Yoğun ve yüksek debili yağışlarda suyun hızla tahliye edilmesi gerekir. Trabzon’un zaten meyilli yapısı da buna müsaittir. Yağmur suyunun önüne binalarla, duvarlarla, yüksek kaldırımlarla engeller konulmamalı; doğal akış yolları açık bırakılmalı ve suyun denize doğru hızla ulaşması sağlanmalıdır.
Bir zamanlar Değirmendere’de, Arafilboyu’nda ve Trabzon’un birçok yerinde yolu yatay olarak bölen mazgallar, ızgaralar vardı. Şimdi bunların büyük bir kısmı yok. Neden kaldırıldılar, bilmiyorum. Zaman zaman arıza yapıyor, kırılıyor veya iyi yapılmadığı için üzerinden araç geçerken aşırı ses çıkarıyordu. Belki bu sebeplerden dolayı kapatılmış olabilir.
Ama bir şeyi gözden kaçırmamak gerekir:
Suya yol göstermeden suyu yönetemezsiniz.
Yolun meyil verdiği taraflara yeterli sayıda ızgara konulsa, hatta her yerde büyük mazgallara bile gerek kalmadan bordür genişliğinde kanallar oluşturulup bunlar altyapıya bağlansa, yağmur suyunun önemli bir bölümü daha hızlı tahliye edilebilir.
Fakat burada başka bir sorun daha var: Mevcut altyapının da bu suyu taşıyabilecek kapasitede olması gerekiyor.
Birçok yerde eğimler doğru verilmemiş, kotlar doğru alınmamış. Suyun önüne, bilinçli veya bilinçsiz, engeller konulmuş. Sonra da bütün bunların sonucunda yaşananları sadece “doğal afet” diyerek açıklamak kolaycılık olur.
Evet, yağış çok yoğundu. Fakat yılların tecrübesi, daha önce yaşananlar ve mühendislik hesapları ortadayken, kısa sürede gelen yoğun yağışın nasıl tahliye edileceği öngörülemiyorsa burada sadece yağmuru suçlayamayız.
Bu, aynı zamanda bir mühendislik ve planlama meselesidir.
Değirmendere’nin bazı bölümlerinde, havaalanında ve Trabzon’un birçok semtinde yaşananları gördük. Hele havaalanındaki tablo ortada.
Burası bir havaalanı.
Böyle bir yerde yoğun yağışın oluşturabileceği su birikintilerini önceden hesaplayamamak, yılların tecrübesine ve mühendislik bilgisine rağmen gerekli tedbirleri almamak kabul edilebilir bir durum değildir.
Çok basit mühendislik hesaplarıyla, doğru kotlandırmayla, doğru eğimlerle, yeterli ızgara ve kanallarla sorunun önemli bir bölümü çözülebilirdi.
Üstelik su şebekesi yenilenirken kanalizasyon ve yağmur suyu altyapısının da elden geçirilmesi için önemli bir fırsat vardı. Ama bunların yerine fiziki bazı güzellikleri ve görünen işleri hizmet olarak sunmak, 21. yüzyılın yerel yönetim anlayışına yakışmıyor.
Yıllardır Trabzon’da bir şeyler yapıldığı söyleniyor ve gerçekten bazı şeyler de yapılıyor. Buna kimsenin itirazı yok.
Ama ortada hâlâ çok temel sorunlar var.
Birçok sokak hâlâ patates tarlası gibi. Birçok yerde rögarlar ve yağmur suyu tahliye kanalları gerektiği gibi çalışmıyor. Şebeke yenilenmesine rağmen zaman zaman sular kesiliyor. Yağmur yağdığında bazı bölgelerde yollar göle dönüyor.
Bunları vicdan sahibi, topluma ve millete karşı sorumluluk hisseden yöneticilerin görmesi gerekiyor.
Ama sadece yöneticiler değil, vatandaş da üzerine düşeni yapmalı.
“Bizdendir, bizden değildir” diye bakmadan, hangi partiden olduğuna, hangi belediyenin yönettiğine bakmadan eksik gördüğüne eksik, yanlış gördüğüne yanlış demeli.
Çünkü vatandaşın görevi belediyeyi savunmak değil, hizmetin doğru yapılmasını talep etmektir.
Bunun çok basit bir örneğini günlük hayatta yaşıyoruz.
Yoldaki bir çukuru gösterdiğimde bazı arkadaşlar hemen:
“Buraya hangi belediye bakıyor?”
diye soruyor.
İşte bütün mesele aslında burada.
Hangi belediyenin baktığı önemli değil. Önemli olan, o çukurun giderilip giderilmediğidir.
Bir hizmetin eksikliği, hangi siyasi görüşten olursa olsun eleştirilmelidir.
Çünkü eksikleri savunmak, yanlışları görmezden gelmek ve her problemi “doğal afet”, “şanssızlık” veya “başka belediyenin işi” diye geçiştirmek, aslında vatandaşın daha iyi hizmet almasının önündeki en büyük engellerden biridir.
Vatandaş talep etmezse, yönetici de çoğu zaman eksikliği sorun olarak görmez.
Oysa bizim yapmamız gereken çok basit:
Kim yaparsa yapsın, doğru yapılanı takdir etmek; kim yaparsa yapsın, yanlış yapılanı söylemek.
Çünkü mesele belediye değil.
Mesele şehir.
Mesele hepimizin yaşadığı Trabzon.
Ve mesele, yağmur yağdığında suyun nereye gideceğini önceden düşünmek kadar basit bir sorumluluğu bile yerine getirip getirememektir.
Kaynak
ekotime.net
Editör
Mustafa Aydın
86
okunma