Kadınların ve çocukların baskı altında tutulduğu, Afganistan örneğinde olduğu gibi kadınların en temel haklarının bile ellerinden alındığı düzenler, din adına savunulabiliyor. İslam adına yönetildiğini söyleyen toplumlarda adalet, huzur ve barış bir türlü tesis edilemiyorsa burada ciddi bir sorun yok mudur?
Asıl çelişki de burada başlıyor. Yüzyıllardır insanlara İslam'dan, daha doğrusu şeriattan başka kurtuluş yolu olmadığı söyleniyor. Ancak o ideal yönetimin ne olduğu konusunda bile ortak bir anlayış bulunamıyor. Geçmişte yaşandığı anlatılan evliya ve ermiş hikâyeleriyle hayalî yönetim modelleri sunuluyor; fakat gerçek hayatta adaletin, huzurun ve eşitliğin hâkim olduğu bir düzen kurulamıyor.
Üstelik halkın bir kısmına, bu dünyada acı çekmenin bir imtihan olduğu, asıl ödülün öteki dünyada verileceği anlatılıyor. Bunu söyleyenlerin bir kısmı ise bu dünyada servetin, gücün ve sınırsız özgürlüğün tadını çıkarıyor. Birilerine dünyada sabır tavsiye edilirken kendilerine ayrıcalıklı bir hayat kuruyorlar.
Oysa Kur'an'ın temel çağrıları arasında adalet, merhamet, hakkaniyet ve paylaşma vardır. İnsanları yoksulluğa, zulme ve çaresizliğe mahkûm edip sonra onlara öteki dünyada cennet vaat etmek, bu değerlerin yerini tutabilir mi?
Sorunun önemli bir boyutu da din adına konuşan herkesi sorgusuz sualsiz âlim kabul etmekte yatıyor. Birkaç ayet ezberleyeni, cübbe giyeni, sakal bırakıp dinî bir görünüm kazananı sorgulamadan otorite kabul ediyoruz. Sonra da bu insanların kendi yorumlarını, hurafelerini ve çıkarlarını dinin değişmez hükümleri gibi başkalarına dayatmalarına izin veriyoruz.
Kendi düşüncesini hak, karşısındakini batıl ilan edenler; kendileri gibi inanmayanları dinsizlikle suçlayanlar, hatta onları ölümle tehdit etmeyi meşru görenler, din adına çatışmayı körüklüyor. Oysa insanın inancını sorgulamak başka, kendi inancını başkasına zorla kabul ettirmek bambaşka bir şeydir.
Belki de asıl mesele, İslam'ın insanlığa ne vaat ettiği değil, insanların din adına ne yaptığıdır.
Müslümanlar akıllarını kullanmadıkça, okuduklarını sorgulamadıkça, din ile din adına üretilen çıkar düzenlerini birbirinden ayırmadıkça bu kısır döngü sona ermeyecek.
Çünkü adaletin olmadığı yerde huzur, merhametin olmadığı yerde kardeşlik, sorgulamanın olmadığı yerde de sağlıklı bir inanç düzeni kurulamaz.
Din adına yüzyıllardır huzur vaat edilip duruluyor, fakat insanlar hâlâ birbirlerinin kanını döküyorsa artık vaatleri değil, yaşananları sorgulamanın zamanı gelmemiş midir?
| # | Takım | O | G | B | M | AV | P |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 9 | 7 | 1 | 1 | +7 | 22 | |
| 2 | 9 | 6 | 2 | 1 | +10 | 20 | |
| 3 | 9 | 6 | 1 | 2 | +14 | 19 | |
| 4 | 9 | 6 | 0 | 3 | +8 | 18 | |
| 5 | 9 | 5 | 1 | 3 | +15 | 16 | |
| 6 | 9 | 4 | 4 | 1 | +4 | 16 | |
| 7 | 9 | 5 | 0 | 4 | +2 | 15 | |
| 8 | 9 | 4 | 2 | 3 | -4 | 14 | |
| 9 | 9 | 4 | 1 | 4 | +3 | 13 | |
| 10 | 9 | 3 | 3 | 3 | +3 | 12 | |
| 11 | 9 | 3 | 3 | 3 | -2 | 12 | |
| 12 | 9 | 3 | 2 | 4 | -2 | 11 | |
| 13 | 9 | 3 | 1 | 5 | -4 | 10 | |
| 14 | 9 | 2 | 2 | 5 | -3 | 8 | |
| 15 | 9 | 2 | 2 | 5 | -6 | 8 | |
| 16 | 9 | 2 | 2 | 5 | -11 | 8 | |
| 17 | 9 | 1 | 1 | 7 | -13 | 4 | |
| 18 | 9 | 1 | 0 | 8 | -21 | 3 |
| İmsak | 05:14 |
| Güneş | 06:40 |
| Öğle | 12:10 |
| İkindi | 15:03 |
| Akşam | 17:29 |
| Yatsı | 18:49 |