|
Tweet |
Geçen gün seksenine merdiven dayamış bir Hacı abimize rastladım.
"Nasılsın Hacı abi, hal keyifler nasıl?" dedim.
Şöyle yüzüme derin derin baktı. Benim birçok şeyi eleştirdiğimi bildiği için acı acı gülümsedi.
"Ula, dedi... Rüyamda görsem inanmazdum.
Apo'ya söveceğum, korkayrum MHP'lilerden... Kılıçdaroğlu'nu eleştireceğum, çekiniyrum AKP'lilerden...
Ula, ha bu düştuğumuz hallara bak!"
Bir ömür yaşamış bir insanın, birkaç cümleye sığdırdığı şaşkınlıktı bu.
Bir başka arkadaşımızla çay bahçesinde karşılaştık. Bir çay içimi sohbet ettik.
O daha da dertliydi.
"Fuhuş arttı, sanal kumar arttı, faiz arttı, ahlaksızlık arttı. Üstelik bunların hepsi o çok güvendiğimiz muhafazakârlar döneminde oldu. Her şey tersine döndü. Artık neye inanıp inanmayacağımızı şaşırmaya başladık."
Sadece ekonomiyi değil, vicdanları da sorguluyordu.
Bir başka arkadaşımızla sosyal hizmetler üzerine sohbet ediyorduk.
Bir ara durdu ve tek cümlede koca bir raporu özetledi.
"Bu dönemde deliye ve ölüye verilen hizmet biraz da diriye verilse keşke..."
Ama galiba en unutamadığım sohbet, yıllardır tanıdığım yaşlı bir müşterimizle yaptığım konuşmaydı.
"Nasılsın Hasan Aga?" dedim.
"Nasıl olayım?" dedi.
"Sadece ölmek ucuza...
Belediye cenazeni bedavaya kaldırıy.
Marketlere sadece seyretmek için girebilirsin.
Suyu evdeki musluktan değil, neredeyse cami şadırvanından içebilirsin.
Tuvalet kâğıdını bırak kıçına, yüzüne bile sürmeye kıyamazsın.
Yeme, içme ve sıçma... Bize da sorun getırma diyler gardaşum..."
Gülümsedim...
Sonra düşündüm.
Çünkü bazı cümleler önce güldürür, sonra insanın boğazına düğümlenir.
Aslında bu sohbetlerin hiçbiri haber değeri taşımaz.
Ne "son dakika"dır ne de televizyonlarda saatlerce tartışılır.
Ama memleketin nabzını en doğru onlar tutar.
Çünkü insanlar, anket şirketlerine söyleyemediklerini bazen bir bardak çayın yanında söyler.
Gazetelere manşet olmayan nice cümle, aslında bu ülkenin gerçek manşetidir.
Bugün insanların derdi sadece geçim değildir. Asıl yorgunluk; güven duygusunun aşınması, değerlerin yer değiştirmesi ve dün doğru bildiğimiz birçok şeyin bugün tartışılır hâle gelmesidir.
Velhasıl...
Ben uzun yıllardır memleketi televizyonlardan değil, insanların yüzünden okumaya çalışıyorum.
Çünkü ekranlar bazen gerçeği gizler; ama yorgun bir emeklinin bakışı, bir esnafın iç çekişi, seksenlik bir hacı amcanın, "Ula, ha bu düştuğumuz hallara bak!" sözü kolay kolay yalan söylemez.
Belki de bu yüzden, bu ülkenin en doğru analizleri; televizyon stüdyolarında değil, bir çay ocağında, bir kahvehanede, dükkân önünde edilen birkaç dakikalık sohbette saklıdır.
"Çünkü bu memlekette insanlar, kameralar açılınca konuşmayı; çaylar gelince ise gerçeği söylemeyi tercih ediyor."
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Takım | O | G | M | B | A | Y | P | AV |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|
| Tarih | Ev Sahibi | Sonuç | Konuk Takım |
|---|