Bugun...



Vay Gavurlar…


facebook-paylas
Tarih: 12-05-2026 09:12

Vay Gavurlar…

Vay Gavurlar…

Uzun yıllardır pek uğramıyordu. Son birkaç ayda ikinci kez gelişi oldu. Geçen gelişinde de oturmuş, uzun uzun anlatmıştı. Hatta neredeyse bana hiç söz hakkı bırakmamıştı. Soluksuz konuşuyor, anlatıyor da anlatıyordu. Hepsini yazmam mümkün değil elbette. Ben sadece kısa bir özet yapmaya çalışacağım. Çünkü bu sohbetin hepimize lazım olduğunu düşünüyorum.

Siyasetten, ekonomiden, adaletten, eğitimden konuştuk. Karşımda yıllardır muhafazakâr kimliğiyle bilinen bir arkadaşım vardı. Bir ara dayanamadım ve dedim ki:

“Bu ülkede muhafazakâr ve dindar geçinen insanlar, ateistler kadar adaletli ve merhametli olmadıkça dünya huzura kavuşmayacak.”

Bir an sustu.

Yüzüme baktı.

Sonra derin bir iç çekerek:

“Adalet, ekonomi, aile politikaları, Milli Eğitim… İnan bana ben de çok rahatsızım,” dedi.

Gülümsedim.

“Geriye ne kaldı kardeş?” dedim.

Başını eğdi.

“Alternatif yok ki Mustafa’m…” dedi.

Sonra başladı anlatmaya…

Yıllar önce iflas etmiş.

Evine her gün icra geliyor. Telefonlar susmuyor. Arabaları, evleri, iş yerleri satışa çıkmış. Yaşadığı ağır travma yüzünden konuşamaz, yürüyemez hale gelmiş. Neredeyse yarı felçli gibi evde yaşıyormuş.

Bir gün eşi kolundan tutup bahçeye çıkarmış. Tam o sırada arabayla geçen ateist bir arkadaşı onu görmüş.

“Ne oldu sana? Nerelerdesin?” diye sormuş.

Kendisi konuşamıyor. Eşi durumu anlatmış. Adam hiç düşünmeden arabasını kenara çekmiş. Gelip onu kucakladığı gibi araca bindirmiş.

“Bu bana emanet yenge,” demiş.

Saatlerce yanında dolaştırmış onu. Şantiyesine götürmüş. Büyük bir mangal yaktırmış. İşçiler ateşin başında toplanmış. Kendisi bir şey yiyemeyecek haldeyken, mezelerden çatalla küçük küçük ağzına uzatmış.

“Normalde yediğini kusan adamdım,” dedi arkadaşım.

“Ama o gün kusmadım.”

O gün başlamış yeniden hayata dönüşü.

Tam üç ay boyunca her gün gelip onu evden almış. Lokantalara götürmüş, iş yerlerine götürmüş, insanların arasına karıştırmış. Yavaş yavaş konuşmaya başlamış. Sonra yürümeye…

“Malımı mülkümü kaybettim,” dedi.

“Ama sağlığımı geri kazandım. Ve bunu bana yapan adam, yıllarca çevresinde ‘gavur’ diye küçümsenen bir ateistti. Onun merhametini unutamam.”

Sohbet bitti sanıyordum ama aynı gün başka bir misafir geldi.

Dünyayı dolaşmış, ithalat işiyle uğraşan, yetmiş yaşını geçmiş entelektüel bir ağabey…

Kot pantolonu, renkli gömleği, deri yeleği, kenarı geniş şapkası, yakasındaki mendiliyle tam bir dünya insanıydı.

“Oğullar işi pek sahiplenmiyor,” dedi.

“Ben de artık yavaş yavaş bırakmayı düşünüyorum.”

Sonra durdu.

Derin bir sessizlik oldu.

“Çok uzun yıllardır yanımda çalışan bir kız var,” dedi.

“İki yeğenine, anneleri Almanya’da ölünce ben sahip çıktım. Birisi annesindeki hastalığa yakalandı. Bir çeşit kan kanseri…”

Çocuk on sekiz yaşına geldiği için kendi isteğiyle Almanya’ya gönderilmiş. Alman vatandaşı olduğu için devlet sahip çıkmış. Aylarca hastanede tedavi görmüş. Sonra ona ev tutmuşlar, bakıcı vermişler.

“Şimdi iyi,” dedi.

“Devlet hâlâ ilgileniyor.”

Gayri ihtiyari ağzımdan şu cümle döküldü:

“Vay gavurlar…”

Gülümsedi.

“Beni konuşturma Mustafa Bey,” dedi.

“Anlatacağım çok şey var. Ama şunu öğrendim: İnsan büyük servetler biriktirmek için değil, huzur içinde yaşamak için çalışmalı. Dünyayı dolaştım. Şimdi görüyorum ki en büyük ihtiyaç, insanların birbirine merhamet etmesi.”

Sonra gözlerimin içine bakarak şunu söyledi:

“Sen bazen dindar görünenleri eleştiriyorsun ya… Bu konuda çok doluyum. Bana artık dindarlardan, cemaatlerden bahsetme. Geliriz, otururuz; iyiliği, güzelliği, insanlığa nasıl faydalı oluruz onu konuşuruz. Ama dini kullanarak ahlak satanları artık konuşmayalım.”

Bu satırları okuyan bazı insanlar, bütün merhametli insanların ateist veya gayrimüslim olduğunu düşündüğümü sanabilir.

Hayır.

Merhamet, vicdan ve ahlak hiçbir inancın tekeline ait değildir. Elbette çok merhametli, çok ahlaklı, çok güzel yürekli dindar insanlar vardır. Hatta bu toplum hâlâ onların sessiz omuzlarında ayakta duruyor.

Ama acı olan şu ki…

Başkalarına “gavur”, “ahlaksız”, “cehennemlik” diye bakan bazı insanların; adalet, merhamet ve insanlık sınavında çok kötü bir yerde durmalarıdır.

Çünkü Müslümanlık sadece dilde kalan bir kimlik değildir.

Merhamettir.

Adalettir.

Ahlaktır.

Kul hakkından korkmaktır.

Eğer bir insan, inancı ne olursa olsun, düşene el uzatıyorsa; açın hâlinden anlıyorsa; zor zamanda insanı ayağa kaldırıyorsa… İşte orada gerçek insanlık vardır.

Belki de bugün dönüp kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Biz gerçekten inancımızı mı yaşıyoruz, yoksa sadece kimliğini mi taşıyoruz?







Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER BÖLGE Haberleri

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI YUKARI