“İki devlet, tek millet…”
“Kardeşiz…”
“Din kardeşiyiz…”
“Birlikte çok güçlüyüz…”
Bunların hepsi güzel sözler. Kulağa da hoş geliyor. Ama devletler arasındaki ilişkiler yalnızca güzel sözlerle yürümüyor.
Devletler duygularla değil; çıkarları, güçleri, ekonomileri, güvenlikleri ve kendi bağımsız kararları üzerinden hareket ediyor.
Azerbaycan’ın son dönemdeki açıklamalarını görünce bunlar yeniden aklıma geldi.
Önce şunu teslim edelim:
Azerbaycan bizim için kardeş bir ülkedir.
Tarihimiz, dilimiz, kültürümüz ve insanlarımız arasında çok güçlü bağlar vardır. Nitekim İlham Aliyev de eylül ayında Türkiye-Azerbaycan ilişkilerini dünyanın başka yerlerinde benzeri olmayan derecede yakın bir ilişki olarak tanımladı.
Ama…
Kardeşlik ayrı şeydir, bağımsızlık ayrı şey.
Azerbaycan bağımsız bir devlettir.
Kendi eğitim politikasını belirler, kendi hukuk sistemini oluşturur, kendi dış politikasını tayin eder, kendi ekonomik ilişkilerini kurar.
İster başörtüsü konusunda bizim düşündüğümüzden farklı bir uygulama yapar, ister laiklik konusunda daha katı veya daha gevşek bir sistem benimser.
Bu kararları beğeniriz veya beğenmeyiz.
Ama sonuçta karar Azerbaycan halkının ve Azerbaycan devletinin kararıdır.
Bizim yapmamız gereken, kardeşlik adına onların bağımsızlığına tahakküm etmeye kalkmak değil; kendi ülkemizi o kadar güçlü hâle getirmektir ki kardeşlerimizle ilişkimiz emir-komuta ilişkisine değil, karşılıklı saygı ve çıkara dayalı gerçek bir ortaklığa dönüşsün.
Çünkü biz hâlâ zaman zaman devlet yönetimini hamasetle karıştırıyoruz.
“Şunu yaparız…”
“Bunu vururuz…”
“Şöyle uçuyoruz…”
“Böyle kaçıyoruz…”
“Dünyaya meydan okuyoruz…”
İyi de kardeşim;
Ekonomin ne durumda?
Teknolojin ne durumda?
Eğitimin ne durumda?
Hukukun ne durumda?
Savunma sanayinde hangi alanlarda gerçekten kendi kendine yetiyorsun?
Enerjide, dış ticarette, yüksek teknolojide, finansmanda ne kadar bağımsızsın?
Bir ülkenin gücü, televizyon ekranlarında yüksek sesle söylenen cümlelerle ölçülmüyor.
Gücün varsa zaten bağırmana gerek kalmıyor.
Az konuşup çok iş yapmak gerekiyor.
Biz ise çoğu zaman çok konuşup biraz iş yapıyoruz.
Sonra da dünyanın gerçekleriyle karşılaşınca dönüp dolaşıp yine başkalarının kapısını çalıyoruz.
Amerika Birleşik Devletleri'nin gücü ortada.
Çin'in ekonomik ağırlığı ortada.
İsrail'in nüfusuna oranla dünya siyasetindeki ve özellikle teknoloji, güvenlik ve diplomasi alanlarındaki etkisi ortada.
Avrupa Birliği'nin ekonomik gücü ortada.
Biz ise hâlâ birbirimize slogan anlatıyoruz.
Oysa dünya sloganlarla değil, üretimle, teknolojiyle, sermayeyle, eğitimle, diplomasiyle ve kurumsal güçle yönetiliyor.
Azerbaycan'ın son dönemdeki tavrından çıkaracağımız ders de bence burada.
Bakınız, Azerbaycan bir taraftan Türkiye ile ilişkilerini stratejik ittifak olarak nitelendiriyor, diğer taraftan kendi çıkarları doğrultusunda farklı ülkelerle ekonomik ve siyasi ilişkiler kuruyor. Son yatırım forumunda 10 milyar doların üzerinde yatırım anlaşmaları imzalanması da bunun somut örneklerinden biri.
Aynı Azerbaycan, İran'la da “dostluk, kardeşlik ve iyi komşuluk” temelinde ilişkiler geliştirmeye çalışıyor.
İşte devlet aklı biraz da budur.
Kardeşinle kardeş olursun, komşunla komşu olursun, ticaret yapacağın ülkeyle ticaret yaparsın, çıkarın neredeyse orada ilişki kurarsın.
Biz ise bazen “kardeşimiz” dediğimiz ülkenin her kararını bizim kararımız gibi görmek istiyoruz.
Sonra başka ülkeler söz konusu olduğunda aynı ölçüyü kullanmıyoruz.
Mesela İran…
İran'la siyasi olarak anlaşmayabiliriz. Rejimini eleştirebiliriz. Dış politikasının bazı uygulamalarına karşı çıkabiliriz.
Ama sırf mezhep, rejim veya siyasi tercihler üzerinden bütün bir toplumu düşmanlaştırmak başka bir şeydir.
Yemen konusunda da aynı soru sorulabilir:
Neden bazı ülkelere karşı çok sert konuşurken, başka ülkelerin benzer hatta daha ağır uygulamalarına karşı çok daha farklı bir dil kullanıyoruz?
