Bugun...


Mustafa Aydın

facebook-paylas
Tarafgirliğin Kör Ettiği Vicdanlar
Tarih: 16-05-2026 09:22:00 Güncelleme: 16-05-2026 09:22:00


Bir insanın körü körüne bir görüşe, bir partiye, bir lidere bağlanmasının en büyük zararı şudur: 

Yanlışı görmez hâle geliyor. “Benim adamım yapıyorsa vardır bir bildiği” diyerek yanlışın üstünü örtmeye çalışıyor. Sonra da dönüp bugün yaşadığımız tabloya şaşırıyoruz.

Bakıyorsun, ekmek olmuş 35 lira. Dolmuş 35-40 lira bandında. Pazara gidiyorsun, bin lirayla eskiden doldurduğun çantanın yarısını bile dolduramıyorsun. Sebzenin tam mevsimi gelmek üzere fiyatlar el yakıyor. Asgari ücret yetmiyor, emekli maaşı insanları ay sonuna ulaştıramıyor.

Bunları söylediğin anda ise meseleye çözüm üretmek yerine ezbere savunmalar başlıyor.

“Amerika’da da durum böyle…” “Almanya’da fiyatlar daha pahalı…” “Dış güçler…” “Çevremiz ateş çemberi…” “Şunlarla mücadele ediyoruz…”

İyi de kardeşim, bunları söylemek vatandaşın yaşadığı sıkıntıyı ortadan kaldırıyor mu?

Ben pazarda pahalıya alırken sen ucuza mı alıyorsun? 

Ben düşük maaşla geçinmeye çalışırken sen refah içinde mi yaşıyorsun? 

Ben akaryakıta dünya para verirken sana indirimli özel tarife mi uyguluyorlar?

Aynı hayat pahalılığı seni de vuruyor, beni de. Aynı geçim derdi senin evine de giriyor, benim evime de. O zaman neden açıkça “Burada bir yanlış var” diyemiyoruz?

Yanlışa yanlış demek düşmanlık değildir. Eksik olana eksik demek ihanet değildir. Tam tersine, gerçek dostluk da, gerçek vatandaşlık da budur.

Asıl tehlikeli olan, sırf kendi tarafı zarar görmesin diye her şeyi savunmaya çalışmaktır. Çünkü bugün alkışlayarak meşrulaştırdığın yanlış, yarın dönüp seni de vurur.

Bu sadece ekonomi meselesinde değil, insanlara yaklaşımda da böyle.

Birisi hakkında bir iddia ortaya atılıyor. Daha doğruluğu belli olmadan insanlar hemen saldırıya geçiyor. Hakaretler, iftiralar, karalamalar havada uçuşuyor. Sanki karşısındaki insan değilmiş gibi… Sanki onun da bir ailesi, bir onuru, bir hayatı yokmuş gibi…

Üstelik çoğu zaman o iddiaların sonradan asılsız olduğu ortaya çıkıyor.

Ama iş işten geçmiş oluyor. İnsanların itibarı zedelenmiş, hayatı kararmış oluyor.

İşin daha acı tarafı şu: Aynı şey kendi başlarına geldiğinde en büyük isyanı yine o insanlar ediyor.

“Böyle adalet olur mu?”

“İnsanlara neden iftira atılıyor?”

“Bu kadar kolay mı karalamak?”

E peki, başkasına yapılırken alkışladığınız şey size yapılınca mı yanlış oluyor?

Biraz vicdan lazım. Biraz ahlak lazım. Biraz da kendini başkasının yerine koyabilmek…

İnsan olmak biraz da budur zaten.

Yanlışa yanlış diyebilmek… Kendi tarafı bile yapsa haksızlığın karşısında durabilmek… Ve mesele kendine dokunmadan önce de adalet isteyebilmek…

Çünkü adalet, sadece insanın kendi başı sıkıştığında aradığı bir şey olursa, adı adalet olmaz.

Ve eğer bir gün adalet tamamen çökerse, altında sadece suçsuzlar kalmaz. Hepimiz o enkazın altında kalırız. Kimimiz onurunu koruyarak ezilir, kimimiz yıllarca alkışladığı haksızlıkların ağırlığı altında onursuzluğuyla gömülür. Ama sonunda o çöküş, kimseye sağlam bir yer bırakmaz.



Bu yazı 24 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI