Bugun...


Mustafa Aydın

facebook-paylas
Satır Arasındaki Kayıp Nesil
Tarih: 21-04-2026 10:53:00 Güncelleme: 21-04-2026 10:53:00


Satır Arasındaki Kayıp Nesil

 

​Televizyon ekranlarını kuşatan o meşhur "reyting canavarı" aslında sadece bir sonuç; asıl mesele, toplumun ruhuna hangi tohumların serpildiği. Bugün kumandayı elimize aldığımızda karşımıza çıkan manzara hep aynı: Belinde silahıyla adaleti kendince dağıtan mafya bozuntuları, feodalizmin karanlığını "ihtişam" diye pazarlayan aşiret dizileri ve şiddetin her türlüsünü estetik bir ambalajla sunan yapımlar.

 

Bize dayatılan gerekçe ise çok basit: "Halk bunu izliyor, reyting alıyor." Oysa bu, sorumluluktan kaçanların arkasına sığındığı koca bir yalan.

 

Mazinin Aynasından Bugüne Bakmak

​Pek uzağa değil, bir-iki nesil öncesine gidelim. Bu ülkede "Mahallenin Muhtarları", "Süper Baba" ya da "Bizimkiler" izlenirken sokaklarda kimse birbirine silah çekmiyordu. O dizilerde çatışma yok muydu? Elbette vardı; ama bu çatışmalar esnafın dürüstlük sınavı, komşunun komşuya yardımı, bir babanın evladına karşı merhameti üzerine kuruluydu. Milyonlar bu dizileri nefes almadan izliyordu.

 

Demek ki mesele sadece "reyting" değil. Mesele, topluma neyi empoze ettiğinizdir. Siz ekranları şiddetle, entrikayla ve ahlaki yozlaşmayla doldurursanız; toplumu da o yönde manipüle etmiş olursunuz. Bir toplumu dönüştürmek istiyorsanız, önce onun hayallerini ve izlediği kahramanları değiştirirsiniz.

 

Bugün yönetim kademelerinden duyduğumuz en gür seda "ahlaklı ve imanlı nesil yetiştiriyoruz" sloganı. Ancak bu idealin yansımasını sokaklarda aradığımızda karşımıza çıkan tablo oldukça düşündürücü. Eğitim sistemini şekillendirenlerin, denetleyici kurumların ve iktidarın sorumluluğu burada devreye giriyor. Bir ülkeyi yönetmek, sadece ekonomik verilerle veya idari atamalarla sınırlı değildir; o ülkenin kültürel ve ahlaki ikliminden de bizzat sorumlusunuzdur.

 

 

Sokaklara çıktığınızda görüyorsunuz: Sadece dış görünüşe, yani "vitrine" odaklanmış bir muhafazakarlık anlayışı, ruhu beslemeyi unutmuş durumda. Başörtüsünü veya dini kimliği sadece birer görsel sembol olarak taşıyan, ancak davranışlarında o değerlerin ağırlığını hissetmeyen bir nesil yetişiyor.

 

 

Duraklarda, meydanlarda tanık olduğumuz sahneler, ahlakın sadece "şekilcilikten" ibaret görüldüğünün kanıtı gibi. Elbette özgürlükler baki; ancak eleştiri noktamız özgürlük değil, savunulan değerlerle sergilenen eylemler arasındaki o uçurumdur.

 

​Yöneticileri sadece mezun olduğu okul üzerinden "imanlı" diye nitelemek, öğrencileri sadece giyim kuşamıyla "ahlaklı" saymak, günümüz Türkiye'sinin en büyük yanılgısı haline geldi. Ahlak; bir insanın iş yapış biçiminde, adaleti gözetmesinde, sokaktaki nezaketinde ve vicdanında gizlidir. Görselde her şey tamam gibi duruyor olabilir, ancak eylemlere ve yaşanan toplumsal olaylara baktığımızda, o "idealize edilen" neslin nerede olduğunu sormadan edemiyoruz.

 

Eğer bir toplumda liyakat yerine sadece aidiyet, merhamet yerine güç, dayanışma yerine bireysel menfaat kutsanıyorsa; televizyondaki mafya dizisi de sokaktaki ahlaki aşınma da bunun sadece doğal birer sonucudur. Bir ülkenin Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Kültür Bakanlığı'na kadar tüm yetkili organları, "Biz nerede hata yaptık?" diye sormadığı sürece, ekranlardaki o kirli sular toplumun kılcal damarlarına sızmaya devam edecektir.

 

Unutmayalım ki; bir toplumun geleceği vitrindeki süslerle değil, sokaktaki samimiyet ve vicdanla inşa edilir.

 



Bu yazı 22 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS
HAVA DURUMU
YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Takım O G M B A Y P AV
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
resmi ilanlar

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
YUKARI