Suudi Arabistan söz konusu olduğunda neden başka bir ölçü devreye giriyor?
Burada mesele Suudi Arabistan'ı veya İran'ı savunmak değildir.
Mesele, ölçümüzün ne olduğudur.
Eğer ölçümüz adalet ise herkese adalet.
Eğer ölçümüz bağımsızlık ise herkese bağımsızlık.
Eğer ölçümüz insan hakları ise herkese insan hakkı.
Yok, eğer ölçümüz “bizim tarafımız” ise o zaman ortada ilke değil, sadece tarafgirlik vardır.
Bence asıl meselemiz de burada başlıyor.
Önce kendimizi düzeltmeden başkasını düzeltmeye kalkıyoruz.
Kendi ekonomimiz yeterince güçlü değilken başka ülkelerin ekonomisini konuşuyoruz.
Kendi eğitim sistemimizde çözmemiz gereken onca mesele varken dünyanın eğitim sistemine akıl veriyoruz.
Kendi hukukumuza güveni tam anlamıyla sağlayamamışken başka ülkelerdeki adaleti sorguluyoruz.
Kendi üretimimizi yeterince büyütememişken dünyaya meydan okuyoruz.
Sonra da bir ülke bizim istediğimiz gibi davranmadığında şaşırıyoruz.
Oysa bağımsızlığın anlamı tam da budur:
“Ben senin kardeşinim ama benim de kendi kararlarım var.”
Bunu Azerbaycan söylediğinde kızmak yerine anlamamız gerekiyor.
Çünkü aynı şeyi Türkiye için de istiyoruz.
Türkiye'nin de başka ülkeler tarafından yönlendirilmesini istemiyoruz.
Öyleyse başkalarının da kendi kararlarını vermesine saygı göstermeliyiz.
Ama bunun da bir şartı var:
Kendi ayaklarımızın üzerinde durmak.
Ekonomide…
Savunmada…
Teknolojide…
Enerjide…
Tarımda…
Eğitimde…
Bilimde…
Hukukta…
Diplomaside…
Her alanda mümkün olduğunca kendi gücümüzü üretmek.
Kimsenin yardımına, himayesine, merhametine muhtaç olmayacak bir ülke olmak.
Çünkü gerçek bağımsızlık, “Bize kimse karışamaz!” diye bağırmak değildir.
Gerçek bağımsızlık, kimseye muhtaç olmayacak kadar güçlü olmaktır.
İşte o zaman “iki devlet, tek millet” sözünün de gerçek bir anlamı olur.
O zaman kardeşlik, bir tarafın diğerine hükmetmesi değil; iki bağımsız devletin birbirine güç vermesi anlamına gelir.
Bizim de artık biraz daha az konuşup biraz daha fazla çalışmamız gerekiyor.
Çünkü dünyada sözün değeri, arkasındaki güç kadardır.
Çok konuşarak güçlü olunmuyor.
Güçlü olarak, gerektiğinde az konuşuluyor.
Bence artık hamasetten çıkıp kapasiteye bakmanın zamanı geldi.
Önce kendimizi düzelteceğiz.
Önce kendi ekonomimizi büyüteceğiz.
Önce kendi teknolojimizi geliştireceğiz.
Önce kendi kurumlarımızı güçlendireceğiz.
Önce kendi insanımıza güven vereceğiz.
Sonra da başkasına akıl vermeden önce, kendi yaptıklarımıza bakacağız.
Çünkü kardeşlik güzeldir ama bağımsızlığın yerine geçmez.
Dostluk değerlidir ama devlet aklının yerine geçmez.
Ve hamaset…
Hiçbir ülkeyi tek başına güçlü yapmaz.
| # | Takım | O | G | B | M | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 6 | 4 | 1 | 1 | +8 | 13 | |
| 2 | 6 | 4 | 1 | 1 | +3 | 13 | |
| 3 | 6 | 4 | 0 | 2 | +7 | 12 | |
| 4 | 6 | 4 | 0 | 2 | +3 | 12 | |
| 5 | 6 | 3 | 2 | 1 | +2 | 11 | |
| 6 | 6 | 3 | 1 | 2 | +10 | 10 | |
| 7 | 6 | 3 | 1 | 2 | +8 | 10 | |
| 8 | 6 | 2 | 4 | 0 | +2 | 10 | |
| 9 | 6 | 3 | 1 | 2 | +1 | 10 | |
| 10 | 6 | 2 | 2 | 2 | 0 | 8 | |
| 11 | 6 | 2 | 1 | 3 | +1 | 7 | |
| 12 | 6 | 2 | 1 | 3 | -1 | 7 | |
| 13 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 14 | 6 | 2 | 1 | 3 | -8 | 7 | |
| 15 | 6 | 1 | 1 | 4 | -4 | 4 | |
| 16 | 6 | 1 | 1 | 4 | -6 | 4 | |
| 17 | 6 | 0 | 3 | 3 | -4 | 3 | |
| 18 | 6 | 1 | 0 | 5 | -14 | 3 |
| İmsak | 04:51 |
| Güneş | 06:16 |
| Öğle | 12:14 |
| İkindi | 15:28 |
| Akşam | 18:02 |
| Yatsı | 19:21 |