığını belirten Mansız, “Türkiye genelinde ciddi ekonomik sorunlar yaşanıyor. Ancak bizim önceliğimiz, içinde bulunduğumuz bölgenin sorunlarını doğru tespit etmek ve çözüm yollarını ortaya koymak olmalı” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>“KELKİT’İN EN ÖNEMLİ GÜNDEMİ OSB”</h3>

<p>Kelkit’in öncelikli sorunlarından birinin Organize Sanayi Bölgesi projesi olduğunu dile getiren Mansız, Kelkit Vadisi’nin kalkındırılması kapsamında gündeme gelen sanayi yatırımlarının bölge için önemli bir fırsat oluşturduğunu söyledi.</p>

<p>Gümüşhane Kelkit OSB ile Giresun Şebinkarahisar Karma OSB ve Giresun 3. OSB projelerinin aynı dönemde gündeme geldiğine dikkat çeken Mansız, kendilerine ulaşan bilgilere göre diğer projelerde ilerleme kaydedildiğini, Kelkit OSB konusunda ise somut gelişme beklendiğini ifade etti.</p>

<p>Mansız, Kelkit OSB projesinin 2026 yılı ikinci dönem yatırım programına alınmasının hedeflendiğine yönelik bilgilerin bulunduğunu belirterek, sürecin hangi aşamada olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini kaydetti.</p>

<h3>“FİNANSMANA ULAŞMAKTA ZORLANIYORUZ”</h3>

<p>Bölgedeki işletmelerin finansmana erişim konusunda ciddi sıkıntılar yaşadığını vurgulayan Mansız, üretim ve yatırım kapasitesinin artırılması için yeni imkânlara ihtiyaç duyulduğunu belirtti.</p>

<p>“Bölgemizde finansman sorunu had safhada. Esnafımız ve işletmelerimiz ekonomik şartlar altında ayakta kalmaya çalışıyor. Kelkit OSB, üretimin ve istihdamın geliştirilmesi açısından önemli bir fırsat. Bu projeyi ilçemize kazandırmak, bölgemizin geleceği adına önemli bir adım olacaktır” dedi.</p>

<p>Yaklaşık 500 dekar büyüklüğünde planlanan ve Kelkit Çayı’nın iki yakasını kapsayan OSB alanının kamu mülkiyetinde olduğuna ilişkin bilgileri de değerlendiren Mansız, projenin ilerlemesi için kurumların ve bölge paydaşlarının iş birliği yapması gerektiğini ifade etti.</p>

<h3>“SADECE KELKİT DEĞİL, ŞİRAN VE KÖSE DE KAZANACAK”</h3>

<p>OSB’nin sağlayacağı ekonomik katkıların ilçe sınırlarını aşacağını belirten Mansız, yatırımın Kelkit’in yanı sıra Şiran ve Köse ilçeleri için de istihdam ve üretim imkânları oluşturabileceğini söyledi.</p>

<p>Organize Sanayi Bölgelerinin istihdam yaratma, yerel ekonomiyi canlandırma, üretimi artırma, ihracata katkı sağlama ve yan sektörleri geliştirme gibi önemli işlevleri bulunduğunu kaydeden Mansız, sanayileşmenin gençlerin kendi bölgelerinde iş bulabilmesi ve göçün azaltılması açısından da önem taşıdığını dile getirdi.</p>

<h3>“TARIM VE HAYVANCILIKTAKİ GÜCÜMÜZÜ KATMA DEĞERE DÖNÜŞTÜRMELİYİZ”</h3>

<p>Kelkit ve çevresinin ekonomik temelini tarım ve hayvancılığın oluşturduğunu belirten Mansız, mevcut üretimin yalnızca ham ürün olarak satılması yerine bölgede işlenerek katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti.</p>

<p>Mansız, “Bölgemizin tarım ve hayvancılık potansiyeli var. Ancak bu potansiyeli daha ileriye taşımak, ürünlerimizi işlemek, yeni işletmeler kurmak ve istihdam oluşturmak zorundayız. Bunun için sanayileşmeye ihtiyacımız var. Yüzümüzü geleceğe ve yeni yatırımlara çevirmek istiyorsak Kelkit OSB’yi gündemimizin ön sıralarında tutmalıyız” diye konuştu.</p>

<p>Kelkit OSB’nin hayata geçirilmesi için toplumun tüm kesimlerinden destek beklediklerini belirten Mansız, projenin mevcut durumu ve takvimi konusunda ilgili kurumlardan açıklama yapılmasının bölge açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.</p>
]]></description>
<link>https://ekotime.net/volkan-mansiz-kelkit-osb-bolgemizin-gelecegi-icin-hayati-onem-tasiyor/1527/</link>
<pubDate>Sat, 10 Oct 2026 15:50:41 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>