Ziya Paşa, yıllar önce Hz. Süleyman’ın bilge veziri Âsâf için yazdığı şu iki mısrayla aslında insanı tanımanın, insanın değerini bilmenin ne kadar zor olduğunu anlatmış:
“Âsâf'ın mikdârını bilmez Süleyman olmayan
Bilmez insan kadrini âlemde insan olmayan.”
Aradan bunca yıl geçmiş ama sözün eskidiği yok.
İnsanın makamına, parasına, gücüne, çevresine bakarak değer biçmek kolaydır. Zor olan, hiçbir makamı olmayanın da insan olduğunu görebilmektir. Cebinde parası olmayanın onurunu, elinde yetkisi olmayanın sözünü, makamı olmayanın emeğini ve toplumun önünde görünmeyen insanların hayatını önemseyebilmektir.
Bugün galiba en büyük sıkıntımız da burada başlıyor.
İnsanı insan olduğu için değil, bize ne kadar fayda sağlayabileceğine göre değerlendirmeye başladık.
Güçlüyseniz sözünüzün doğruluğuna bakılmadan dinleniyorsunuz.
Makamınız varsa söylediklerinizin yanlış olup olmadığı fazla sorgulanmıyor.
Paranız varsa çevreniz genişliyor.
Yetkiniz varsa insanlar etrafınızda pervane oluyor.
Ama bütün bunlara sahip değilseniz, ne kadar bilgili, dürüst, ahlaklı ve adaletli olursanız olun çoğu zaman görünmez hale geliyorsunuz.
Hatta bazen doğruları söylemeniz bile aleyhinize işliyor.
Çünkü artık bazıları için doğrunun kendisinden çok, doğruyu kimin söylediği önemli.
Güçlünün yaptığı haksızlık karşısında susuluyor.
Ama aynı şeyi güçsüz biri yaptığında kıyamet kopuyor.
İşte burada yalnızca adalet duygumuzu değil, insanlığımızı da kaybetmeye başlıyoruz.
Çünkü adalet, güçlüye başka; güçsüze başka davranmak değildir.
Adalet, karşımızdaki insanın kim olduğuna bakmadan hakkı teslim edebilmektir.
Modern dünyanın bize kazandırdığı teknoloji, iletişim ve imkânların yanında garip bir yabancılaşmayı da beraberinde getirdi.
Birbirimize hiç olmadığı kadar yakınız ama birbirimizi hiç olmadığı kadar az tanıyoruz.
Telefonlarımızda yüzlerce insanın numarası var; fakat derdimizi anlatabileceğimiz insan sayısı belki birkaç kişiyi geçmiyor.
Sosyal medyada binlerce kişiye ulaşıyoruz ama yanı başımızdaki insanın ne yaşadığını bilmiyoruz.
Bir insanın fotoğrafına, makamına, arabasına, evine bakıp onun hayatı hakkında hüküm verebiliyoruz ama gözlerinin içine bakıp “Nasılsın?” demeye üşeniyoruz.
Çünkü giderek insanı değil, görüntüsünü ve sahip olduklarını önemsiyoruz.
Ve ne yazık ki bu durum yalnızca bireysel hayatlarımızda değil, toplumun genelinde de kendisini göstermeye başladı.
Güç sahibi yanlış yaptığında susanlar çoğalıyor.
Haksızlık karşısında konuşmak yerine, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışına sığınıyoruz.
Sanki insanın kıymetini belirleyen şey ahlakı değil, sahip oldukları.
Oysa insanın değeri cebindeki parayla, oturduğu koltukla, taşıdığı unvanla ölçülmez.
İnsanın gerçek değeri, gücü eline geçirdiğinde ne yaptığıyla anlaşılır.
Kendinden güçsüz olana nasıl davrandığıyla...
Hakkını arayamayanın hakkını koruyup korumadığıyla...
Kimsenin görmediği yerde doğruyu yapıp yapmadığıyla...
Ve en önemlisi, kendisine hiçbir faydası olmayacak bir insana bile insan olduğu için saygı gösterip göstermediğiyle...
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, bir makam sahibine gösterdiğimiz saygının aynısını sıradan bir vatandaşa da gösterebilmek.
Ve en önemlisi, çıkarımız olmadığı halde bir başkasının hakkını savunabilmek.
Çünkü vicdan tam da burada başlar.
“Ben onun yerinde olsaydım ne hissederdim?” diye sorabildiğimiz anda insanlığımız yeniden ortaya çıkar.
Belki Ziya Paşa’nın beyti bize bugün hâlâ bu yüzden dokunuyor.
İnsan kadrini bilmek için önce insanın makamını değil, insanlığını görmek gerekiyor.
Gücün karşısında eğilmeden, doğrunun yanında durabilmek...
Haksızlık karşısında susmamak...
Bir insanın değerini cebine, makamına ve çevresine göre belirlememek...
Bunlar belki çok büyük şeyler gibi görünmeyebilir.
Ama toplum dediğimiz şey zaten böyle küçük davranışların birikiminden oluşuyor.
Bir gün herkesin birbirine insan olduğu için değer verdiği, güçlü olanın güçsüze tepeden bakmadığı, makamın ahlakın önüne geçmediği bir toplum olabilir miyiz, bilmiyorum.
Ama şunu biliyorum:
İnsanlığımızı kaybederek zenginleşmenin, güçlenmenin, büyümenin bir anlamı yok.
Çünkü insanın kıymetini bilmediğimiz yerde ne servetin, ne makamın ne de kalabalıkların gerçek bir değeri kalır.
| # | Takım | O | G | B | M | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 6 | 4 | 1 | 1 | +8 | 13 | |
| 2 | 6 | 4 | 1 | 1 | +3 | 13 | |
| 3 | 6 | 4 | 0 | 2 | +7 | 12 | |
| 4 | 6 | 4 | 0 | 2 | +3 | 12 | |
| 5 | 6 | 3 | 2 | 1 | +2 | 11 | |
| 6 | 6 | 3 | 1 | 2 | +10 | 10 | |
| 7 | 6 | 3 | 1 | 2 | +8 | 10 | |
| 8 | 6 | 2 | 4 | 0 | +2 | 10 | |
| 9 | 6 | 3 | 1 | 2 | +1 | 10 | |
| 10 | 6 | 2 | 2 | 2 | 0 | 8 | |
| 11 | 6 | 2 | 1 | 3 | +1 | 7 | |
| 12 | 6 | 2 | 1 | 3 | -1 | 7 | |
| 13 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 14 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 15 | 6 | 1 | 1 | 4 | -4 | 4 | |
| 16 | 6 | 1 | 1 | 4 | -6 | 4 | |
| 17 | 6 | 0 | 3 | 3 | -4 | 3 | |
| 18 | 6 | 1 | 0 | 5 | -14 | 3 |
| İmsak | 04:42 |
| Güneş | 06:06 |
| Öğle | 12:17 |
| İkindi | 15:39 |
| Akşam | 18:17 |
| Yatsı | 19:37 |